Görücü Usulü Evlilik Hikayeleri "İstanbullu Gelin" - Nabrut Fıdıllıoğlu

Son Yazılar

26 Aralık 2017 Salı

Görücü Usulü Evlilik Hikayeleri "İstanbullu Gelin"

Işılay Hanım kendi yolculuğunu anlatmış, son durakta bulduğu evliliği ile hikayeyi de nihayete erdirmiş. 

Bu hikaye nereye gidecek diye okumaya başladım, satırlarda yer yer öz eleştiri vardı. Bazı yerleri okurken "kaderin cilvesine bak be" dedim.

Siz okurken neler hissedeceksiniz, merak ediyorum.

Işılay Hanım'a bu güzel hikayesi için teşekkür ediyor, bir yastıkta kocasınlar diye dua ediyorum.

İlkokul yıllarında oldukça popüler bir kızdım. Okul bahçesinde sürekli arkamdan yürüyen erkekler olurdu ama bizim dönemimiz çok masumdu o konularda. En fazla .... seni seviyormuş diye sınıfta bağırırlardı o kadar. :) Ortaokulla beraber popülerliğim daha da arttı. Küçük sayılabilecek bir şehirde yaşıyorduk ve artık bir kere bile yüzümü görmemiş çocuklardan dahi teklif alıyordum. Tabii ki bir afet değildim sadece ergendik ve mevzu biraz da sürü psikolojisinden ibaretti sanırım. Ama bende ergendim ve bu ilgi egomu inanılmaz derecede artırdı. Tabiri caizse ileri derecede küstahlaştırdı, biraz da üstüne kibir ekledi. 

Liseye geçtiğimde ise bir anda çok hızlı kilo almaya başladım. Lisenin sonuna geldiğimde çoktan 1. seviyede obez idim.Tavanda olan o yersiz özgüvenim paramparça oldu. Lise boyunca hiçbir erkekten teklif almadım. Kendi görünüşümden nefret ediyordum. Kaşlarımı aldırmak istemiyordum, kıyafet almayı reddediyordum, kilolu olduğumu kabullenemiyordum. Markete ekmek almaya dahi gitmek istemiyordum görünüşümden dolayı. 

Sonunda üniversite için İstanbul'a geldim. çevre değiştirmek bana iyi geldi. Giyimime dikkat etmeye, saçlarımı fönlemeye, makyaja başladım. ki bunlar benim için inanılmazdı. Lisede yaşadığım çöküşte saçlarımı dahi taramayı bıraktığım dönemler olmuştu. Zamanla spora başladım ve 1-2 sene içerisinde kilolarımdan kurtuldum. Ama ilgiye çok açtım egomun tatmin olmaya ihtiyacı vardı. Ben de boyattım saçları platin sarısının en açık tonuna :) geçirdim ayağıma pazar kahvaltısında bile stilettoları, bastım makyajı. :) 

Hatta bir dönem yeşil lens bile kullandım ki hakikaten yakışmamıştı ya! :))) Erkeklerin ilgisini üzerime çekmeye başlamıştım ama yanlış erkeklerin ilgisini, zamanla saçlarımı boyamayı bıraktım, giyim tarzımı gerçekten bana ait olan bir tarza dönüştürdüm. Bu dönemde bir yandan da çılgın Kore dizisi izliyorum. 

Üniversitede Korelilere benzeyen bir erkeğe taktım kafayı. Ama bende tecrübe sıfır. Bu geçen yıllarda kendimle uğraşmaktan erkekler hakkında hiçbir şey öğrenememişim. Hiç selam bile vermediğim sınıfımdan olmayan platoniğimin masasına gittim şak diye bir arkadaşından numarasını istedim. :) Sanki amerikan filmi çeviriyoruz. Çocuğa da hiç selamsız sabahsız seninle görüşmek istiyorum diye açık açık yazdım çocuk beni tanıyor mu ondan net emin değilim o yüzden bir de kendimi tarif ettim mesajda yanlışlık çıkmasın babında. :))) Çocuk nazik bir şekilde reddetti. 

Ama ben bir kere pandoranın kutusunu açmıştım. Ortaokul platonik dönemini hızlıca atlatmıştım. Şimdi liseli sevgili aşamasına geçmiştim. Deli gibi sevgilim olsun istiyordum. Kantinde barzo gibi kız kesen her haftasonu Reina'da takılan hiç tanımadığım bir tiple sırf beni diğerlerinden daha çok kesiyor diye çıkmaya kalktım ama olmadı. :))) Adamın niyeti sadece kız götürmekti hiç muhatap dahi olmadık. Sonrasında kendi sınıfımdan bir çocukla Whatsapp'dan yakınlaşmaya başladım ama çocuk namaz kıldığımı öğrenince benimle arasına şak diye mesafe koydu. 
Daha sonra uzun zamandır benimle ilgilenen ve namaz kıldığını bildiğim sınıfımdan başka bir çocukla Whatsapp üzerinden mesajlaşmaya başladım. Dediğim gibi erkek arkadaşım olmasına çok odaklanmıştım ve eleme yöntemiyle uygun adamı bulmaya çalışıyordum resmen. Çok safmışım hakikaten bu adam da bana sadece geceleri yazıyordu ama ben kıllanmıyordum. Gece 1'den önce mesaj atmıyordu. Ama cumasını asla kaçırmıyordu, sürekli namaz kıldığından bahsediyordu, zerre aklıma gelmiyordu o yüzden. Benim de yeni yeni dine yakınlaşmam oluyor o dönemlerde. İçkiyi bırakmışım, namaz kılmayı öğrenmişim, düzenli ramazan orucu tutmaya başlamışım, bu konulardan etrafımda bahsedecek kimsem yok, çok hevesliyim. Bir gün bana sonunda cinsel içerikli sayılabilecek bir mesaj attı bende tepki verdim hemen ama anında özür diledi, yanlış anladın vs. dedi. Mal olduğumdan konuşmaya devam ettim. En sonunda bir gece neyin cesaretiyse bayağı bana öznesinin ben olduğum fantezilerini içeren bir mesaj attı. Kan beynime sıçradı mesajları hemen kaydettim, güvenli bir şekilde kopyaladım. Hayatımda kimseye etmediğim küfür ve tehdit içeren bir cevap gönderdim. Şahit olmaları açısından sınıfta üç beş arkadaşa da gönderdim mesajlarını, benim olduğum koridordan bile geçmeye cesaret edemedi mezun olana kadar. 

Ama n'oldu sonunda erkeklerden nefret ettim, soğudum. Kendimi maneviyata adadım, umreye gittim, asla kapanmam derdim ama kapandım ve evlilik niyeti olmadığı sürece kimseyle muhatap olmamaya karar verdim. Birçok görücü usulü görüşmeyi reddettim, bu süreçte iş hayatına atıldım. İki kişi ile görüştüm, ikisi de bana karşı çok olumlu olmalarına rağmen bu görücü usulü görüşmelerimi hiç devam ettirmek içimden gelmedi. Evde kaldığımı kabullendim. Bari en azından kariyer yapayım diye karar aldım. Mevcut işimden ayrıldım daha iyi bir kariyer için. 

Dedim; bak kızım evde kaldın, zaten arıza bir tipsin evlenemezsin sen büyük ihtimalle. İleride kendini suçlayıp depresyona girmemen için her görücü usulü karşına çıkanla bir kere görüşüp öyle reddedeceksin, dedim. Biraz şehir değişikliği yapmaya karar verdim. 

Gittiğim yerde biri var tanışır mısın, dediler. Bende umursama sıfır olur, dedim geçtim. Kim diye sormadım bile. Adamla tanıştık, kafa yapısı tam benim kafa yapım. İlk buluşma da bıy bıy yok evlilik benim için şöyle önemli, o bu mevzularına girmedik bile. Işınlanmadan bile konu açıldı bir ara öyle diyeyim. :)) klasik İsrail geyiği bile yaptık bir ara. Ama bir öğrendim ki adam başka bir şehirden ben İstanbul'dan sanıyorum. Dedim hayatta bir daha görüşmem, taşınmam ben İstanbul'dan. Görüştüğüm kişi de kesinlikle şehir değiştirmek istemiyormuş. Bu yüzden kaç kişiyle olmamış. Ama görüşmeme kararı aldıktan bir gün sonra sabah uyandığımda uzun bir mesajla karşılaştım. İstanbul'a taşınmayı kabul ediyordu. Ama benim devreler geçen yıllarda yanmış. Başka şehirden sırf benimle görüşmek için gelen adama ben öyle arka arkaya görüşemem, sen git sonra gel dedim. :)) 

İlk bir ay boyunca telefonda konuşmayı reddettim erken, dedim. :)) İlk iki üç ay kesinlikle o aramadan aramadım, mesaj atmadım. En sonunda kendi ayaklarımda gittim, bir kere bile lafı açılmadığı halde senin olduğun şehre ben geleyim, dedim ve evlendik. Hayat insana ne getirir bilinmez ama mutluyuz, elhamdülillah. 


Not: Siz de hikayenizi bizimle paylaşmak isterseniz ki çok mutlu oluruz, nabrutvebiz@gmail.com adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz.





10 yorum:

  1. Erkekler konusunda yaşadıkları ibretlik gerçekten :)

    YanıtlaSil
  2. Bu evlilik hikayeleri fikri kimin aklına gelmiş bilmiyorum ama çok iyi bir fikirmiş:) Hiç sıkılmadan okuyorum. Bu ablamızın da hikayesi çok ilginçmiş. Direkten dönmüş demek, neyse ki sonradan kurtarmış kendini garip tiplere koşmaktan xD Allah hakkında hayırlısını versin inşallah, bir yastıkta kocatsın:) 2 gündür okumaya başladım bu bloğu, internette bu sekmeyi kapatmıyorum bile ara ara açıp yazıları okuyabilmek için xDD

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fikir bana ait o yüzden teşekkür ediyorum :)
      Amin...
      Ne mutlu aramıza birisi daha katılmış Her zaman bekleriz. Hoş geldin

      Sil
  3. vaov cidden ne hikayedir o öyle :D aşırı heyecanlı :D böyle mutlu sonlu hikayeleri okumak insanlara umut veriyor cidden
    bu çiftimize ve sana Nabrutcum ve okuyan herkese mutluluklar dilerim ben de :D bakalım bizim sonumuz nolacak evde mi kalcaz yoksa sana atabileeğimiz hikayelerimiz olacak mı herkes için hayırlısı olsun İnşallah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım yakın zamanda senin hikayeni de okuruz ^^

      Sil
  4. Allah korumuş , çok ilginç insanlarla karşılaşmış ^^

    YanıtlaSil