Çok eskilerden tanıdığım bir arkadaşım bugün hikayesini anlatacak bizlere... Çok fazla detaya inmek istemiyor, onun güzel satırlarına geçiyorum.

"Nabrutçuğumu çok uzun zamandır takip ediyorum. 2010 yılından beri olabilir. Tam bilemedim şimdi. Kore dizi filmleri derken Evlilik Hikâyeleri kısmıyla beni benden aldı. Hepsini severek okudum. Okumaya da devam ediyorum. Başkalarının hayattaki önemli kararlarını ya da hatalarını okumak, onlardan ders çıkarmak çok güzel. 

Benim de size anlatacağım bir hikâyem var. Bu arada adım Gizem.

O meşhur şehir Adana'da yaşıyorum 😂 Televizyonlarda gördüğünüz kişilerden değilim ama. Üniversite için İstanbul’a gittim, bitince geldim. 1 yıl KPSS çalıştım. Olmadı. Ertesi yıl özel sektörde çalışmaya başladım. Bu sürede eski arkadaşlarımla yeniden görüşüyoruz, buluşuyoruz. Yeni mekânlar keşfediyoruz. Bir kafe var. Henüz açılalı 1 yıl bile olmamış. Adı da Hayyam Kitap Kafe. İlk gittiğim anda nasıl sevdim nasıl... İçime bir his doldu. Hayatımın aşkıyla burada tanışacağım, dedim. 

İşte bundan birkaç ay sonra bir gün bir arkadaşımla orada buluştuk. Sohbet muhabbet filan derken arkadaşımın iş arkadaşları bir şey sormak için yanımıza geldi. Oturdular, iki erkek. Ben hiç oralı değilim. Çünkü ikisi de sigara kullanıyor. İçlerinden birisi İstanbul’da gitmiş üniversiteye. Hatta aynı semtte oturmuşuz. Aramızda birkaç sokak varmış filan. Hatta abimin arkadaşının evinde kalmış ilk birkaç ay. Şaşırıyorum tabii ama devamı yine yok benim için. Bir yarım saat oturup kalkıyorlar. Arkadaşıma diyorum ki;


Sigara içenle asla olmaz!


Büyük konuşuyorum tabii ki! İçlerinden birisi arkadaşımdan numaramı istiyor. Verse mi vermese mi derken numaramı veriyor. O da mesaj atıyor. Başta ben normal arkadaş modunda olsam da... Konuştukça bakıyorum ki bayağı entelektüel birisi. Filmler, kitaplar, şiir filan... İnanılmaz ilgili, düşünceli. Kitap okuma etkinliği var, oraya davet ediyorum. Gelirim, diyor. Arabasına biniyorum, en sevdiğim sanatçılardan birisi; Edith Piaf çalıyor. Ben mest! Herkes bilmez Edith Piaf'ı filan diyorum. Zaman geçtikçe bir ilişkinin içinde buluyorum kendimi. Hayatimin aşkını bulmuşum. Bana şiirler okuyor, romantik sözler söylüyor. Filmlerden kitaplardan konuşuyoruz. 


La vie en rose bizim şarkımız olsun, 

diyor. 

Dolunayın olduğu bir gecede la vie en rose eşliğinde dans ediyoruz. Beni çok sevdiğini söylüyor.


Sen beni bırakmazsan ben seni asla bırakmam,

diyor. 

Her şey fazlasıyla romantik. Hayatımın aşkını bulacağımı hissettiğim kafede tanıştık onunla. Dualarımdaki gibi her şey. Çok düşünceli. Beni önemsiyor. O kadar işinin arasında geç mesaiye kalsa bile benim görmeyi çok istediğim filme gidiyoruz filan. Her şey işaretlerle dolu. Ve hepsi onu gösteriyor. Bulutların üzerindeyim. 



Derken... Sonra... İlişkinin üzerinden 5 ay geçiyor. Gün içerisinde mesaj atmalar azalmaya başlıyor. Daha az arıyor. Müsait değilim, işim bitince seni ararım, diyor ama aramayı unutuyor. 


Hayatının önceliği kesinlikle ben değilim,

Dediğimde,


Haklısın, ben çok bencilim

cevabını alıyorum. 

İş arkadaşlarının bir kısmı beni biliyor ama patronundan köşe bucak kaçıyoruz. Ailesi asla beni öğrenmemeli moduna geçiyor. İlgi yavaş yavaş azalıyor. Seni çok seviyorum, dedikten birkaç gün sonra ben tatile çıkıyorum. O sevdiğini söyleyen adam ben mesaj atmazsam atmıyor. Sonra döneceğim dediği halde aramıyor. 32 saat boyunca 2 mesaj ve 2 aramasına dönmediğim için; 


Bu zamana kadar dönmedin. Bundan sonra da dönme. İyi günler!

diyerek ilişkiyi bitiriyor. Hem de bir mesajla. Kısa bir telefon konuşmasında ben ilişki sorumluluğu alamıyorum, diyor. Hakkını yemeyeyim, bu esnada ailevi sorunlarla da uğraşıyormuş. Yaşadığı sorunlar silsilesinde ilk bıraktığı ben oluyorum. Üzerinden bir yük kalkıyor. Bunca romantik anlar ve sözler bir mesaj ile çöpe gidiyor.
Bizim ayrıldığımız hafta tanıştığımız kafe de kapanıyor.

Yani her şey bitmeye mahkûmmuş. Bunların hepsi işaret, dediğim her şey boşa çıktı. Önemli olan işaretler değilmiş. Ben onlara işaret diye anlam yüklemişim.

Kendime gelmem 6 ay sürdü.

Aşka inanıyor muyum? Bilmiyorum. İnanmak istiyorum."

Blog Sahibinin Notu: Başlık ile biraz ters köşe yaptım sizi ama idare edin. :)
Ayrıca Allah güzel arkadaşımın bahtını da güzel etsin! Amin.

Not: Siz de hikayenizi bizimle paylaşmak isterseniz ki çok mutlu oluruz, nabrutvebiz@gmail.com adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz.