Kıbrıs'ta herkesin arabası olduğu için toplu ulaşım araçları yok.
Evet! Neredeyse herkesin arabası var.

Toplu ulaşım olmadığı için de, her üniversitenin belli saatlerde düzenli olarak kalkan otobüsleri var.
Otobüsteki tüm yolcular öğrenci olunca tabii ki bana sosyolojik çıkarımlar yapmak düşüyor ve bayılıyorum.
Bol malzemeli otobüs yolculuklarım hakkında ilk diyeceğim şey şudur ki;
şoförden sonra otobüsteki en yaşlı kişiyim.
Net!
Tartışmasız!
Hadi aralarından bazıları okula geç başlayıp bir de uzatmalara kalmış olsa, vakıf üniversitesi olduğunu ve yıllık ücreti düşündüğümüzde bunu göze alan kimse yüksek ihtimal zengin çocuğu değimiz sosyo-ekonomik kısma dahil olur ki, onlar da zaten okula araba ile gidip geliyor.



Kaldı ki, kampüse girdiğiniz andan itibaren üniversiteye değil de lüks araba galerisine girmiş gibi bir hisse kapılıyorsunuz.
Hummer'lardan falan bahsediyorum. 

Otobüsteki en yaşlı kişi olunca pek ayakta kalmıyorum, sağ olsunlar, gençler yer veriyorlar, bu da gözlem yapmam için rahat bir çalışma ortamı sağlıyor.
Tamam abartıyorum o kadar yaşlı değilim.

Geçen gün otobüste şahit olduğum olay da bana şu sosyolojik çıkarımı yapma şansı verdi;
''Erkeklerin size kibar davranmasının, sizin ne kadar güzel olduğunuzla orantılı olduğu bi' dünyada yaşıyoruz.''

Olay şöyle gelişti:
Durakta otobüs durdu. Birkaç kişi indi, birkaç kişi bindi.
En son binen ve hani benim bile Allah ne güzel yaratmış diye hayranlıkla baktığım bir genç kız ayakta kaldı ve o sırada 4 erkek birden kalkmasın mı? Yiğit ve centilmen erkek topluluğu el pençe divan kızımıza yer vermek istedi.
Kızımız en yakın olan koltuğa oturdu, teşekkür etti.

Bir kaç durak sonra yine aynen inen oldu, binen oldu.
Bir kızcağız ama bir kucak kadar. Cılız, kara kuru, kıvırcık saçlı. O kadar küçük gösteriyor ki, liseye bile gitmiyor dersiniz.
Kızımız ayakta. Otobüs sağa sola döndükçe, fren yaptıkça, oradan oraya savruluyor.
Biraz önce 4'ü birden kalktı dediğim centilmen erkeklerden hiç biri oralı olmadı, kız bir ara ayakta durmaya çalışırken onlardan birinin bacağına çarptı da, çarptığı kişi düzgün dur, ne bacağıma dokunuyorsun bakışı attı, inanın.

Bunun gibi bir çok olaya şahit oldum, oluyoruz.
Kendim adıma da konuşup, öz eleştiri yapmam gerekirse benimde güzel bir adama yada güzel bir kadına karşı tahammül sınırım çok yüksek.
Bende bu düzenin bir parçasıyım işte, aksini iddia edemiyorum maalesef.

Ya sevgili okuyucu!
Çirkinseniz ölün tamam mı? Bu dünya size uygun bir yer değil. 

Not:Fotoğraftaki kız da çirkin olduğu için kasten öldürülmek istenmiş olabilir bilmiyorum. :)