Bizim evde neredeyse tüm yiyeceklerin en son parçasını kimse yemez ve sonunda köpeğimize gider. Eğer bozulmuşsa maalesef ki son durağı çöp olur.

Bu, en çok güzel yemeklerin başına gelir. Yeteri miktarda aldıktan sonra kalan kısmı birbirimize ikram ederiz. Her anne gibi benim annem de o güzel olan şeyi sevmediğini söyleyerek yani sevmediğini iddia ederek, babam da ona keza, aman çocuklar yesin diyerek ortada kalan kısma el sürmezler. Biz çocuklar da aman annemle babam yesin, kardeşim, ağabeyim yesin diye el sürmeyiz. 

O en sona kalan parça ortada öylece öksüz ve yetim kalır. Kimse el uzatmaz. Herkes yemediği için birbirini suçlar, yesene işte, ye sen seversin, tarzı diyaloglar havada uçuşur. 

En basitinden bir bisküvi açsak herkes eşit miktarda aldıktan sonra kalanları kimse yemez, bisküvi üç ila beş gün ortada gezdikten sonra bayatlar ve Max'in ziyafeti olur.

Abim evlenene kadar bu, birbirine ikram etme ritüelinin her ailede aynı olduğunu sanırdım. Çünkü anneannem ve teyzemlerde de hep böyle yapılırdı. 



Abim evlendikten sonra yengem bizim bu halimize çok şaşırdı. O çok çocuklu kalabalık bir aileden geldiği için böyle yapmadıklarını, aile fertlerinin, bana kalmazsa diye düşünerek, kimin ne kadar yediğine aldırış etmeden tüm yemeği yediklerini söyledi. Tabii ben de buna çok şaşırdım. 

Her ailenin kendine has durum ve davranışları var. Aile içinde söylenegelen, duyan başka kimsenin anlayamayacağı ve gülmeyeceği espiriler var. İşte bu yüzden hep görünmez olup bazı ailelerin evine girmeyi, yabancılar yokken nasıl davranıp konuştuklarını görmeyi isterim.

Ben görünmez olamıyorum ama siz ailenize has bulduğunuz, bu, sanırım sadece bizim ailede böyledir dediğiniz şeyleri bana yorum olarak yazıp beni ailenizin hayaleti yapabilirsiniz.