Cumartesi günü Kıbrıs'a dönüyorum, uçaktayım. Koltuğuma oturdum. Yanıma iki tane Bey Amca oturdu. 

Tavırlarından alt kültür olduğunu düşündüm. Ne yalan söyleyim, Allah biliyor. Ben cam kenarındayım ortadaki amca da sağındakine telefondan bir video açtı, izletiyor. Hani sonradan telefonu olan, sonradan internete ulaşan amcaların telefona olan bilgisizliği ama düşkünlüğü vardır ya, hah işte aynen öyle bir durum seziyorum. Hatta ortadaki amca bir ara diyor ki; işte profesyonel çekim yapamıyoruz, çok amatör çekimler...

Telefondan ne izliyorlar bakmıyorum, öyle kafasını uzatıp yanındakinin kitabını okuyan tiplere tepki olarak özellikle gözlerimi kaçırıyorum ama video izleme süresi uzayınca da istemsizce gözüm değiyor ve videoda bir ağzın içini görüyorum. 

Evet, ağzın içi. 
Herhalde çocuğunun dişlerini yaptırmış onu da amatörce çekmiş ve arkadaşına gösteriyor, diye düşünüyorum.



Neyse, uçak kalkıyor ama üşüyorum ve hostesi çağırıp bir şal istiyorum. Ben şal isteyince üşüdün mü diye şaşırıp yanımdaki amca diyor ki, her yerini de örtmüş ama neden üşüdüyse!

Allah, diyorum! Bu yolculuk inanılmaz eğlenceli (!) geçecek. Sonrasında öğrenci misin, Kıbrıs'a neden gidiyorsun gibi sorularla başlayan uzun bir sohbete koyuluyoruz.

Kıbrıs'ın mevsimlik işçisi sandığım amca A. Üniversitesinde dekanmış, yanındaki amca da profesörmüş. Çene Cerrahisi uzmanlık alanlarıymış ve bir kongre için Kıbrıs'a gelmişler.

O bana her yerin örtülü diyerek bağnazlık etti ama ben de onu işçi sandığım için bir bir berabere kaldık. Hem onun beni dış görünüşümle yargıladığına ve tesettürüme böyle laf uzatmasına kızdım hem de kendime, bir insanı dış görünüşüyle yaftaladığım için!

Bir saatlik uçuş süresince kendimden babamın işi sebebiyle Kıbrıs'ta bulunduğumuzdan bahsettim, babamdan bahsedince ye kürküm ye misal bana olan tutumu değişti, konuştukça da bence her yerimi örtmüş olduğumu görmeyi bırakıp kafamın içinde yanan ışıklara odaklandı. 

Yani demem o ki, insanlara olan ön yargılarımızı yıkıp birbirimizi ne zaman giydiklerimizle değil konuştuklarımızla değerlendirmeye başlayacağız, bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var ki ben profesör amcaya bir profesöre benzemediğini asla ifade etmezken o beni rahatça giydiklerimle yargılayabildi.

Neden?