Bu hafta "Almancı" kuzeniyle evlenen Sibel Ünalmış'ın evlilik hikayesini okuyacağız.
Çok akıcı bir üslupla kaleme aldığı bu güzel hikayeyi öyle heyecanlı bir yerde sizi sıkarım diye bırakmış ki; rica ettim bizim için devamını da yazacak.

Sizi o güzel hikayeyle baş başa bırakıyorum.

"Küçüklüğümüzden beri evimizde hep garip garip eşyalar, aletler bulurdum. Masaj aletleri, su geçirmeyen kumaşlar, kocaman uzunca bir sapı olan ve takır tukur ses çıkartan, yarı otomatik süpürge gibi.

Yapılarına, renkleri bakarak bile bunların Türk malı olmadığı belli oluyordu. Dolasıyla bizde anneme hep soruyorduk;

Bunlar ne? Nereden geldi diye?

İşte bizim çocukluktan kalma 'Hala' efsanemiz böyle başlıyordu.

Hala evet yanlış duymadınız. Bizim Almanya'da yaşayan bir halamız varmış ve zamanın da o getirmiş bu tuhaf eşyaları. 

Kendisini biz hiç görmedik. Sadece anlattıkları kadar biliyoruz.
Babaannemin ilk evliliğinden olan kızıymış ve en son annem bana hamileyken gelmiş. Sürekli bilmediğimiz ama bize tuhaf çikolatalar ve aletler getiren halamızın anılarını dinledik hep babaannemden.

Evde eski bir fotoğrafı var ama daha 15 yaşındayken falan çekilmiş. Babaannem kıyamam hep koynunda saklıyor.
Neyse işte...


Biz büyüyoruz ama hala halamızı görmüş değiliz. Babama destek olmuş bir ara, Almanya'dan para falan savmış ama gelip gitme durumları da yok. Bu esnada ben de 17 yaşıma giriyorum.
O yılın yazında babaannemin kız kardeşinin torunu (umarım anlaşılmıştır) evleniyor. Hep birlikte cümbür cemaat onların köyüne gidiyoruz.

Bende yol boyunca surat yapıyorum anneme giyecek bir şeyim yok diye. Adeta suratım sirke satıyor. Düğüne değil de mateme gidiyormuşum gibi bir hava var.

Neyse gidiyoruz...

Hazırlıklar, yemekler, dönerler, pilavlar, kına ve ertesi gün düğün...
Bir haber geliyor o gece, o meşhur halamız düğüne gelecekmiş, yoldaymış. Babaannem başlıyor ağlamaya. Bunca zaman sonra geliş sebebi de şu; halamı meğer teyzesi büyütmüş. Onun hatırına geliyor anlayacağız.

Bizde de bi’ merak oluşuyor sormayın. Şehir efsanesi gibi biliniyor ama gören yok.

Ve o gün öğlen sonra, gelin kuaföre götürülmüşken halam geliyor. Abimle ben hariç herkes koşup sarılıyor. Bir araba öteberi ile gelmişler. Neler neler... Kel ve şişman (aynı zamanda Almanlara benzeyen) bir kocası ve 3 tanede çocuğu var.

Ve... Artık asıl konuya geleceğim. Ortanca oğlunu ilk orada görüyorum. Yok, hemen öyle vurulmuyorum ama gözüme çarpmıyor da değil.

Elini öpüyorum halamın, yan taraftan biri "Cengiz'in kızı" diyor benim için. O an halam beni bir basıyor bağrına sormayın. Sıcacık. Sanki yıllardır tanıyoruz birbirimizi.

Çok seviyorum, hemen de ısınıyorum halama. Giyim tarzı değişik ama şen şakrak. Çok hoşuma gidiyor tavrı. Düğünde bile beni çağırıyor, karşılıklı oynuyoruz.

O an meğerse biri beni izliyormuş. Annesinin yanında ki kızın kim olduğunu merak ediyormuş. Yıllar sonra böyle diyor eşim.
Beni gördükten sonra şaka yollu annesine hep "Bana kardeşinin kızını kaçırma" dermiş. Almanya'ya gittikten sonra hep adım geçmiş konuşmalarında. Eşim unutamadım seni, diyor; İlk defa tatilde Türkiye'ye gidelim diye yalvardım.

Neyse... Yıllar geçiyor ve biz yeni evimize taşınıyoruz. Halamlar bir yaz bize geliyorlar ve halamı görmek isteyenler de bize. Evimiz nasıl kalabalık görmelisiniz. Sonra halam birden o kadar kişi içinde anneme "Sibel'i oğluma verirsen hayır demem" diyor. Annem "Hayırlısı" deyip gülse de halam tekrarlıyor.

"Ben ciddiyim valla diyorum ayol. Alırım oğluma eğer verirseniz" diyor.

O an annem şok tabii.

"Bilmem ki Cengiz (Babam) ne der?" falan konuşma kapanıyor. Daha doğrusu annem öyle sanıyor.

Halam iki gün sonra babamı çağırıp konuşmaz mı? O andan itibaren hayatım değişiyor. Babam bana onlar gittikten sonra diyor. Başta korkuyorum tabi hangi oğlu bilmiyorum. İki oğlu var. Sonradan anlıyorum ortanca oğluymuş.

Bir ay boyunca kendime soruyorum; Ben ne istiyorum? diye. 

Aklıma bu fikir yatıyor. Gönlümde var ama bunu nasıl anlatacağım aileme bilmiyorum.

Bir aydır da kimse sormuyor bana ne düşünüyorsun diye?
Bir ay sonra halam arayıp babama cevabını soruyor ve babam da tamam diyor.

Öyle sanıldığı gibi Almanya'ya gelin gitmedim.


1 buçuk sene nişanlı kalıyoruz, o esnada eşim buraya yerleşiyor. Dilden dile dolaşan bir düğün yapıyoruz.  Diğer tüm kuzenlerim kıskançlıktan çatlıyor. Nişanlılık esnasında neler yaşıyoruz neler, anlatsam roman olur ama sizi sıkmak istemedim."

Not: Siz de hikayenizi bizimle paylaşmak isterseniz ki çok mutlu oluruz, nabrutvebiz@gmail.com adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

Yazı dizisi:

Görücü usulü evlilik nedir?

Görücü usulü evlilik "Usulü"

Görücü usulü evlilik hakkında bilinmeyenler