Birgaripşeyma ile blogumu açtığım ilk yıllarda yollarımız kesişti. Yaklaşık 10 yıldır tanışıyoruz diyebilirim. Uzaktan da olsa birbirimizin büyümesine tanıklık ettik. Mezun oldu, iş aradı, farklı bir kariyer planı yaptı ve şimdi de kendine bir yol arkadaşı arayacak yaşa geldi.

Bu arayışta da başına üzücü bir olay gelmiş ve ibret olsun diye bizimle paylaşmış. Yazısına geçmeden önce size şunu söylemek istiyorum; Şeyma benim tanıdığım en muhteşem insanlardan birisidir. Görmediğim halde net bir şekilde bunu söyleyebilirim size... 

Evlenecek İnsan Nasıl Bulunur?

Sözü Birgaripşeyma'ya bırakıyorum.

Sevgili Nabrut;

Bugünkü yazıdan ilham alarak ben de sana üç haftalık kabusumu anlatmaya karar verdim.

Sevgili genç kızlar uyanık olunuz. Evvela bunu söylüyorum çünkü insanlar cidden korkunç olabiliyor. Bu korkunç tecrübe belki birilerine ilham olur düşüncesi ile yazıyorum. Ben payımı aldım. 
Durum şöyle gercekleşti. Biz bir okulda yatılı eğitim görüyoruz. Erkeklerden birinin dikkatini çekmişim. Sürekli benimle ilgileniyor. İşkillendim ama konduramadım ilk etapta. Sonra kendimi temelli çektim. Sonra bu kimsenin babası vefat edince baş sağlığı diledim ve onun iyi bir insan olduğunu vesaire söyledim. Açıkçası o ara sürekli birlikteliği olan arkadaşlar beni darlayıp duruyordu ve işlerin istemediğim bir yöne kaymasına ben de bir miktar sebebiyet verdim, deli gibi pişmanım. Allah beterinden saklasın, ne diyelim.

Neyse bu okul, şehir değiştirdikten sonra daha yoğun bir baskı altında kaldım. Tamam, dedim ben bu köşeye sıkıştırılmaktan sıkıldım görüşelim, konuşalım, dedim. Sonrası ise facia. Bana sürekli başka hitaplar kullanmaya çalıştı, bana dokunabilmek için nişan vesaire olursa imam nikahı teklif etti. Benim rızam olmadan bana dokunmaya dahi çalıştı. Bana müstehcen imalarda bulundu. Tüm bunlara nasıl tahammül ettim, inanın bilmiyorum. Sadece hafta sonları görüşüyorduk ve ben sanırım üç hafta sonu mutsuzdum.

Tüm bu negatif şeylerin başında da beni ikna etme meselesi bittikten sonra söylediği mezhebinin farklı olduğuydu. Neyse dedim belki ben köprü olurum. Vesileyimdir falan ne korkunç bir düşünceymiş meğer. Aşkı geçtim zaten bu kimseyi sevmiyordum mantık üzere yürümeye çalışıyorum ama yok olmuyordu. İlerde evlenecek olursak diyorum n'olacak? Lütfeder gibi bana sen kendi mezhebini istersen yaşarsın yine de ben sana kendiminkini anlatırım ama inanacağını düşünmüyorum dedi. Başta bana çocuk falan olsa her şey sana kalır derken sonra bana tabii ki ben de kendi mezhebimi anlatırım istediğini yaşar, dedi. En son da karmaşa olur, benimkini anlatırım gibi şeyler söyledi.



Neyse o aşamaya geleceğimi düşünmediğim için habire kaçmaya çalıştım. Laflar soktum ama asla anlamadı. Bana pasif agresif davranarak ondan ayrılmamamı sağlamaya çalıştı. Mesela bir arkadaşımla beni koranadan dolayı eve bırakmayı teklif etti, araç olmadığı ve aşırı ısrar olduğu için kabul ettik ama o kadar agresifti ki, emin değilim ailemden izin almam lazım, dediğim zamanlar bile agresifti. Bana büyük olaylar olmadığı takdirde ayrılamayacağımızı söyledi. Altı üstü konuşalım demem beni onun tapulu malı yapmıştı herhalde. Sonra artık bu mesele Allah'a karşı beni o kadar mahcup ediyordu ki günlerce ağladım. Günlerce tövbe ettim. Hala ediyorum ömrüm oldukça da tövbemden vazgeçmeyeceğim. 

Meseleyi kapattığımı bildirdiğimi her şeye rağmen nazikçe bir mesajla bildirdim. Üç gün sonra başka kızla görüştüğünü işittim. Benim ders kitaplarımı hatayla götürdüğü için kendisinden kitaplarımı arkadaşım aracılığıyla istemiştim. Bana gelen neydi? Kitaplarım artı başka birinin ismi yazan Kuran meali. Ben konuşma esnasında eşim olacak insanın Kur'an'ı Arapça okusun isteyeceğimi söylemiştim. O da meal okuduğunu söylemişti. Kine bakar mısınız?

Sonrasında onun niyetinin sapıkça olduğunu bir daha bana yanlışlıkla dahi bakacak olursa sapıkça algılayacağımı, bir de Kur'an göndererek kendince kurduğu profili kullanmaması gerektiğini söyledim ve engelledim. Birini tavlamak için Allah'ın dinini kullanmak sonra olmayınca öfkeni o şekilde bildirmek ne çirkinlik. Üstelik başkasıyla görüşüyorsun sen, bu ne cüret! Herhalde beni o iyi yüreğiyle hidayete erdirmek falan istedi. 
Pes doğrusu. 

Yani böyle kendimi iğrenç hissediyorum, evet. İnsanların gözünde öyle biriyle anıldığım için aşırı mutsuzum. Aşırı mutsuzum çünkü ben gerçekten böyle şeylerin başıma geleceğini hiç düşünmemiştim. 

Şimdi insanların neden telefon numarası vermediğini anlıyorum. İnsanların neden o şekilde kendilerini korumak istediklerini anlıyorum. 

Umarım affedilmem için bana dua edersiniz.

Diyeceğim son şey şu ne olursa olsun, kimse hakkında size iyi, çok iyi biri, inançlı bilmem ne derlerse inanmayın. Kendinizden taviz vermeyin. Dikkatli olun. Çünkü gerçekten insanların ağzından sevmek kelimeleri, özlemek kelimeleri kolay çıkmamalı. Hele o iğrenç hitaplar. Bana o kadar ısrar etmesinin sebebi sevgi değilse ne idi? Şimdi soruyorum kendime. Cevabı iğrenç.

Açıkçası bu kız meselesini duyana kadar o kadar yolu bizi getirdi Allah hayrını kabul etsin diye dua ediyordum. Tüm o sapıklıklara rağmen evet. Ama tüm söylediği her şeyin yalan olduğunu anlamamı sağlayan şey o haberdi. 

Şimdi düşünüyorum acaba ben bu olayla gerçekten temiz olan kısmetimi tamamen kayıp mı ettim? Ve bu durum beni o kadar üzüyor ki. Allah'tan sadece af diliyorum.

Sadece içimi dökmek istedim. 
Birgaripşeyma'nın sapiklarla imtihani...