Geçen haftalarda İstanbul’a gittiğimden bahsetmiştim. Aslında zaten kısa bir tatil olacağı için yanıma kitap alma niyetinde değildim. Sonra düşündüm, uçakta geçireceğim zaman, İstanbul trafiğindeki bekleme paylarını da hesaba kattığımda neden kitap almadım diye üzülürüm, dedim. Yanıma tatilin mana ve önemine uygun olarak İstanbulcunun Sandığı kitabını aldım.

İyi ki de almışım, çünkü yolculuk süresi dâhilinde kitabı bitirdim. 

Kitap İskender Pala’nın İstanbul ile ilgili denemelerinden oluşuyor. Çok güzel anekdotlar var. Osmanlı’daki İstanbul hakkında bilgiler veriyor. Birçok semt hakkında şahane şeyler öğreniyorsunuz.

İstanbul’u turlarken bu kitabı okumanın en güzel yanı okuduklarımı gördüklerimle birleştirip beynime kolayca yerleşmesini sağlamak oldu. Mesela; Kadıköy denmişti buraya, çünkü İstanbul’un ilk kadısı burada oturmuştu, dedim. 

Galata Köprüsü’nden geçerken Galata’nın köpekleri hikâyesi aklıma geldi. Osmanlı şairlerinin, en çok da Baki’nin haliç güzellemelerini düşündüm Eyüp’e doğru giderken. 

Sadabad diye tam olarak neresi kastediliyormuş, sonunda öğrendim. 

Uzun lafın kısası benim için şahane bir kitaptı. Kitabın büyük bir kısmı ders kitabı gibi hafızamda yer etti.

Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız mutlaka alın, okuyun.
İstanbul’da yaşamıyorsanız da hemen alın, İstanbul’a bir seyahat ayarlayıp kitabı da çantanıza atın.

Not: İstanbulcu ne demek merak ediyorsanız; sadece Osmanlı zamanında kullanılan bir tabir olduğunu söyleyebilirim. Daha ayrıntılı bilgi almak için kitabı okumalısınız.


Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım