Doktorlara Cevap Hakkı Doğdu - Nabrut Fıdıllıoğlu

Son Yazılar

Home Top Ad

Post Top Ad

10 Ocak 2019 Perşembe

Doktorlara Cevap Hakkı Doğdu

Doktor olmak üzere yazdığım şu yazı sonrası hem hastalar hem de doktorlar tarafından olayı çok farklı yönlerden değerlendirebilme imkanı bulduğum yorumlar aldım. 

Doktorlar bir adım daha ileri giderek, sağlık personellerine şiddetin arttığı şu dönemde yazdıklarımın kin ve nefret oluşturabileceği yönünde yorumlar bıraktılar. Benim mizahi bir şekilde hicvettiğim sistem arızası doktorlara kin ve nefret oluşturur mu, takdiri size bırakıyorum. 

Bununla birlikte aylarca hastanelerde hasta bakıcılık yapmış biri olarak özellikle internlerin neler çektiğine de bizzat şahit olduğumu bu yüzden bu noktada mesleki şartlarının ne denli zorlu olduğunu da biliyorum. Ama ekmeğini kazanmak, ülkemizde herkes için zor. Ben kolay yoldan para kazanabiliyorum diyen var mı? Sanmıyorum. 

Son olarak yorumlarda Sevgi Hanım'ın  tespitine katılıyorum:

Oğlumun kolu kırıldığında doktorun ameliyattaki yanlış müdahalesi geri dönülmez bir felakete yol açacaktı, kolunda hala eğrilik ve kullanmasında rahatsızlık var, fakat bu durumu en az zararla atlatmamız için çok fazla emek veren de yine bir doktor. Allah ondan razı olsun. İyisi de var kötüsü de. Sistemi suçlamak boş bir avuntu. 

Hata üç boyutlu, BAZI doktorlardaki merhametsizlik, BAZI hastalardaki bilinçsizlik ve BÜTÜN sistemdeki eksiklik. Bunu kabul edelim.

Bir doktor adayının yazdığı şu yorumu da cevap hakkı olarak buraya bırakıyorum.

"Bir tıp fakültesi öğrencisi olarak yazınızı okuduktan sonra bazı kısımlarına hak vermiştim ama yorumları okuduktan sonra açıkçası çok üzüldüğümü ifade etmem gerekiyor. Kötü diye bahsettiğiniz doktorların hepsi hayatını bu meslek için ötelemiş insanlar, ha belki babasının hayrına mı yapıyor diye düşünenler olacaktır onlara eğer yakınlarında tıp okuyan biri varsa konuşmalarını tavsiye ederim çünkü emin olun hiçbir ücret verilen emeğin karşılığı olamaz. Yukarıda yapılan birkaç eleştiriye de nacizane kendi yorumumu yapmak istiyorum. Bu ilacı deneyelim demek hastayı deneme tahtası olarak görmek değildir hastalıklarda tedavi basamakları vardır en düşük doz en az yan etki ile en etkin tedaviyi sağlamak amaçlanır. Tedaviye ilk basamaktan başlanır fakat etkili olmama ihtimali göz önüne alınarak hasta kontrole çağrılır, doz yetersiz gelebilir ilaç hasta için etkili olmayabilir bu gibi durumlarda değişiklik yapılır. İkinci olarak yukarıda bir yorumda başta tetkik istenmemesinden sonra da fazla tetkik istenmesinden şikayetçi olunarak kendi içinde çelişkiye düşülmüş. Burada doktorun tavrını elbette ben de uygun bulmuyorum fakat çok tetkik ilgi ya da tetkik istememek ilgisizlik değildir. Ülkemizdeki sağlık politikası gereği bu tetkikler devlet tarafından karşılansa da emin olun bunlar çok pahalı tetkikler zaten olur olmaz istenmemesi gerekiyor, hastanın şikayetini bilmediğim için gerekliliği konusunda yorum yapamayacağım ama anlattığı hikayeden zaten başlangıçta başvuru yaptığı polikliniğin yanlış olduğunu görüyorum. Hasta yoğunluğu muayane süresini azaltıyor ve zaten muayene için zamanının olmadığını düşünmek yukarıdaki tablolara ve aynı zamanda mesleki tatminsizliğe yol açıyor. Yani uzun lafın kısası sorunlar var elbette ama bunu sadece doktora yüklemek bir günah keçisi aramak bana göre. Sağlık sisteminden hasta yakınlarına kadar almamız gereken çok yol var ve bu yolda maalesef tek eleştirilen, hor görülen ve hatta şiddet gören doktorlar oluyor. Şiddet uygulamayan da yukarıdaki gibi nefret içerikli yorumlarını her ortamda dillendirerek ve bazen "ama hak eden doktorlar da var canım" diyerek şiddeti normalleştiriyor. Temennim hayatını başkasının ömrüne kurtarmaya adamış bu insanlara da bir gün en azından diğer insanlara gösterildiği kadar hoşgörü gösterilebilmesi, hoş gösterilmese de onlar yine olsa yine aynı yola baş koyarlar zaten. Fazla uzattım ve konu çok dağıldı, bu yüzden hakkınızı helal edin, söylenecek çok söz var ama şimdilik burada bitiriyorum."

Bu yoruma cevaben gelen bir başka yorum da o kadar ılımlı ve yapıcıydı ki, kim yazdıysa güzel gözlerinden öpüyorum.

"Evet sizi anlıyorum tıp öğrencisi olarak üzülmüş hatta alınmış olabilirsiniz. Ama bunun yerine burada yazılanların sizi kamçılamasını dilerim. Kamçılasın ki siz birçoğundan sıyrılın, vatana, millete hayırlı doktor olun inşaAllah. 

Ancak bir de şu açıdan bakmak lazım sanki; bu ülkede her mesleğin kendine göre kutsallığı ve gerekliliği olduğu kanaatindeyim. Nasıl doktorlar hayatlarını insanların sağlığını kurtarmaya adıyorsa, avukatlar adaleti sağlamaya, öğretmenler insanları yetiştirmeye, itfaiye memurları can kurtarmaya, vs. hayatlarını adıyorlar. Üstelik işini gerçekten sevenler tüm zorluk ve eksikliklerine rağmen hangi alan olursa olsun zevkle icra ediyorlar. 


İşe emeklerin karşılığı noktasından bakarsanız kimse halinden memnun değil. Yani tek mağdur meslek grubu doktorlar değil. Keşke hiç kimse mağdur olmasa.


Ayrıca burada nasıl tüm doktorlar genellenerek kötü diye nitelendirilemezse; aksi de yapılamaz. Kusura bakmayın ama her meslek grubunda olduğu gibi doktorlukta da görev ahlakını hiçe sayan, ettikleri yemini çiğneyen bir sürü kötü örnek var. Can sağlığı söz konusu olduğundan kıymetinin ne kadar büyük olduğunu vurgulamışsınız; işte tam burada en ufak bir hatanın dahi nelere mâl olabileceğini, bir hatanın bedelinin de o kadar acı ve büyük olacağını da unutmamak gerek. Bu konuyla ilgili ne kadar dava ile karşılaşıyoruz bir bilseniz. 


Burada en mühim nokta bence empati. Doktorun da hastanın da empati kurması gerek. Her hasta doktor olmayabilir, doktor değildir; ama her doktor bir gün hasta olabilir.


Ben de bunları bir doktor kardeşi olarak yazıyorum. Meslek hayatına başlayınca gerçekleri, kimin ne niyetle okuduğunu, sistemin laçkalığını fark eden ve bundan yakınan, kendi çabalarıyla önlemeye çalışan bir doktorun kardeşiyim. Umarım siz en güzel ve hayırlı şekilde yetişirsiniz. Bu mesleğe gerçek anlamda layık olan kıymetli doktorlarımızdan olursunuz."



Ve yine aynı yoruma gelen bir cevap daha... Bana böyle itidalli, mesleğini önüne etiket değil, sırtına sorumluluk yapan doktorların varlığından haberdar olmak çok iyi geldi. Okuyun, bakın sizde öyle hissedeceksiniz.

"Kötü diye bahsettiğiniz doktorların hepsi hayatını bu meslek için ötelemiş ne demek yahu ne kadar komik bir cümle! Ben de bir doktorum ve dönem 4’ten itibaren fakültedeki arkadaşların bazılarının bu mesleği nasıl amaçlarla seçtiğini idrak etmeye başladım. Onları gördükçe daha çok sarıldım mesleğime, daha çok sevdim. Kimse bana tıp oku demedi, kendim istedim. Bu herkes için geçerli. Hayatımı öteledimse ben öteledim, hastalarım boğazıma bıçak dayamadı, beğenmeyen ötelemesin kardeşim. Daha kardiyo, pediatri,cerrahi stajlarındayken milim milim ne kadar ince, yüce sorumluluğu olan bir yol seçtiğimi kavradım. Inturnken karşılaştığım her hasta için dua ettim, hala da ediyorum. Şükürler olsun ki dua da alıyorum. Ama ne beddualar alanları da gördüm, bizzat şahit oldum. Asla ve asla onlarla aynı kefede savunulmak istemiyorum. Kötüler yüzünden utanacağınız yerde derin bir toylukla herkesi savunmuşsunuz. Sadece doktor penceresinden bakmışsınız. Bu durum üzücü ama geçici olduğuna inanmak istiyorum. Meslek hayatınızda hastaya para ve et parçası gözüyle bakanlardan biri olmadıkça karşılaştığınız kötü meslektaşlarınızdan ayrılıp mesleğinizi ve bu mesleği var eden hastalarınızı daha çok seveceğinizi temenni ediyorum. Unutmayın güzelim, hiçbir sorun tek taraflı değildir. Empati yeteneğinizi artırmalısınız, artırın ki meslekte karşınıza gelecek belirsizlikleri sağlıklı tolere ederek tedaviye yönverebilin. Farkındalığınızın ve empatinizin artması dileği ile.

Sevgiler, Nabrut. Harika bir yazı. Allah bizleri rızası dahilinde insanlara faydalı bencil olmayan doktorlardan eylesin. Teşekkürler.

Uzm. Dr. Emine Şimşek

Başarılı bir ameliyat yapıp sanki kendi yakınıymışçasına sevinerek yanımıza gelen, güzel haberi bize veren Doktor Deniz Bey'i nasıl unutabilirim, mesela. Her daim dualarımızda... Söyledim, yine söylüyorum, aşağıdaki yorum da beni tasdikliyor. Kesinlikle işini layıkıyla yapan, yapmaya çalışan doktorlarımızı tenzih ediyorum. 

"Hasta yakını olmak da çok zormuş. Beş parmağın beşi bir değil ama insani duyguları yok olmuş çok fazla sağlık personeli var. Bu sebeple tıp fakülteleri ve hemşirelik okulları sağlık bilgilerinin yanında davranış bilimleri dersleriyle de tüm sağlık personeli adaylarını eğitmeli. Tüm bunlara rağmen “hasta yakınlarının doktorlara ve hemşirelere uyguladığı şiddet” haberleri endişe verici, bu tür şiddet kesinlikle yanlıştır ve umarım 2019 da ülkemizde bu tip haberler olmaz."

Olaya bir başka doktor adayının gözünden daha okuyun istediğim için son yorumu da ekliyorum. 

"Merhaba;
"Doktor Ol'ma'" isimli yazınızı okudum ve söylemek istediğim birkaç şey olması nedeni ile vaktinizi almak isterim. 
Bu konuda genç bir hekim olarak bilgi vermek isterim.Ankara'da bir üniversite hastanesinde iç hastalıkları bilim dalında asistan doktor olarak çalışmaktayım. Yaklaşık 1 yılık bir eğitim ve meslek hayatım oldu ki bu doktorlukta hiç bir şey demektir. Doktorluk ne okulda derslerde ne de kitaplarda yazanları okumakla öğrenilecek bir meslek değil ki kendi açımdan söyleyeyim olabildiğince hastalarla vakit geçirip her türlü konuda bilgi edinmeye çalışırım. öyle ki hastaneden gece 11:00 de çıkıp da ertesi sabah saat 08:00'de hastaneye geldiğim de çok olmuştur. Keza arkadaşlarımın da aynı şekilde davrandığını çok gördüm. yaklaşık 1 yıllık süreçte ayda en az 8 nöbet tutarız ki 8 nöbet demek ertesi gün de işe devam ederek toplam 32 saat çalışma ardından eve gidip uyumakla sonlanır. bu nedenle ayın en az 16 günü tamamen kişisel ihtiyaçlarınız nedeni ile tamamen kısıtlanmış olur. Bu süreçte sunmak zorunda olduğumuz literatürler ve seminerler nedeni ile nöbet ertesi günleri uyumadan çalışmak ve sunum hazırlamak zorunda kalabilirsiniz. Eğer ertesi günü poliklinikte işinize devam edecekseniz ki bu sizlerin ayaktan başvurduğunuz merkezler oluyor, bize verilen hastalara bakmakla yükümlüyüz (ki bu hastalrın sayısı yeri gelip 60 kişiyi bulabiliyor). Bir gün erken çıkmak istesek yerimize bakacak kimse yok. Her şeye rağmen toplumumuzda iyi niyetli saf insanlar yanında oldukça kötü niyetli ve olabilecek tüm işi üzerimize yıkmak isteyen kişiler de mevcut ki, poliklinik gibi merkezlerde bu kişilerle oldukça sık karşılaşıyoruz. Tüm bu şartlarda ne hastalara ayrıntılı derdini dinleyecek şekilde bakabilmek mümkün oluyor ne de o kişilere gerçekten empati kurarak yaklaşabilmek. Biz doktorlar bu durumu sağlık sistemine bağlamaktayız.Mevcut durum tabii ki hiçbir hastanın suçu değil.

Her şeye rağmen insanın iyisi de kötüsü de olduğu gibi hekimlerin iyisi de kötüsü de mevcut olmakta ki her gün bizde kendi içimizde gerek hocalarımız olarak gerek arkadaşlarımız arasında olarak böyle durumlarla karşılaşıyoruz. (bunları yazmaktaki amacım ne kendimi çok iyi hekim olarak tariflemek ne de meslektaşlarımı kötülemek değildir.)

Bu uzun yazıyı yazmamın nedeni kalkıp mesleğimi şikayet etmek değil. Yanlış anlaşılmasın lütfen. Uzun süredir yazdığınız yazıları takip etmekteyim ki anlayışlı bir kişi olduğunuzu düşünüyorum. Son zamanlarda hekimler de dahil olmak üzere sağlık personeline şiddet oldukça had safhalara ulaşmış durumda. Bu tür yazıların da ne kadar siz kötü niyetli olarak yazmasanız da toplum tarafından olumsuz olarak algılanabileceğini düşünüyorum. 

Bunları sadece bir doktorun gözünden olaylara bakabilesiniz diye yazmak istedim. Umarım kötü niyetle yazmadığımı ve sizi eleştirmediğimi anlarsınız. Ama bizim de mevcut koşullarda çok rahat şartlarda çalışmadığımızı bilin ve empati kurun istedi. Yanlış anlaşıldıysam affedilmek dileği ile.

Sevgilerle...

Rabbim, işinin hakkını vermeye çalışan, merhametini yitirmeyen, gönlü güzel, halis niyetli doktorlarımızın yolunu, bahtını açık etsin, güç kuvvet versin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ADS