Dün Ebru görücü usulü görüşmede neler yapılmaması gerektiğine de değinince ben de bu konuyla alakalı bir şeyler yazmak istedim.

Son zamanlarda türleri hızla çoğalan bir erkek topluluğu var: mutlaka çalışan bir kadınla evlenmek istiyor. 

Ama bu isteklerinin altında yatan sebep karım iş hayatında da var olan, sosyal, aktif bir kadın olsun değil. Dışarıda çalışsın, maddi sorumlukları paylaşalım ama iş ev düzenine geldiğinde tek sorumluluk kadına kalsın, kadın tüm yükü üstüne alsın, ben de yan gelip yatayım.

Oh ne ala memleket!

Eğer erkek kadının çalışmasını istiyor ve böylece hayatın müşterek olduğunu düşünüyorsa eve gelince yemek yapmak, çocuk bakmak ve temizlik yapmakta da hayatın müşterek olduğunun bilincinde olacak.

Mesela;

eşimin çalışmasını istiyorum, benim üzerimden yükümü alsın istiyorum diyen bir erkek bu konuşmanın devamında:

Öğretmenlik yapması da birinci tercihimdir, böylece eve benden erken dönüp yemeği de yapabilir, çünkü ben işten çok yorgun dönüyorum, yemeğimin yapılmış olmasını isterim,

derse orada bir hooooop der miyiz? Benim gibi gayet anti feminist biri bile der ki bu konuşma gerçek bir olaydan alıntılanmıştır. 🙈

Eminim bazılarınız içinizden hooptan başka argo kelimelerde kullanmıştır. 

Ben takkeni de bekleyim mi, dedim. İçimden yani. 

Takke beklemek nedir?
Bilmeyenler için hemen ufak bir izah yapayım. Ayak yıkamanın bir üst mertebesidir ki ayak yıkamak için uykusuz kalmaya gerek yoktur. Ama takke beklemek uykusuz kalmayı gerektirir. 



Şöyle ki; 

Çok eskiden, hani ısınma ihtiyacının lüks konaklarda bile soba ile karşılandığı zamanlarda, gece yatılırken soba söndürülür ve yorganın altına girilirmiş. Ama yaşı sobalı evlerde yaşamaya tutanlar vardır, yorganın içinde vücudun sıcak olsa da oda o kadar soğuk olur ki kafan üşür, kafan üşürse de hasta olursun. Bu yüzden de evin erkekleri takke ya da benzeri sıcak tutan şeyler takarak uyurlarmış ki kafayı üşütmesinler. (!) İşte bu sebepten de hakir görülen itilip kakılan gelinlere konaktaki kaynana bir vazife verirmiş: Takke beklemek! Eğer efendisi uyku içinde sağa sola dönerken takkesi kafasından ola ki çıkar ya da düşerse tekrar taksın.

İşte hem eşim çalışsın hem de eve gelip bütün işleri üstlensin mantığı bana takke beklemekten farklı gelmiyor, öylesine adaletsiz, öylesine karşındakini köle yerine koymak!

Ha, eğer kocası çalışmasını istemediği, gerek duymadığı halde çalışıyorsa bu noktada eski anti feministlerden biri olarak kesinlikle erkeğin ev işleri gibi angaryalara karşı sorumluluğu olmadığı kanısındayım. 

Son paragrafın tartışma yaratacağının bilinciyle satırlarıma son verirken yine yeniden evde kalmışlığımın mutluluğu ile sözü size bırakıyorum.