Mehmet Beyi hemen herkes tanıdı diye düşünüyorum. Daha önce herhangi bir yazısına denk gelmediyseniz yazının en sonuna diğer yazılarına yönlendiren linkler ekleyeceğim.

Mehmet Bey dün sabah bana bir mail yolladı. Geçen sefer sorulan sorulara, yapılan yorumlara cevap mahiyetinde olan bu yazıyla bence artık onu daha iyi anlayacaksınız. Benim açımdan, bu yazıyı okuduktan sonra bazı boşluklar doldu diyebilirim.

Mehmet Bey'e sözü bırakacağım ama sizler bu yazıdan sonra neler düşünecek, nasıl yorumlar yapacaksınız inanılmaz merak ediyorum. Ben de ilk fırsatta bu yazı hakkında bir değerlendirme yazısı yazacağım.

Sözü Mehmet Bey'e bırakıyorum;

Bu sabah uyanınca nedense başımdan geçen başarısız görücü usülü maceralarım geldi. İçimde de gene sitenize yazma isteği oluştu Nabrut Hanım. Bazen bazı yorumlarda Mehmet Bey’in yazılarından sonra erkekleri daha iyi anladım diyen kişiler oluyor. Bu anlamda şimdi hikayemin tamamını anlatacağım. Böylece somut örneğe döktüğümde bazı şeyleri daha iyi anlayacağınızı sanıyorum. Belki teşhir olabilirim ama gene de anlatmak istiyorum. 

Bu hikayeler yıllar önce ve yakın zamanda başımdan geçmiş olayların kısa bir özeti aslında. Başlamadan önce şunu söylemem gerekiyor. Bu hikayeleri anlattığımda ister istemez içinizde sana söylenen her kişiye gitmişsin sanki gibi bir durum oluşabilir ancak emin olun bu kişilerin aileleri olsun, çevreleri olsun çok ciddi araştırarak gidildi. Hatta ilk gittiğim aileler zaten küçüklüğümden beri tanıdığım kişilerdi. Bunu önbilgi olarak belirtiyim. 
Bu hikayelere gülünebilir. Kendinizi kötü hissetmeyin çünkü ben de düşününce genelde üzülsem de gülüp geçiyorum. 

O zaman başlayalım:

Bundan 6 yıl önce. Üniversite 2. Sınıfta iken sohbetlere gittiğim bir ortamım var. Vaktimi hep böyle çocuklarla ilgilenerek, dini anlamda ve ilmi anlamda kendimi geliştirmeye uğraşarak geçiriyordum. Zamanım okul, çocuklarla ilgilenerek, okuma vs yaparak geçirirken babamlar okuduğum şehire ziyarete geldi. Bu aralarda biz çok yaşlı bir akrabamızı ziyaretten dönerken bana evlenmeyi düşünmek isteyip istemediğimi sormuştu. Hatta bir hanımın ismini bile vermişti. 

Babamın verdiği isim aslında bizim ailecek çok yakın olduğumuz, abisinin benim en yakın arkadaşım olduğu çok sevdiğim bir aile idi. Benim de aklımda olan bir isimdi. Nasıl aklıma düştüğünü ise şöyle anlatayım. Lise yıllarımda bir gün işte en sevdiğim arkadaşımı evlerinden çağırırken kapıyı kardeşi açmıştı. Açtığı vakit abisinin evde olup olmadığını sorduğumda “abim evde değil Mehmet” demişti. Kendi kendime o zaman şöyle sormuştum ya bu kızın ben abisinin arkadaşıyım bu kız bana niye “abi” demiyor sadece adımla hitap ediyor. O an aslında aramızda 1,5-2 yıl fark olduğu aklıma gelmişti. O zamana kadar kardeşimden öte görmediğimi hanıma karşı farklı düşünmeye başlamıştım. 

Neyse aradan yıllar geçmiş. Ben aklımın derinliklerine atmışım, beyin bedava diye. Yıllar sonra babamda aynı kişiyi düşünür müsün diye sorunca mutlu oldum. Ancak olayı geçiştirdim çünkü ben hiçbir işi etraflıca düşünmeden karar vermeyen bir yapıya sahip olduğumdan düşünmeden karar veremezdim. 2-3 ay boyunca düşündüm. Acaba nasıl olur, ne olur. Ben öğrenci halimle nasıl geçinirim, ne yaparım filan diye etraflıca düşündüm. O sıralarda sohbetlere gittiğim zamanlarda nedense hep hocalar da evlilik ile ilgili sohbetler veriyor. İşte gençler erken evlenin, gecikmeyin tarzı sohbetlere denk geliyordum. Evlilik ile ilgili hadisleri duydukça ve özellikle Allah rızası için haramdan sakınmak için evlenenlere Allah’ın yardımı vacip olur mealindeki hadisi duyunca dedim ki ben evlenmek için uğraşacağım.

Annemim memleketin de güzel şirin, bahçeli bir evimiz vardı orada kalıyordum zaten. Ailemin de durumu iyi olduğu için deneyeyim diyip babama açtım meseleyi. Babam en başta biraz nasıl olur diye düşünceye daldı ama sonra bana güvendiğini belirtti. Annemin kabul etmeyeceğini düşünüyordum çünkü askerden sonra evlenirsin diyordu kimi zaman ancak anneme babamla beraber söyleyince o da makul gördü. Tabi hemen karşı aileye söylemek için giriştik.
Bu olayı biraz uzun tuttum ama hani her şeyin temeli bu olayla beraber atıldığı için.... Bundan sonra ki olayları daha kısa özet geçiyorum. 

Hikayeye başlıyorum:

1-İlk kez görücü için irtibata geçerken sağolsun babam ben konuşurum diye dediğim hanımın babasını aradı. Benim küçüklüğümden beri tanıdığım çok sevdiğim bir amca tabi kızın babası. Babam meseleden bahsettiğinde hevesli bir şekilde cevap vermiş hatta bende kendi oğluma (en yakın arkadaşım oluyor) erken evlenmesi için tavsiye ediyorum diye konuşmuş babamla. Kendi kendime mutlu oldum ancak annesi olaya çok karşı çıkmış çok erken demiş. Biz bir hafta bekledik. Reddedecekleri gün ben rüyamda aslında nasıl reddettiklerini dahi gördüm. Daha sonra hanımın babası benim babamı arayıp bu işin olmayacağını söyledi. Kızlarına dahi söylemediler. Bize de abisi arkadaşım olduğu için sakın kimseye bir şey söylemeyin diye tembih ettiler. Şu an hala evlerine misafir giderim ama abisi en yakın arkadaşım olduğu halde hiçbir şey söylemedim. (Gönül sır zindanıdır ama bir kez sırrını söyledin mi artık o sır tutulmaz ve zincir vurulmaz-Sadi-Şirazi)
Bu ilk hikaye aslında daha sonraki hikayelerimin çoğunun özeti gibidir. Babanın kabul etmesi annelerin işi bozması. Aslında burada bunu okuyan hanımlar farkında değil ama annelerine sorsalar emin olun anneleri zamanında haberleri olmadan onların pek çok talibini kızlarına söylemeden elemişlerdir. Şu an hala evlenememiş hanımlar annelerine bir sorsunlar.



2-Bu olaydan sonra bir süre ara verdim ve okulumun son senesi gene uğraşayım diye tekrar ailemin tanıdığı yakın çevremizdeki kişilere sorduk. 2. gittiğim aile gene yakın çevremizden bir aile idi. Bu aileye söylediğimizde babası gene muhtemelen kızına söylemedi. Kızının akademik kariyer yapacağını, yurtdışına çıkacağını filan falan söylemiş. Bir şey demedik.

3-Daha sonra kendimize ya biz heralde çok şartlarımızı zorluyoruz daha mütevazi bir aileye gidelim dedik. Annem o ramazan ben itikafta (Ramazanın son 10 gün camiye kapanma sünneti) iken bizim tanıdığımız imam bir hocanın kızını görmüş pek beğenmiş. Bende kardeşi ile beraber camide beraber olduğum için şöyle düşündüm: kardeşi iyi bir insan kendi de iyidir heralde. Bu sefer ki hanım aslında lise mezunu idi. Üniversite sınavını kazanamamıştı. Bende ya bu aile belki kabul eder diye umut ettim. Tabi gene babaya söyledik, onlarda kızlarına söylemişler. Babası biraz ısrar etse de gene kızdan ve anneden red yedik. 

4-Son sınıfa geçmiş annem sağolsun uğraşırken çok yakınımızdan başka bir ailenin kızını söyledi. Ben bu hanımla ilkokulun bazı sınıflarını beraber okumuştum hatta. Bu sefer artık babam aracı gittiği kapılardan başarısız dönünce paşa babamı görevinden azlettim. Bütün yetki ve idareyi sultan anneme devrettim. Artık evlilik işlerini o üstlendi. Bu hanımın babasıyla irtibata geçmek yerine annem önce ben annesiyle konuşayım hep annelerden dönüyoruz zaten dedi. Annem kızın annesi ile, kızın annesi de kızla görüşmüş. Verilen cevap beni ya demek ki bu nedenle de reddedilecekmişim dedirtti. Annesi kızına sorunca kızı şöyle bir yanıt vermiş “ Ben onu 5. Sınıfta görmüştüm, beğenmemiştim. Evet hani kırk yıl düşünsem ne sebeplerle reddedilebilirim diye bu sonuç hiç aklıma gelmezdi.

5-Daha sonraki görücü usulü olayı sohbete gittiğim ortamda karşılaştığım bir olaydan gerçekleşti. Sohbeti veren hocalardan biri beni ve ailemi çok beğendiğinden hafız olan kızını benimle evlendirmek istiyormuş. Tabi aracılardan birine bunu halletmesi için söz söylemiş. Sevdiğim tanıdığım bir büyüğüm aslında bu durumu çaktırmadan hani evlenmek istiyor musun diye soracak bende istiyorum diyeceğim daha sonra o da şu ailenin bir kızı var diyerek dolaylı yoldan halledecek. Tabi sağolsun fevri biri olduğundan bu olayı ağzından kaçırdı kendisi daha sonra da birden aracılık işinden çekildi (bknz: aracı kazası). Neyse daha sonra daha iyi bir büyüğümüz filan işi söyledi bende olur ancak ben bir ihtimal mezun olduktan sonra doğuda görev yapabilirim deyince babası olmaz öyle şey diyip o işi de bitirdi.

6-Bundan sonraki olay ise annemin aklına gelen bir olaydan ileri geldi. Annem ben küçükken benim ne kadar tatlı ve şirin olduğumu her fırsatta anlatır. Hatta beni çok sevdiğinden gidip bir tane daha çocuk yapmaya karar veren teyzelerden bahseder. Ben de hakikaten küçükken çok tatlı bir çocukmuşum. Hem konuşurken hem de böyle hareket olarak çok şirinlikler yaparmışım(Sonra bozmuşuz). İşte gene böyle olaylardan birinde annem gittiği bir misafirlikte ayy ne güzel çocuk, büyüyünce kızımla evlendireyim diyen bir teyze aklına geldi.  Tabi hemen aradı annem teyzeyi. Esprili bir şekilde küçükken böyle bir şey demiştin filan diyerek konuyu açtı sonra da hani talip olduğumuzu söyledi. Canım annem o zaman söylerken ne kadar zorlandığını, sıkıldığını hatırlıyorum. Neyse teyze de olur bir kızıma söyleyeyim demiş. Tabi karşıdaki, hanım kabul etmedi. İşe girecek, okuyacak, akademik kariyer filan yapacakmış. Ben kimseye okumayın diye de bir şey demiyorum bu arada. Yani kişiler elbet okusun ama eşinin yanında okusa ne olur?

7- Bundan sonraki olay da gene annemin aklına bir aile gelmesi ile oldu. Talip olacağımız hanımın annesinin ne kadar edepli biri olduğunu anlatıyordu annem. Kızları da çok güzel filandı diye ekledi. Bende aileme söyledim. Tabi şaşırmayacağınız üzere üniversite okuması gerekiyormuş. Valla ben şaşırmadım. Kimseye de okuyamazsınız diye bir şey söylemedim hatta okumasını teşvik ederdim.

Bu olay bizim bireysel gittiğimiz son aile idi. Bu aileler hep yakından tanıdığımız ailelerdi. Bundan sonraki bütün taliplerime bir aracı üzerinden gidebildim çünkü birebir tanıdığımız kimse kalmamıştı. Zaten bundan sonra artık reddedildiğim rakamı da kaçırdım.

Üniversiteden mezun oldum. Akademik kariyer düşündüğümden hemen yüksek lisansa başvurdum. Bu süreçte işte aramaya çalışıyordum. Aynı zamanda birkaç aracıya da başvurdum. Aracı olduğumuz kişiler yakın çevremizden olduğundan bize hep ilk talip olduğum kişiyi söylüyorlardı(bknz. 1. Olay) çünkü aileler çok uygun, işte çevre çok uygun ancak bizde hep onlar kabul etmedi diyorduk. 

Gene birkaç aracı olayından sonra benim küçükken de sevdiğim bir akademisyen teyzeye annem söyledi. O hanım teyze de ilk olarak en başta talip olduğumuz kişiyi söyledi. Annem de olmadığını hatta kızlarına bile söylenmediğini belirtti. Kızın kendi öğrencisi olduğunu istersek hani söyleyebiliriz filan dedi. O zaman dedim ki “yok” çünkü annesi zaten ilk talip gittiğimizde aylarca annemle arkadaşlığını kesmişti. Gene böyle bir olaya gerek olmadığını söyledim. Zaten sonradan öğrendim ki okuldan bir arkadaşı ile nişanlanmıştı.

Sonraki aylarda akademisyen teyze etrafına bakmış ama işte artık kızlar evlenmek istemiyor nihai sonucuna ulaşmış. Gene de bir öğrencisine söylemişti. Büyük başörtülü, çok mütedeyyin bir kız. Ailesini de uzaktan tanıyormuşlar. Ben olur dedikten bir süre sonra hemen başka bir teyze daha bu kızı aracıya sormuş. Ben talip olduktan sonra doktor bir çocuk da talip oldu aynı zamanda. Olmazsa bana haber edin demiş. Neyse daha sonra ben hanımı nasıl görürüm diye düşünürken fotoğrafını göremedim ama mezuniyet törenini bulup gördüm. Orada görünce tesettürünü duruşunu çok beğendim. 

Bu süreçte şunu belirtmeliyim. Bir erkek olarak en sevmediğim husus görücü usulünde uzun süre sebepsiz bekletilmek oluyor. Aklınızda acaba ne oldu, ne diyecekler diye hergün düşünmek ve sonunda red cevabı alabilecek olmak çok yoruyor. Biz söyledikten sonra 1,5 ay geçmiş ve karşı taraftan bir haber gelmemişti. Bana çevremden seni bize sordular bizde çok iyi çocuk dedik vs gibi haberler geliyordu. Yani hakkımda iyi şeyler söyleniyordu. 1,5 ay sonra heralde doktor kişinin olduğu taraf dayanamamış olsa gerek ki bize şöyle bir red cümlesi geldi. İşte kızımız bulunduğu şehirden ayrılmak istemiyor, yüksek lisans, projeler falan düşünüyor. Bunu dedikten 2 ay sonra nişanlandı. Demek ki millet bana gelince proje ve akademik kariyer yapası geliyor. Ablam olaydan sonra aynen şöyle dedi “ kardeşim annesi sana dükkanın önünü kapama, çekil demiş, neyse takma kafana, boş ver”.

Böylece mesleğim olana kadar bir daha kimseye talip olmadım. Mesleğim olduktan sonra çevremde sevilen biri olduğum için birden büyüklerim, tanıdıklarım hemen bana aracılık yapabileceklerini söyledi. 

Sağolsun bir büyüğümün aracılığını kabul ettim. Daha sonra konuştuğumuzda bana dediği şu idi çok kişi var ama işinin bulunduğu ilden dolayı aileler kabul etmiyor. Babalar olabilir diyor ama anneler direk reddediyorlar diye belirtti. Kime gitti isem aynı şeyi söyledi diye ekledi. Bu arada kızların haberi bile yok tabi olaylardan  Bir süre daha denedikten sonra bu kanal aracılığı ile olmayacağını anladığım için amcaya çok teşekkür ederek vazgeçtim.

Bir sevdiğim arkadaşıma söylediğim zaman oda eşi üzerinden pek çok aracılıkta bulundu ancak gene bulunduğum il sebebi ile reddetmiş gittikleri kişiler. Bana tavsiyesi şöyle idi. Yaşadığın ili söyleme, kızın gönlünü alırsın sonra söylersin yaşadığın ili diye belirtti. Ben dürüst oynamayı tercih ettiğimi ve doğru olmayacağını yarın öbür gün bunun evlilikte bir sıkıntı olacağını söyledim. Zaten bugün ki halim de dürüst oynadığımdan.

Bulunduğum ilde sağ olsun bana yardım eden kişiler de oldu. Onlardan biri de doktor bir büyüğüm idi. Memleketlerinden bir kızı söyleyerek şöyle demişti. Yani bizim memleket muhafazakar kişiler, kızlarını dışarı vermezler ama bu amca açık görüşlü biri. Diyeceğimiz hanımın ablasını Avusturalya’ya gelin verdiler demişti. Bende sevinmiştim tabi belki şansım olur diye. Tahmin edeceğiniz üzere gene olmadı.

Geçen belli zamandan sonra bir gün yaz vakti otururken çok sevdiğim yaşlı bir amca aradı. Tanıdığım, sevdiğim bir amca idi. Eşi vefat etmiş. Bana dedi ki eşim senin için bu çocuk çok iyi çok farklı bir çocuk derdi. Onun hatrı için eğer izin verirsen ben sana aracı olmak istiyorum dedi. Bende kabul ettim. Daha sonra 4-5 aileye gittiğini, kızların hep okumak istiyor, senin yaşlarında kimse yok. Kime gittiysem aile olarak kabul etmiyor diye belirtti. Bende alışkın olduğum için Allah razı olsun diyerek teşekkür ettim. Zaten tez, o, bu şu vaktim az olduğu için onlara yoğunlaşayım dedim. 
İşte benim 6 yılımın macerası da böyle. Buraya yazdıklarım genellikle duygularımla ilgili idi. Bunlar ise yaşadığım gerçek olaylar. Bazen burada okurken kişiler anı yaşa gibi, başka işlerle uğraş diyorlar. Zaten ben vaktimi çok farklı işlerle geçiren biriyim. İşimin yoğunluğu dışında yaptığım tonla aktivite var.

Anı yaşamaya gelirsek evet anı yaşamayı da tercih edebilirdim. Geçenlerde gelen sinemaya gidelim mi diyen güzel kızla sinemaya gidebilirdim. Bana markette “ne tatlı şeysin sen öyle” diyen kızla anı yaşayabilirdim. Mailime mesaj atıp seni unutamıyorum, ilk gördüğümde âşık oldum diyen kızlarla (evet kız değil, kızlar) anı yaşayabilirdim. Bahanemde hazırdı. Hayırlı, edebli yolu seçtim. Sonuçta ne kazandım?  Hem bunları buraya yazmama gerek kalmazdı. Şu an mutlu bir şekilde dışarıda sinemada, kafede el ele tutuşur, sohbet eder, gönül eğlendirirken bunları düşünmem de gerekmezdi. 

Keşke eskiler gibi içime atıp hiç söylemesem, deryaları yutsam ama gıcıkm çıkmasa ama derdimi hem anlatmak hem benim gibi kişilerin anlaşılmasını istiyorum. Ayağım kaymasın diye kendime hatırlatmak istiyorum. Sabretmekte zorlanıyorum.

İlk evliliğe karar verirken nereden evlilik fikri aklıma doğduğundan bahsetmiştim. Şu an farkediyorum ki ben çok salak bir çocukmuşum. Fikir ve düşünce olarak bu kadar saf düşündüğüm ve çevremde hayırlı bir şey olacağını düşündüğüm için. Sadece hırslı olanların kazandığı bir dünyada iyi niyetli olanların da bir şansı olabilir diye düşünmüşüm. Denediğim için üzgün değilim. Benim üzerime düşen görev buydu ama umduğum için üzgünüm. 
İlk yazımı yazdığımda altında şöyle bir yorum vardı. Beyefendi muhafazakar olduğu için gezip eğlenmeyi değil erken yaşta evlenmeyi tercih etmiş ancak çağ olarak çok çok yanlış. 

Eğlenilecek kızlarla gezip eğlense idim, daha sonra iyi bir iş sahibi olup, yıllar sonra evim, arabam, vs. olduktan sonra eğlenilecek kızları kenara atıp evlenilecek bir kızla evlenseydim evet toplum ve çağın nezdinde daha doğru olanı yapmış olurdum. Yukarıda ki başarısız görücü görüşmelerini de yaşamamış, bu kadar gönlümde kırılmamış olurdu. Çevremde kimle konuşsam dini anlamda çok hassas bireylerde bile geçmişte bir sevgili olayı yaşamış. Bende bir kızın bile elini tutmadım. İlk kez elini tutacağım kız eşim olacak diye salak gibi seviniyorum.

Evet benim hikayem böyle Nabrut hanım. Gene de ümütli miyim diye sorarsanız evet ümitliyim çünkü Allah’tan ümit kesilmez. Ümitsizlik Müslümana haram zaten. Bu yaşadıklarımın hepsinin de bir hikmeti olduğunu düşünüyorum. Sadece istiyorum ki ben ve benim gibi olan kişiler anlaşılsın. 


Yazarın Diğer Yazıları
Evde kalmış bir erkek
Evde kalmış erkekten cevap var

Evde kalmış erkekten bir cevap daha. 
Evde kalmış bir erkekten yeni bir mail