Bir blogger için en büyük muamma ne yazacağım ben? sorunsalıdır.

Bir roman yazarı olsanız hikâyenin ana hatları bellidir, tek bir konu yeterlidir, aradaki boşlukları zengin hayal gücünüzle doldurursunuz. Yazarlara biraz ayıp olacak ama argo böyle izah edilebilir; atarsınız, sallarsınız. Kaleminiz de güçlü ise akar gider. Bu böyledir.

Ama bir kişisel bir blog yazarı olmak bir roman yazarı olmaktan kat ve kat daha zordur.

1- Burada atamazsınız, hayal gücünüzü kullanamazsınız, farklı dünyalara girip çıkamazsınız. Her şey sizin gerçek dünyanız ile kısıtlıdır. Bir roman yazarı gibi hiçbir zaman olmayan ve olmayacak şeyleri yazamazsınız.

2- Her yazınızda farklı ve dikkat çekecek bir konu bulmak ve bu bulduğunuz konuyu çok fazla uzatmadan okuyucuyu sıkmadan ana fikirden de sapmadan anlatmak zorundasınızdır. Hâlbuki roman yazarları bir olayı sayfalarca uzatabilir, paragraflarca betimlemeler yapabilir. 

3- Bir roman yazarı istediği süre zarfında eserini tamamlayıp üzerinden defalarca geçebilme lüksüne sahipken kişisel bir blog yazarının günbegün ya da gün aşırı yazı girmesi gereklidir. 



4- Bir roman yazarı kitabı için tek bir kapak resmi seçerken sizin her yazı için ayrı ayrı konu ile bütünlük sağlayacak orijinal görseller eklemeniz gerekir.

5- En acıklı madde bu olacak: Onlar bu işten para kazanıp geçimini sağlarken siz bir de alan adı, hosting vesaire gibi işlemler için ücret ödersiniz.

Maddeler uzatılabilir. Lakin bu maddeler içindeki her güne ayrı bir konu bulma sıkıntısı bir kişisel blog yazarının en çok zorlandığı kısımdır. Bir şeyler yazmayı seversiniz, zaten bu yüzden blog açmışsınızdır ama bir şeyler yazmayı sevmek düzenli blog yazarı olmanız için yeterli bir ölçüt değildir. Aynı zamanda sürekli yeni konular bulacak kadar sosyal bir hayatınız olmakla beraber, gün içinde ne yazsam diye düşünecek kadar da bloğunuza sıkı sıkıya bağlı olmanız gerekir. Aksi halde kendiniz söyleyip kendiniz çalar, en sonunda da bloggerlık hayatınızı noktalarsınız.

Yıllardır süregelen blogggerlık hayatımda hiçbir zaman 3 gün sonrasında ne yazacağım belli olmadı. Böyle maddeler halinde her güne bir konu başlığı koyduğum bir listem olsaydı çok mutlu olurdum. Önceden aklıma gelip telefonuma not ettiğim birkaç konu başlığı dışında ne yazacağım pek belli olmaz. Yumurta kapıya gelip yarın ne yazacağım ben telaşına düştüğüm anda ilham perilerim etrafıma toplanır demek isterdim ama hayır maalesef toplanmaz. Bir gün yazı girmediysem ya çok yoğunumdur ya da ne yazacağım sorusunun cevabını bulamamışımdır.

Yine bugün ne yazacağım ben sorusunun cevabını aradığım bir anda aaa ben ne yazacağımı bulamadığımı yazacaktım deyip bu satırları kaleme aldım, bugünü de kurtardık elhamdülillah. Hahah!
İşte birçok bloggerın süreklilik arz edemesinin sebebi de budur: Ben şimdi ne yazacağım? sorusu.

Maalesef ki hiç kimse bu sorunun muhatabı değildir ve cevap vermez. Kendinizle başbaşasınızdır.

Mesela ben size desem ki; yarın ne hakkında yazayım?

Kaçınız bana cevap verir?

Not: Soru çok kazık oldu değil mi? :)