Doktor Ol"ma" - Nabrut Fıdıllıoğlu

Son Yazılar

Home Top Ad

Post Top Ad

25 Ocak 2019 Cuma

Doktor Ol"ma"

Mhrs randevu sistemi doktorlara her 10 dakikakada bir randevu atıyor. İsraf! Devletin acilen buna el atması gerektiğini düşünüyorum.

Şu sıra sağlık problemlerimden dolayı sıkça hastane ziyaretleri yapıyorum. Fibromiyalji hastası olduğum için zaten rutin, 3 ayda bir kontolüm var. Randevularımı da Mhrs sistemi üzerinden alıyorum. Randevular 10 dakikada bir olacak şekilde sıralanıyor ama son derece geniş bir zaman dilimi olduğunu düşünüyorum. 2 dakikada bir konulabilir.

Çünkü doktorun yanına giriyorum ve oturmamla kalkmam bir oluyor. Doktor toplamda 30 saniye beni dinliyor. Benim söylediğimden fazla olarak hiçbir soru sormuyor. Ben konuşurken de muhtemelen tahlilleri atıyor ve sıradaki!

Hatta rekora koşuyorum, 30 saniyede tüm sıkıntılarımı bir nefeste anlatabilme rekoru!

Tahlilleri yaptırıp gelince durum değişiyor, doktor sizi dinliyor mu? Hayır! 
Belki dinlese iyileşeceğim zaten. Çünkü beni dinlemedi ki koyduğu teşhise itimat edeyim. Teşhisine itimat etmeyince de hastalık devam ediyor, içtiğim ilaca karşı bir tereddüdüm var çünkü. Belki inanarak içsem ilacın etkisini plesebo etkisi de destekleyecek ve gerçekten iyileşeceğim. 

Sistem kötü, doktor başına düşen hasta sayısı çok fazla diye işe doktorlar tarafından bakabilirsiniz. Bu bakış açısı yanlış değil, kesinlikle doğru ama eksik! Çünkü özel doktora gittiğimde de fazla bir şey değişmiyor.



Bizdeki sorun insanların mesleklerini severek yapmamalarından kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Ha ben de olsam tüm gün birilerinin hastalıklarından yakınmalarını dinleme işini canla başla yapamazdım mesela. O zaman da bir çıkmaza giriyoruz: Severek yapamayacaksan o mesleği seçme! Burada mesleğinin hakkını veren doktorları tenzih ediyorum elbette, onlar ellerinden öpülesi.

Tamam ama eğitim sistemimize baktığımızda kaç şanslı kişi hayalindeki mesleği yapıyor? Ya da doğru mu yönlendiriliyoruz? Cevaplar üç aşağı beş yukarı belli.

Bilmiyorum, doktorları eleştirmiyorum, empati yapabiliyorum ama nasıl iyileşeceğiz, doğru teşhis için kaç doktor değiştireceğiz, arada boşu boşuna kaç ilaç kullanıp zehirleneceğiz, merak ediyorum. Hastanelerde geçirdiğimiz zaman, hastalıkların verdiği rahatsızlıklar ve düşen yaşam kalitemizi saymıyorum bile!

21 yorum:

  1. Çok geçmiş olsun Nabrut, Rabbim en kısa sürede şifa versin, ferahlık versin. Çok önemli bir noktaya değinmişsin. Artık ben bu meslek grubunu bizlerin imtihanı olarak görüyorum. Gerçekten memlekette pek çok iyi doktorumuz var Allah razı olsun hepsinden, am hal ve tavırlarından Allah’a sığındıklarımız da var maalesef. Üstelik bana öyle geliyor ki ikinci gruptaki doktorlar daha fazla. Hangi dış etken olursa olsun netice babamızın hayrına yapmıyorlar -ha yapan da vardır belki-, karşılığında maaş alıyorlar, en azından bunun teselli etmesi gerekmez miydi? Etmiyor demek ki. İyi doktorların sayısının artması için dua etmekten başka çaremiz yok. Ama belki şunu deneyebiliriz.

    Son zamanlarda ben de çok yaptım ve her ne kadar azar işitsem de biraz daha rahatladım, doktora gitmeden önce epey araştırıyorum. Neredeyse teşhisi kendim koyuyorum o kadar yani, doktora her ihtimali soruyorum, ne söylerse nedenini soruyorum. Gerçekten buna vakti olmadığını söylerse de 10 dakika daha dolmadı ki diyorum. Çekinmeden her şeyi söylüyorum. Çünkü mesele sağlık. Bu durum değişse toplumun muzdarip olduğu pek çok hastalığın daha iyi duruma geleceği düşüncesindeyim.

    Ellerine sağlık Nabrut. Çok güzel bir yönden değinmişsin, açık kapı yok resmen, gerçektem en azından 10 dakikamız var. Sevgiler, Allaha emanetsin, dualardasın... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum öncelikle.
      Teşhis koymak, çok mantıklıymış. :)
      Senin yorumundan yola çıkarak işini halledecek çok kişi olacağını düşünüyorum. Teşekkür ediyorum.
      Allah razı olsun. Kocaman öpüyorum

      Sil
  2. Bir de "bunu bir kullan işe yaramazsa başka birşey deneyelim" diyorlar ya ben orada bitiyorum. Ben deneme tahtası mıyım?
    Hastaneleri hiç sevmem, Allahım beni sağlıkla sınama diye hep dua ederim. Sınandığım zamanlarda da ya o derdi çeker ya da en fazla eczaneye giderim. Ne yazık ki benim de doktorlara hiç güvenim yok. İşini iyi yapan bir doktora da henüz rastlamış değilim. Maalesef..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah düşürmesin. Eczanenin yeterli geleceği kadar bir hastalığım olsa eczaneye bile gitmem o kadar nefret ediyorum bende :(

      Sil
    2. Doktorunuz size en iyi sonuç verebilecek ilacı vermiştir ama her insan bir degil ki herkesin vücudu aynı tepkiyi vermez bazı hasta ilaçtan çok fayda alır bazısında işe yaramaz e doktor da emin olamaz asıl emin olan doktor daha tehlikeli deneme tahtası değilsiniz ama size iyi gelip gelmiyecegini sadece siz fark edebilirsiniz biraz doctor house izleyin ne dedigimi anlıyacaksınız en iyi doktor bile kesinlik veremez vermemeli.

      Sil
  3. yine harika bir konu çok geçmiş olsun bu arada nabrutçum geçenlerde sırt ağrılarımdan nörolojiye gittim zaten ofis çalışanıyım meslek hastalığı boyunda düzleşme de var randevu aldım arkadaşım benden 2 hafta önce bayan bir doktora gitmiş doktor bir saat geç başlamış muayneye içeri girdiğinde kesif bir oje kokusu olduğunu farketmiş arkadaş oje sürüyormuş dışarda hasta beklerken ve boynum ağrıyor dediğindi hiç muayne etmeden benlik birşeyin yok fizik tedaviye git demiş hocam mr falan çekmiycekmisiniz demiş gerek yok senin durumun fizik tedavilik demiş yollamış bende bunu duyunca belki bazıarı kızacak ama doktor tercihim aksi bir durum gerekmedikçe erkek doktorlar erkek bir doktora sıra aldım neyse gittim randevim 8.40 2.sıra yanı ve saat 9.40 doktor geldi trafik varmış gelememiş aynen şu yukarda saydığın gibi beni dinlemedi bile röntgen ve zibilyon tane tahlil emg verip yolladı zaten haztalar şikayet ettiği ve hastane tutanak tuttuğu için çok kızgındı inanın yüzüme bile bakmadı ertesi gün tekrar gittim bu sefer öğle saati idi arkadaş 12.00 de çıkmış diğer hastalardan öğrendim ben saat 1 buçukta ordaydım arkadaş 2 de geldi yani öğle arasından yarım saat önce çıkıp yarım saat sonra geldi gittim bana ne dese beğenirsin mr çekilmen lazım gittim 15 gün sonra bi daha mr lı geldim bel fıtığı fizik tedaviye gideceksin dedi bide ilaç yazdı bir zahmat eczaneye gittim eczacı doktorun dozu yazmadığını bu şekilde veremeyeceğini söyledi tekrar geri gittim yazdı aldım ilaçları bir teşhis için tam bir buçuk ay bekledim randevi aldım 15 gün randevunun gelmesini bekledim muayne oldum tek tek istediğinden tahlilleri 3 haftada onu bekledim bitti mi hayır fizik ttedaviye gittim o ne dese beğinirsin çok yoğunluk var suze sıra gelmesi 8 ayı bulur bakın 8 ay sekiz inanamıyorum hayır doktorluk lanetten bir işte değil ki desem ki kalifiye adam yok ama işte dön dolaş ahlak da bitiyor herşey adamların ahlakı yok sorsan 50 tane şey söyler hayır salak insanlar değil ki bu doktorlar madem öyle zaten rekor puan almışsın mühendislik yaz genetik yaz yaz oğlu yaz niye doktor oluyorsun bana sorsolar puanım buna yetti derim yahu sen tıp okumuşsun daha ne bence de 10 dakika fazla bence hastalar ve doktorlar hiç hastaneye gitmesin telefonla görüşsünler zira inanın muayne denen birşey yok hele çocuk acillere bi gidin aman aman allah düşürmesin doktor yerinden dahi kalkmıyor içerde hep 3 hasta var biri sedye de muayne oluyor öteki muayne olan üstünü giyiniyor sıradaki çocuğu soyuyor yemin ederim böyle anca görseniz inanırsınız he şunu da belirteyim hastanelerde beğendiğim tek doktor acil doktorları yanı o kadar kısa sürede kalabalıkta hiç mi hata olmaz yok şimdiye kadar karşılaşmadım ama poliklinik doktorlarından allah uzak etsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Al işte bir yılan hikayesi daha! Git gel iyice hasta oluyor insan, sinir stres de cabası!
      Çocuk doktorları hakkında hiç bilgim yok ama doğrudur inanırım.

      Sil
  4. Aman Allah'ım.. yazdıklarınız bugünlerde yaşadığım ve dolayısı ile aynı şeyleri düşündüklerim.
    Ne diyebilirim ki ...yazık..çok yazıkk..

    YanıtlaSil
  5. Öncelikle çok geçmiş olsun, Allah şifa versin.
    Bu konu üzerine yazmadan edemeyeceğim, çünkü bir rehber öğretmenim.
    Alanım ve günümüz velilerini düşününce söylemek istediklerim var.
    Herkes en iyi, en popüler meslekler üzerine çocuğu ile ilgili hayaller kurup, planlar yapıyor. Çocuğun ilgilerini, yeteneklerini, hayallerini göz önünde bulunduran malesef göremiyorum.
    Herkes doktor,mühendis, avukat olma peşinde.
    Bu mesleklere zorla gidenler de yazıda bahsi geçen olaylara vesile oluyor.
    Ben lise birdeyken tüm notları beş olan bir öğrenciyken sayısal sınıfa değil, rehber öğretmen olmak için eşit ağırlık sınıfına gittim, (o dönemde rehber öğretmen nedir, ne yapar, pek de bilinmiyordu) ailem de bana güvendi, kararıma saygı duydu (Allah razı olsun). Şimdi mesleğini severek yapan biri olarak, çok şükür mutluyum, doğru karar vermişim diyorum. Aynı durum şimdi yaşansa hiçbir velinin o notlarla, eşit ağırlık sınıfına gitmesine izin vermez. Malesef gördüğüm tablo bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Veliler yapamadıklarını çocuklarına yaptırmakta kendi hayallerini onlara gerçekleştirmekte kararlı çünkü.

      Sil
    2. keşke herkes bilinçli olsa bir ara bir dershanede çalışmıştım bir veli vardı sürekli gelirdi oğlunun notları istediği seviye de değil diye birgün artık sorumlu hoca dedi ki yani abi yanlış anlama sen istediğin kadar git gel bu çocuğun kapasitesi belli herkes doktor mühendis olacak diye birşey yok bu ülkenin tesisatçıya da ihtiyacı var (ahaha bence de çok var) elektrikçiye de ihtiyacı var ama malesef bu bilinç ülkemizde yok herkes kafayı memurluk la bozmuş kimsenin umuru değil bi arkadaşım sanat tarihi okuyor inanın ne mücadeleler verdi hem ailesine karşı hem etrafına karşı bir ara o kadar bunaldı ki herkese mimarlık okuyorum diyo du :))

      Sil
    3. Bu yüzden teknik eleman eksikliği çekiyoruz.

      Sil
  6. merhabalar nabrutcum ben yazının bir noktasına takılı kaldım ki yazının geneline daha sonra değinebilirim inşallah:/Fibromiyalji rahatsızlığımdan dolayı sürekli kontrole gidiyorum demişsiniz aynı rahatsızlıktan ben de muzdaribim yaklaşık bir 9 yıldır fakat şimdiye kadar doğru dürüst bi tedavi görmedim dönem dönem geçiyor gibi olup dönem dönem hortluyor bu meret.Damdan düşenin halini ancak damdan düşen anlar diye affınıza sığınarak sizden dr tavsiyesi almak istiyorum en kalbi duygularımla seni kucaklıyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kelin ilacı olsa... diyorum. tavsiye edebileceğim bir doktor yok ama şunu biliyorum: bu hastalığın tedavisi yok :/ sadece birazcık daha hayat kalitesi yükselebiliyor.

      Sil
  7. Bir tıp fakültesi öğrencisi olarak yazınızı okuduktan sonra bazı kısımlarına hak vermiştim ama yorumları okuduktan sonra açıkcası çok üzüldüğümü ifade etmem gerekiyor. Kötü diye bahsettiğiniz doktorların hepsi hayatını bu meslek için ötelemiş insanlar, ha belki babasının hayrına mı yapıyor diye düşünenler olacaktır onlara eğer yakınlarında tıp okuyan biri varsa konuşmalarını tavsiye ederim çünkü emin olun hiçbir ücret verilen emeğin karşılığı olamaz. Yukarıda yapılan birkaç eleştiriye de nacizane kendi yorumumu yapmak istiyorum. Bu ilacı deneyelim demek hastayı deneme tahtası olarak görmek değildir hastalıklarda tedavi basamakları vardır en düşük doz en az yan etki ile en etkin tedaviyi sağlamak amaçlanır. Tedaviye ilk basamaktan başlanır fakat etkili olmama ihtimali göz önüne alınarak hasta kontrole çağrılır, doz yetersiz gelebilir ilaç hasta için etkili olmayabilir bu gibi durumlarda değişiklik yapılır. İkinci olarak yukarıda bir yorumda başta tetkik istenmemesinden sonra da fazla tetkik istenmesinden şikayetçi olunarak kendi içinde çelişkiye düşülmüş. Burada doktorun tavrını elbette ben de uygun bulmuyorum fakat çok tetkik ilgi ya da tetkik istememek ilgisizlik değildir. Ülkemizdeki sağlık politikası gereği bu tetkikler devlet tarafından karşılansa da emin olun bunlar çok pahalı tetkikler zaten olur olmaz istenmemesi gerekiyor, hastanın şikayetini bilmediğim için gerekliliği konusunda yorum yapamayacağım ama anlattığı hikayeden zaten başlangıçta başvuru yaptığı polikliniğin yanlış olduğunu görüyorum. Hasta yoğunluğu muayane süresini azaltıyor ve zaten muayene için zamanının olmadığını düşünmek yukarıdaki tablolara ve aynı zamanda mesleki tatminsizliğe yol açıyor. Yani uzun lafın kısası sorunlar var elbette ama bunu sadece doktora yüklemek bir günah keçisi aramak bana göre. Sağlık sisteminden hasta yakınlarına kadar almamız gereken çok yol var ve bu yolda malesef tek eleştirilen, hor görülen ve hatta şiddet gören doktorlar oluyor. Şiddet uygulamayan da yukarıdaki gibi nefret içerikli yorumlarını her ortamda dillendirerek ve bazen "ama hak eden doktorlar da var canım" diyerek şiddeti normalleştiriyor. Temennim hayatını başkasının ömrüne kurtarmaya adamış bu insanlara da bir gün en azından diğer insanlara gösterildiği kadar hoşgörü gösterilebilmesi, hoş gösterilmese de onlar yine olsa yine aynı yola baş koyarlar zaten. Fazla uzattım ve konu çok dağıldı, bu yüzden hakkınızı helal edin, söylenecek çok söz var ama şimdilik burada bitiriyorum. Yazı için de ayrıca teşekkürler Nabrut, senin için nacizane olarak gitmediysen ve tanından şüphe duyuyorsan bir üniversite hastanesine başvurmanı ve eğer imkanın varsa özel muayene saati kapsamında bölümün hocasına muayene olmanı tavsiye edebilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet sizi anlıyorum tıp öğrencisi olarak üzülmüş hatta alınmış olabilirsiniz. Ama bunun yerine burada yazılanların sizi kamçılamasını dilerim. Kamçılasın ki siz birçoğundan sıyrılın, vatana, millete hayırlı doktor olun inşaAllah.

      Ancak bir de şu açıdan bakmak lazım sanki; bu ülkede her mesleğin kendine göre kutsallığı ve gerekliliği olduğu kanaatindeyim. Nasıl doktorlar hayatlarını insanların sağlığını kurtarmaya adıyorsa, avukatlar adaleti sağlamaya, öğretmenler insanları yetiştirmeye, itfaiye memurları can kurtarmaya, vs. hayatlarını adıyorlar. Üstelik işini gerçekten sevenler tüm zorluk ve eksikliklerine rağmen hangi alan olursa olsun zevkle icra ediyorlar.

      İşe emeklerin karşılığı noktasından bakarsanız kimse halinden memnun değil. Yani tek mağdur meslek grubu doktorlar değil. Keşke hiçkimse mağdur olmasa.

      Ayrıca burada nasıl tüm doktorlar genellenerek kötü diye nitelendirilemezse; aksi de yapılamaz. Kusura bakmayın ama her meslek grubunda olduğu gibi doktorlukta da görev ahlakını hiçe sayan, ettikleri yemini çiğneyen birsürü kötü örnek var. Can sağlığı söz konusu olduğundan kıymetinin ne kadar büyük olduğunu vurgulamışsınız; işte tam burada en ufak bir hatanın dahi nelere mâl olabileceğini, bir hatanın bedelinin de o kadar acı ve büyük olacağını da unutmamak gerek. Bu konuyla ilgili ne kadar dava ile karşılaşıyoruz bir bilseniz.

      Burada en mühim nokta bence empati. Doktorun da hastanın da empati kurması gerek. Her hasta doktor olmayabilir, doktor değildir; ama her doktor birgün hasta olabilir.

      Ben de bunları bir doktor kardeşi olarak yazıyorum. Meslek hayatına başlayınca gerçekleri, kimin ne niyetle okuduğunu, sistemin laçkalığını fark eden ve bundan yakınan, kendi çabalarıyla önlemeye çalışan bir doktorun kardeşiyim. Umarım siz en güzel ve hayırlı şekilde yetişirsiniz. Bu mesleğe gerçek anlamda layık olan kıymetli doktorlarımızdan olursunuz.

      Sil
    2. Tek eleştirilen, hor görülen ve hatta şiddet gören doktorlar mı?? Sanırım sizin doktor hatalarından haberiniz yok. Ya da hiç devlet hastanelerinde bazı doktorların yaşlılara, kırsal kesimlerden gelen insanlara olan tavırlarını görmemişsiniz. Ben Konya’da yaşıyorum. 38 yaşında bir öğretmenim. Meme kanseri tedavisi gördüm. İlk Onkoloğuma bana yaptığı muameleler sebebiyle hakkımı helal etmiyorum. Buradaki yüzünden çocuklarımı bırakıp başka şehirde kemoterapi ve radyoterapi almak durumunda kaldım. Bir başka hastane maceramızda Anneciğimi bir dövmedikleri kalmış resmen. Yat dedim aç dedim söyledim anlamadın mı, gereksiz soru sorma! vs. gibi saygısız ifadeler. Ah orada olsaydım da kaydetseydim ve paylaşsaydım. Böyle binlerce örnek var. Bir ben yaşamıyorum yani. Oğlumun kolu kırıldığında doktorun ameliyattaki yanlış müdahalesi geri dönülmez bir felakete yol açacaktı, kolunda hala eğrilik ve kullanmasında rahatsızlık var, fakat bu durumu en az zararla atlatmamız için çok fazla emek veren de yine bir doktor. Allah ondan razı olsun. İyisi de var kötüsü de. Sistemi suçlamak boş bir avuntu. Hata üç boyutlu, BAZI doktorlardaki merhametsizlik, BAZI hastalardaki bilinçsizlik ve BÜTÜN sistemdeki eksiklik. Bunu kabul edelim. Ben de bir çözüm uyguluyorum artık, Ben hangi hastalıktan mustarip iken bana iyi ve kötü ne yaşattıysa bir doktor aynısını yaşasın diye dua ediyorum. Ne demişler eşekten düşenin halini eşekten düşen anlar. Anlayana!

      Sil
    3. Kötü diye bahsettiğiniz doktorların hepsi hayatını bu meslek için ötelemiş ne demek yahu ne kadar komik bir cümle! Ben de bir doktorum ve dönem 4’ten itibaren fakültedeki arkadaşların bazılarının bu mesleği nasıl amaçlarla seçtiğini idrak etmeye başladım. Onları gördükçe daha çok sarıldım mesleğime, daha çok sevdim. Kimse bana tıp oku demedi, kendim istedim. Bu herkes için geçerli. Hayatımı öteledimse ben öteledim, hastalarım boğazıma bıçak dayamadı, beğenmeyen ötelemesin kardeşim. Daha kardiyo, pediatri,cerrahi stajlarındayken milim milim ne kadar ince, yüce sorumluluğu olan bir yol seçtiğimi kavradım. Inturnken karşılaştığım her hasta için dua ettim, hala da ediyorum. Şükürler olsun ki dua da alıyorum. Ama ne beddualar alanları da gördüm, bizzat şahit oldum. Asla ve asla onlarla aynı kefede savunulmak istemiyorum. Kötüler yüzünden utanacağınız yerde derin bir toylukla herkesi savunmuşsunuz. Sadece doktor penceresinden bakmışsınız. Bu durum üzücü ama geçici olduğuna inanmak istiyorum. Meslek hayatınızda hastaya para ve et parçası gözüyle bakanlardan biri olmadıkça karşılaştığınız kötü meslektaşlarınızdan ayrılıp mesleğinizi ve bu mesleği var eden hastalarınızı daha çok seveceğinizi temenni ediyorum. Unutmayın güzelim, hiçbir sorun tek taraflı değildir. Empati yeteneğinizi artırmalısınız, artırın ki meslekte karşınıza gelecek belirsizlikleri sağlıklı tolere ederek tedaviye yönverebilin. Farkındalığınızın ve empatinizin artması dileği ile.

      Sevgiler, Nabrut. Harika bir yazı. Allah bizleri rızası dahilinde insanlara faydalı bencil olmayan doktorlardan eylesin. Teşekkürler.

      Uzm. Dr. Emine Şimşek

      Sil
  8. Çok üzüldüm yorumunu okuyunca. Haksızlık mı yapıyorum acaba diye yazımı tekrar okudum ama en çok sistemi eleştirdim. İki tarafın da kendince haklı olduğu taraflar var ama suçlu aranacaksa gerçekten sistem en büyük suçlu. Üzüp kırdıysam, kastımı aştıysam affola. Yorumunu da böylece yarın yayınlamak istiyorum ki dediğin gibi nefret oluşturacak bir duruma yol açtıysam bu yazdıkların mutlaka herkesin fikrini değiştirecektir.Çok teşekkür ediyorum güzel ve ılımlı yorumun için. Dünyayı senin bu yaklaşımını benimseyen insanlar kurtaracak.

    Benim hastalığıma gelirsek, öncelikle özelde teşhis konuldu ama dediğin gibi Araştırma hastanesine güvenim daha yüksek olduğu için Gata'ya gittim. Aynı teşhis konuldu.

    YanıtlaSil
  9. Nabrut hanım merhaba,
    Yazınızı ve yorumları yeni okudum. Öncelikle size geçmiş olsun, umarım iyisinizdir. Sizin ve çoğu kişinin de söylediği gibi esas kötü olan sağlık sistemi ama sistemi bu hale getirip suistimal eden sağlık personelinin olduğu da yadsınamaz bir gerçek.
    Bir yakınımın annesi epilepsiye benzer bir durum yaşadığı için acile kaldırılmıştı. Yapılan tetkilerden çıkan sonuç, kısaca acilen diyalize girmesi gerektiğiydi. Bilenler bilir ilk diyaliz, hastanın geri kalan hayatının kalitesini etkileyen bir olaydır. İlk diyalize girdiğinde en fazla 3 saat kalması gerekirken, bu yakınımın annesi doktorun ve hemşirelerin ihmaliyle diyalizde 5 saat kaldığı için beynindeki bir tür sıvının da çekilmesiyle bitkisel hayata girmiş. Devlet hastanesinde yaşanan bu olaydan sonra, yakınımızın ailesi zaman kaybetmeden kızlarını alıp büyükşehirde özel bir hastaneye yatırdılar. Bitkisel hayat+bitkisel hayat sonrası iyileşme rehabilitasyonu için özel hastanede 1 sene kadar kalmışlardı. Gördüğüm, aile bu süreçte madden ve en çok da maneviyeten yıkılmış durumdaydı; bu yaşanlardan sonra yakınımın annesi 7 yıl daha hemodiyalize ve ardından periton diyalize girip böbrek nakli olamadığı için vefat etti. Hastalığı sürecinden ölümüne kadarki tüm doktorları yakınımın ailesine hep aynı şeyi söylemişler, “İlk diyalizi iyi bir şekilde yapılsaydı hastanızın yaşam kalitesi daha iyi ve yaşam süresi daha uzun olurdu.”
    Evet çok fazla hasta vardı ve imkanlar kısıtlıydı ama şakası olmayan bir hayattı. Yakınımın ölen annesini kim geri getirebilir? Hasta yakını olmak da çok zormuş. Beş parmağın beşi bir değil ama insani duyguları yok olmuş çok fazla sağlık personeli var. Bu sebeple tıp fakülteleri ve hemşirelik okulları sağlık bilgilerinin yanında davranış bilimleri dersleriyle de tüm sağlık personeli adaylarını eğitmeli. Tüm bunlara rağmen “hasta yakınlarının doktorlara ve hemşirelere uyguladığı şiddet” haberleri endişe verici, bu tür şiddet kesinlikle yanlıştır ve umarım 2019 da ülkemizde bu tip haberler olmaz.

    YanıtlaSil

ADS