Nişanlanınca çok değişti bu Nabrut.
Ayıp bea!
Yıllardır nişanlı kızlarla dalga geç dur, sonra kendin blog bile yazamaz ol. 
Aşktan hep bunlar sayın okuyucu demek isterdim ama yok öyle değil, valla!

Yazmaya ara vermemin birinci sebebi, hani şuradaki yazımda Fadıl Bey'den bahsetmiştim ya biraz, ay bi şımardı bi şımardı, yok dedim daha da yazmam. :)

İkinci sebebi evlenmek için çeyiz falan almamız gerekiyormuş. Hiç haber vermiyorsunuz. Neyse işte, pembe olmayan ne varsa piyasada, toplamaya çalışarak bu hiç hoşuma gitmeyen, angarya gelen alışveriş serüveninin büyük bir bölümünü hallettim.

Ama itiraf etmem gerekirse pembe cezve seti almak zorunda kaldım. Biz eve yollarız bacım, sen seç dediler. Seçtim, baktım pembesini yollamışlar. Gidip de değiştirmekle uğraşamadım. Artık baktıkça pembik gelinler aklıma gelir, mutlu olurum.

Neyse çeyizliklerimi merak ediyorsanız yorum bırakmayı unutmayın ahjgdahgf :D 
O burada değildi, Youtube'daydı değil mi, pardon.

Çeyiz serüveni bitti derken, mobilya falan da almamız gerekiyormuş. Haydaa! Bir ay da ona gezdik mi? Abartmıyorum, bir ay siteler kazan ben kazanın içine düşen zavallı tahta kaşık, yürek burkan hikaye...



Tüm bu eziyetler çerçevesinde Fadıl Bey, peşin satan gibiydi valla!

Ben geziyorum, seçenekleri en aza indiriyorum, beyefendi güzeller arasından en güzelini seçmek üzere teşrif ediyor, şehzadem ya! Bahanesi de hazır, çalışıyor ya, bir şey de diyemiyorum. 

O da bitti, mobilya, beyaz eşya eziyetini de atlattık, e hadi gelinlik beğen dediler. Herkes ayıplıyor, aklında bir model yok muydu? Gelinlik sevmiyorum ki modeli olsun. İlla giymem gerekiyormuş, hatta benim istediğim şöyle a kesim vintage tarzı gelinlikler de bana olmazmış, çok zayıf olduğum için içinde kaybolur, gelinin kim olduğu ayırt edilemezmiş. Çok mutlu olduğumu tahmin edersiniz.

Gerçi artık gelinlik bakmıyorum, biraz göz gezdirmeye çalıştım, hatta twitterdan yazdım sizden yardım da istedim ama işin içinden çıkamadım. Diktirmekten vazgeçerek düğüne yakın bir zamanda gelinlikçiye gidip deneyeceğim, bir tane alıp çıkacağım. Dünyanın en güzel gelini olma hırsım falan yok, olduğu kadar, olmadığı da kadar. Yani, gelinliğe, giyilen elbiselere falan o kadar anlam yüklemiyorum. Hayatta bir kere oluyor, geyiğini de sevmiyorum. Hayatta her anımız bir kere yaşanıyor, kendimizi o kadar kasmaya, en iyi, en güzel diye hırpalamaya ne gerek var!

Gelinlik işini böylece çözüp, hallederiz anne ya diye kadını çileden çıkardıktan sonra nikah, kına, ayakkabı vesaire onlara bakmaya başladım. Bakıyorum hala, hayırlısı inşallah.

Evlilikle ilgili tek sevdiğim şey var ama güleceksiniz, korkuyorum. Beni Burhan'ın Makbulesi olarak hayal etmeniz tüylerimi ürpertse de, evliliğin en sevdiğim yanı gönlümce altın takıyor olabilmek! Tek taşını evlenmeden alan biri olarak, genelde de altın sevdiğimi bilirsiniz. Onun haricinde evlilik süreciyle ilgili tek bir merasimden bile hoşlanmıyorum.



Diğer yandan annem bu aralar benden nefret ediyor, kesin bilgi yayalım. Hahah! Bir an önce evlense de başımı dinlesem diye düşündüğüne eminim. Çünkü sanki evlenecek ben değilim de o gibi. Benim düşünmediğim, düşünmek de istemediğim, gayet üşendiğim tüm detaylarla o ilgileniyor. Hatta dün yakama yapışık beni sarsacak kıvama geldi ki, tamam validem valla girer bi dükkana alır gelinliği çıkarız sen dert etme diyerek teskin ettim. 

Tüm bu koşturmanın arasında bayramı Kıbrıs'ta geçireceğiz, biraz tatil benim de hakkım tabii. (Yazar hiç sevmediği Kıbrıs'a gideceği günleri dört gözle bekliyor, kaçmak mı ne alakası var canım, kötü niyetli olmayın. Haha!)

Yazacak ne kadar çok şey biriktirdiğim şu giriş yazısından bile anlaşılmıştır diye düşünüyorum.

Döndüm ben. Umarım hala bıkmadan yolumu gözleyenler, bana yorum bırakacak birileri kalmıştır.


Nişanlıların Şahı, Nişanlıoğlugillerden Nabrut Fıdıllıoğlu Bildirdi.