Dün aileler hakkında yazdığım yazı üzerine iki farklı ailede yetişen iki insanın bir evde yaşamaya başlaması üzerine bir yorum aldım. Bunu daha geniş olarak bize yazar mısın, diye sordum. Beni kırmadı.

Kadın Karadenizli.
Erkek Çerkez.

İki farklı kültürde yetişen iki insan evlenirse neler olur?

Söz Karadenizli Kadında!


Aslında size eşimle tanışma hikayemi birçok kez yazdım ama sonra vazgeçtim sonra ailelerle ilgili yazınca böyle bir yazı yazmak daha mantıklı geldi. Bu yazı ile Türk insanı ne kadar birbirine benzese de aslında ne kadar farklı olduğunu anlatmaya çalışacağım umarım evlenecek arkadaşlara faydası olur.

Ben Trabzonluyum eski bilinen adı ile Haçka yani adı ile Düzköy annemler orda evlenmiş bana hamile iken İstanbul’a gelmişler. Karadenizli olanlar bilir asla dışarı kız vermek istemezler genelde hısım akraba ile evlendirirler yani en olmadı Trabzonlu olması lazım. Şimdi düşündükçe hak veriyorum gerçekten biz biraz değişik bir milletiz. Anlaşma hususunda çok sıkıntı çıkıyor.

Neyse uzatmayayım eşimle üniversitede tanıştım 6 yıl flörtten sonra da evlendik ailem hiç istemedi ama eziyette etmediler sen istiyorsan iyi ama çok zorlanacaksın dediler nasip demek ki! Alın yazım eşim imiş, çok direttim, evlendik. Enteresan olaylar ondan sonra başladı; aile, yetiştirme farkları, kültür farkları gerçekten çok önemliymiş, sonra anladım.

Eşim aslen Kafkas göçmeni. Doğum yeri İzmir. Çerkezler. Malum Çerkezlerin de çok adeti olur, gelenekçidirler yani. 

Benim şimdiye kadar gözlemlediğim şeyleri anlatacak olursam;

Eşimin ailesi çok sakın munis insanlardır. Biz Karadenizliler ise bir bardak suda fırtına kopartırız, pire için yorgan yakarız. Eşimin ailesi her zaman ihtiyatlıdır. Bir şeyi on kez düşünür, bir kez yaparlar. Bizde ise hiç düşünmeden hareket edilir.

Mesela nişanımızın olacağı gün sabah kayınvalidemler gelecek, biz güzelce oturduk. Kahvaltımızı ettik, sonra kayınvalidemler geldi. Onlara da kahvaltı hazırladık. Herkes siz de oturun, dediğinde yok biz yedik, dedik. Eşim ve ailesi şok! Çok bozulmuşlar. Tabii sonra eşim anlatıyor, çünkü onlarda çok ayıpmış, kesinlikle misafirle sofraya oturulması gerekirmiş. Aslında onlar gelmeden hiç yemememiz gerekirmiş, hâlbuki bizde karnı acıkan yer, kural budur! 



Yine düğün sonrası eşimin babaannesine gittik. Kalabalık sofrada anneler, yengeler var. Büyük bir yer sofrası kuruldu, herkes oturdu ama kimse yemek yemiyor. Allah Allah, diyorum içimden, bunlar neden yemiyor. Abartısız 15-20 dakika bekledik, e yani karnım acıktı. Ben başladım yemeğe. Eşim bana bakıp gülüyor, o arada babaanne girdi, divana oturdu. Ona tepsiyi uzattılar, yemekten bir kaşık aldı, sonra buyurun yiyin dedi, sonra herkes yemeğe başladı. Meğer onlarda evin en büyüğü yemeden, buyurun yiyin, demeden yenmezmiş. Sonra bana çok güldüler tabii. 

Eşim süt içmeyi çok sever, bir gün süt kaynattım, içine de bizim içtiğimiz gibi tuz atıp verdim. Herhalde aradan 40 yıl geçse eşimin sütü içtiğinde ki yüz halini unutmam. Bana çok kızdı, ona şaka falan yaptığımı sandı. Ben neden, dediğimde süt şekerli içilir, dedi, ya da ballı! inanın o güne kadar ben bütün dünya bu şekilde içiyor sanıyordum. Bildiğiniz aydınlandım.

Yine eşimin ailesi kadın erkek ilişkilerinde çok mesafeli ve dikkatlidirler. Mesela eşimin babası konuşurken asla gözlerini bir bayana dikerek konuşmaz yere bakar çok nadir göz göze geliriz, kadın erkek ayrı oturur, helal olmayan biri ile tokalaşmazlar. 


Bu fotoğraf  Çerkez erkekleri temsilen  blog sahibi
 tarafından konulmuştur.
Kendisi Çerkez asıllıdır.

Bayanlar da aynı şekilde. Bizde ise bayan erkek beraber oturur, sohbet eder, teyze çocukları, amca çocukları tokalaşır, yanak öperiz. Eşim bu duruma deli olur. Bizde amcaoğlu, halaoğlu fark etmez evlenilebilir ama eşimin ailesinde kesinlikle bunun bir örneği yoktur ve çok ayıplanır onlar için bu kişiler öz kardeş gibidir.

Eşim yaptığım her şeyi ona danışmamı fikir almamı ister. Aynı şekilde o da her işini danışır ama bizim aile yapısında böyle bir şey olmadığından ben çok zorlanmıştım. Annemin parası annemindir mesela. Babam hiçbir şekilde karışmaz, annem de babama karışmaz. Ev masrafları ortak, diğer harcamalar şahsidir. Ama eşim için bu aile yapısına çok tersmiş, para ortak olmalı, herkes oradan harcamalı ve birbirini sürekli bilgilendirmeliymiş.

Eşimin ailesinde erkekler bayanlara elinden geldiğince yardım eder, bizde hazır yemeği alıp tabağa koymazlar, çocuk bakımında hemen hemen anne kadar ilgilenirler, bizde bu tamamen annenin görevidir.
Eşim dışarı çıktığımızda sürekli beni kontrol eder, yoldan geçsek arabaları kontrol ediyor muyum, bakar, eşarbımdan boynum vs bir yerim görünüyor mü bakar, uyarır, sürekli kontrol halindedir. 



Eşimin babası da annesine karşı böyledir. Yemeğin iyisini önüme koyar, kıyafetin iyisini bana alır, beni kimse ile muhatap etmez, her şeyi kendi halletmeye çalışır. bizde ise tam tersi yemeğin iyisi de kıyafetin iyisi de erkeğe verilir, erkekler asla eşlerine karşı bu tarz bu koruma göstermez. Annem yıllarca her yere kendi gider, gelirdi. Eşim adete özel şöför gibi beni istediğim yere getirir,  sonra gelir, alır. İlk zamanlar bu ilgiden boğuluyordum zamanla bıraktı. Şimdi eskisi  kadar yapmıyor, bu mevzu da çok gerilmiştik. Bana her kadın bunlardan hoşlanır, sen neden böylesin deyip duruyordu. Bir yere gitsem elli kere arar, ben aramazsam küser, trip atar.

Mesela bizde misafire 40 çeşit hazırlanır, etrafında pervane olunur. Eşimin ailesinde ise özel hazırlık yapılmaz, mevcut yemek hazırlanır, yenilir.

Neyse mevzu daha uzar kısacası annemin meşhur bir lafı ile bitireyim hep derdi ki;


“Yavrum Ellere Karışmak; Dağlarla Güreşmekten Zordur“ 

Katılıyorum Annecim!


Blog Sahibinin Notu: Asıl biz teşekkür ederiz, bu güzel hikayeyi bizimle paylaştığınız için...
Not: Siz de hikayenizi bizimle paylaşmak isterseniz ki çok mutlu oluruz, nabrutvebiz@gmail.com adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

Yazı dizisi: