X Hanım'ın yazdıklarına benzer düşünceler belli bir yaşı aşmış her muhafazakar kızın aklından geçmiştir, 

  • Acaba nerede yanlış yapıyorum, 
  • Neden doğru insanla karşılaşamıyorum,
  • Kendim mi arasaydım, etrafıma bakınmalı mıyım?....

Belli bir yaş dilimine ulaşmış her genç kız, bir çıkmaza düştüğünde, bir sorunla karşı karşıya kaldığında illaki şöyle düşünceler içine girer;

  • Acaba evli olsaydım bu durumdan kurtulabilir miydim?
  • Acaba evli olsaydım daha mı avantajlı olurdum?
  • Acaba evli olsaydım şu an içinde olduğum mevcut durum daha mı iyi olurdu?

Bu sorular da insanı; neden evlenemiyorum, arkadaşlarım, evli mutlu çocuklu şarkısını türkü yapıp çığırırken ben neden bu sene de bekar gezelim şarkısıyla dımtıs yapıyorum çıkmazına götürür.

X Hanımın flört eden arkadaşlarım şimdi evliler tezi tamamen doğru diyemeyiz.

Şu bir gerçek ki flört edenlerin, sevgilisi olanların hepsi evlenmiyor, onlardan da istediğini bulamayan çok insan var ki çoğu zaman burada bana da yorum bırakıyorlar. Buna mukabil İslami usul evliliği tercih edip hala evlenmeyi, evlenebilmeyi başaran da çok fazla insan var.

Bu noktada iki durum, flört ve İslami usul, birbirine eşit.

Eşitliği bozan tek şey: Kısmet!

Olaya çok basit yaklaşacağım.

Benim sıkı sıkıya bağlı olduğum iki tasavvufi düşünce var: Evleneceğin zaman yani nikah vakti ve evleneceğin kişi kesinlikle değişmiyor. Buna itikat ve tevekkül ediyorum.

Kısmetimizin, evleneceğimiz insanın, Allah indinde bizler için ayarlandığına inanıyorum. 
Kısmet, adı üstünde Allah'ın senin için yazdığı kader...
Bu yazılı kaderi, kısmetini, haram ya da helal yoldan seçmek ise bize kalmış.

Aynı rızık meselesi gibi. Allah kişinin rızkını takdir ediyor ve onu helal ya da haram yoldan seçmeyi kulunun iradesine bırakıyor.

Flört yoluyla evlenen de Allah'ın onun için yazdığı kısmeti ile evlendi, görücü usulüyle evlenen de... Sadece seçtikleri yol farklıydı, hangi yolu seçerlerse seçsinler aynı zamanda aynı kişiyle evleneceklerdi.

Yani demem o ki, eğer nikah vakti gelmediyse flört yolunu da seçse X Hanım, ve onun nezdinde onun gibi düşünen herkes, yine bekar olacaktı.



Tekrar teyit ediyorum;
X hanım ya da onun durumunda olan herkes için söylüyorum, kendim içinde, üniversiteyi bırakın, orta okulda flört olayına girmeye başlasaydık nikah vaktimiz gelmediği için bugün yine bekar olacaktık.

Evlilik saatinin iradey-i külliye ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden de saatine müdahale edemeyiz, ama şu an olduğu gibi onu helal yoldan istemeye devam edebiliriz.

İşin bir de şu kısmı var. Dün gelen yorumlardan birinde İslami evlilikle alakalı şöyle bir cümle geçiyordu;


"Ben Allah için böyle bir hassasiyete büründüm o yüzden Allah bana tez vakitte en güzelini verir"

Bu düşünceyi de anlıyorum ama ya Allah'ın evliliği vermemesi bir ödülse... Ya da evleneceğin insanı senin için hazırlıyorsa... Ya da bu amelini kabul eden Hz. Allah, seni sevdiği bir kul olarak imtihana tabii tutuyorsa... Daha binlerce olasılık... Bu durumda bize düşen tevekkül oluyor. 

Olanda bir hayır varsa, olmayanda bin hayır vardır...

Yine gelen yorumlarda birisi şöyle demişti;
Her kader kendi çabasına bağlı.

Burada yani evlilik hususunda muhafazakar bir kıza düşen çabanın eş aramak için çabalamak, flört yoluna tevessül etmek olduğunu düşünmüyorum. Bize düşen çaba duaya sarılmak, ibadetlere sarılmak, olmayınca ölecekmişsin gibi çok istemek...

Olmayınca ölecekmiş gibi istemekle de Hazret-i Ömer'e atıfta bulunuyorum.

Bir âma gelip Hazreti Ömer'e, dua ediyorum, ediyorum gözlerim açılmıyor diye dert yanınca, Hazreti Ömer o kadar celalleniyor ki, mescide gir ve dua et, eğer gözlerin açılmadan dışarı çıkarsan kelleni uçururum, diyor. Hazreti Ömer'in şiddeti, celali malum, dediğini yapar. Amâ müslüman ölüm korkusuyla öyle içten, öyle çaresiz dua ediyor ki gerçekten duasına icabet olunuyor ve mescitten gözleri görür olduğu halde çıkıyor.

Bu noktada gerçekten evlenmeyi ne kadar istiyorsunuz, ne kadar çabalıyorsunuz, bunu da ölçüp tartmalı diye düşünüyorum.

Gelenler yorumlardan yola çıkarak vereceğim tavsiye; evliliği nihai bir hedef olarak görüp amaca kilitlenmeyin. Evlenmeyi beklemeyin, beklenti haline getirmeyin. Beklerken kendinizi ihmal etmeyin, hayatınızı yaşayın. 

Kendi yolunuzu çizin ve ilerleyin.

Bu yolda karşınıza kısmetinizin çıktığı yerde yola beraber devam edin, gereken durumlarda rotanızda bazı ortak değişiklikler yapın.

Not: Aslında ciddi yazılar yazmak bana çok ağır geliyor, özellikle konu evlilik olunca ahkam kesmekten de hoşlanmıyorum. Evlilik yazılarımı bilirsiniz hep işi sulandırırım. Ama sanırım bunları yazmam gerekiyordu.Sürç-ü lisan ettiysek affola!

X hanım'ın ilk yazısı için şuraya bakabilirsiniz.
X hanım'ın bu yazıya cevabı için şuraya bakabilirsiniz.