12 Temmuz 2016 Salı

Bana Büyü Yapmışlar!

Bekârlık sultanlık, tabii sultanlık da zor zanaat, büyük makamın büyük sıkıntıları oluyor.

Şereflü İzzetlü Sultan Hacı fışfış olmanın ise bazı evreleri var;
Son olarak "kimseyi beğenmiyor, kesin bir beklediği var" sürecinden sonra yeni bir döneme geçtim:


Bu kızda “bir şeyler” var. Bu kıza “bir şeyler” yapmışlar. Bu kıza “bir şeyler” yedirmişler. 

Mahalleli teyzenin "bir şeyler" ile muradı bana büyü yapılmış olabileceği, yazdıkları reçete ise acilen uygulanması gereken hocaya gitmek!

Dedem mahalleli teyzenin bu dediğini duysa tövbe estağfurullah makamında;


Allahu Ekber, der.

Ergun duysa; (Seksenler Dizisi)


Aha da ranza, der.
Cumhurbaşkanımız duysa;

Ya Allah Bismillah, der.

Bir Hristiyan duysa haç çıkarır.

Bir Yahudi duysa ağlama duvarında benim için gözyaşı döker.

Ben ise ilk duyduğumda hobarey deyip dans etmeye başladım. Disco, Disco. 


Büyülenmiş olabileceğimi öğrendikten sonra aklımdan geçirdiğim düşünceler merhale merhale şöyle gelişti;

1- Acaba kim yaptırdı? 
2- Neden yaptırdı?
3- Hayırlısı olsun. (Tevekkül aşaması)
4- Büyü kısmet kapamak için yapılmıyor muydu, benim neden gönlüm kimseye ısınmıyor, böyle bir büyü de mi var acaba?
5- Acaba benden nefret eden birisi mi yaptırdı yoksa arkamdan kimse almasun senü yine bana kalasun, diye türkü çığıran biri mi?
6- Kader böyleymiş.(Kabulleniş aşaması)
7- Saçmalama, ne büyüsü? (İnkar ve özüne dönüş)

Mahalleli teyzenin en vurucu çıkışı buydu. Şimdiye kadar ki çalımları ile beni tökezletemediler bile ama bu sefer bir anlığına da olsa acaba? dedim. Bu açıdan beni bile tereddüde düşürdükleri için kendilerini tebrik ediyor, artık bundan böyle sanatları karşısında şapka çıkararak yollarından çekiliyorum. 

Bu yaşıma geldim, evlenmek benim için hiçbir zaman nihai bir hedef, bir varış noktası olmadı. Kendime bir yol çizdim, bu yol üzerinde doğru insana denk gelirsem iki kişi olarak yolum üzerine devam edecektim. Şimdi zaten benim bir yolum var ve evlenmemek bu yolumdan beni saptırmadığı gibi, hedefime geciktirmiyor da. (ya da doğru insan deyip karşıma çıkan insanlara bir suç bulmak istemiyorum, gönlümün istediği gibi bir insan daha doğru bir tabir olabilir, kendi özünde değil de benim için doğru olan insan)

Aile huzurum, maddi imkânlarım hamdolsun yerinde. Evlilik bana fazladan bir şey katmayacak ya da evlilik benim için bir çıkış yolu da değil.

Durum böyleyken ve bahsi geçen mahalleli teyzeler bunu çok iyi de biliyorken neden hiçbir şey bulamayınca hayal gücünün sınırlarını aşıp bunları uyduruyor ve neye, kime geç kaldığım için bu kadar dertleniyorlar, merak ediyorum.

Hayır, korkum; bunun üzerinde büyü var diye birine şirinlik muskası falan yapıp yollarlamaları ve benim yanlışlıkla, yanlış kişiyle evlenmem. Ahaha, hayal gücüm mahalleli teyzeler kadar geniş. Hem kim bilir belki ileride ben de bir mahalleli teyze olurum, nasılsa boş konuşmak bedava!

Not: Sağ taraftaki anketi cevaplarsanız çok sevinirim. ^^

Devamını oku »

10 Temmuz 2016 Pazar

Umut Vaat Eden Genç Terzi

Bugün burada bir misafirim var.
Marifetli Muallim

Kendisi ile yollarımız nasıl keşişti, nereden denk geldik hatırlamayamıyorum, ama vesile olan şeye teşekkür borçluyum.
Şahsen hiç görmediğim bu genç kızı neden seviyorum derseniz; en çok
onun takvası, dini hassasiyetleri yani Allah'a olan sevgisi beni ona yakın hissettiriyor.

Hem bloggerlık, hem öğrencik yaparken şahane şeyler de dikiyor. Onun diğerlerinden ne farkı var derseniz;
1- İşçiliği çok temiz ve güzel.
2- Diğer sözde tesettür kıyafetlerinin aksine o gerçekten tesettüre uygun kıyafetler dikiyor.

Çok fazla uzatmadan sözü ona bırakıyorum;

Cümleten merhabalar sevgili Nabrut’un sevgili okuyucuları, takipçileri.


Öncelikle sevgili Nabrut’a kalbi kadar temiz bu sayfayı bana ayırdığı ve düşük çenemden sizleri de haberdar etmeme müsaade ettiği için teşekkürlerimi iletiyorum. Tatlı kız vesselam. Cidden yüreği güzel. Hayır yok tanışmıyoruz, görmedim bile, iltifat ederim az para ver dedim onu da vermedi, ama öyle güzel kalemi var ki sempatikim kendisine yıllardır. :)


Hemen sizlere kendimi tanıtayım. Aranızda beni daha önceden görmüş, duymuş belki Google amcada bir ‘’büzgülüferace’’  ararken bana rast gelmiş olanlarınız olabilir. Okul Öncesi Öğretmenliği okumaya çalışırken dikiş dikmeye çalışan bir muallime adayıyım efendim. Tipime bakmadan (1.50ydi kızın boyu) bir koltukta iki karpuz taşımaya çalışıyorum.


Dikiş hikâyem tam da tipim sayesinde başladı aslına bakarsanız. (Ayrıca 43 kiloydu) 34 beden üretmeyen, omzu dar olanları es geçen, kısa boylulardan da aynı parayı alan (mazimde eteğini kestirince yarısı çöpe giden hazır kıyafetler mevcut) firmalara inat - ki bir miktar da pintilik mevcut olunca- dikişe sardım. Gel zaman git zaman kendime dik dik olmuyor sipariş almaya başladım. 2 yıldır sipariş çalışıyorum hatta artık giyecek bir şeyim yok sıra gelmiyor kendime J Misal bayrama az kaldı ama halen bayramlık dikemedim görünen o ki bayramda yine ‘’saksmavisi volanlı tunik’’e kaldık.


Siparişlerin yanı sıra ‘’ İlmin zekatı paylaşmaktır.’’ düsturu üzere dikiş anlatımları da yapıyorum bloğumda.
 

Örneğin böyle ponçikli vintage kolbüzgüleri nasıl yapılır?
 

veyahut elimizde kalan 1.5 metre kumaşla neremi örtsek diye düşünürken o kadarcık kumaştan nasıljile dikilir?



Bi' de böyle sezon modasını takip edip handmade işlerine girerekten gönlünüzü hoş edeceğiniz çalışmalar bulabilirsiniz. J


Bi' de bi' de kendin yap (DIY) çalışmalarım da var J Hepsini ve daha fazlasını bloğumda bulmanız mümkün. J 



Bi' deee hepinizi bekliyorum sevgiler. J
Not: Diğer sosyal mecralardan da eksik kalmadım ayol.

İnstagram : marifetlİmuallim

Sizde bloğumda misafir yazar olmak isterseniz nabrutvebiz@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.
Devamını oku »

9 Temmuz 2016 Cumartesi

Cinderella and Four Knights Konu ve Oyuncuları

Kadroyu görünce e artık yuh dedim!
Tvn 1O.yıl kutlamasını biraz abartmadı, bu kadrolara para yetireceğim diye batmasa bari diye düşündüm.

Cinderella and Four Knight


Cinderella and Four Knight Konusu

Park So Dam geleceği parlak, veteriner olmak isteyen bir üniversite öğrencisidir. Buna rağmen ailesi onu dışlamış, onlarla ama yalnız bir hayat sürmektedir. Annesini bir kazada kaybedince üvey annesi ve kız kardeşleri ile yaşamaya başlamıştır. Bir gün yaşlı gizemli bir adam karşısına çıkar ve Sky House adı verilen bir yalıda 3 kuzeni ile birlikte yaşamasını ve hayali olan veterineliğin peşinden koşmasını tavsiye eder.

Cinderella and Four Knight Oyuncuları

Bu üç kuzen ise; 


Joo il Woo
Ahn Jea Hyeon
Shin (Cnblue)

Kadro efsane değil mi?

Yönetmen ise bir diğer bomba!
Secret Garden, A gentleman's Dignity, Lie to me gibi efsane dizilerin yönetmeni Kwon Hyuk-Chan!

Dizinin senaryosu Baek Myo isimli romandan uyarlanacak. 

Yayın Kanalı: TvN
Bölüm Sayısı: 16
Türü: Fantastik Romantik


Fragman



Bilgiler geldikçe yazıyı güncelleyeceğim.
Devamını oku »

Second to Last Love Konu ve Oyuncuları

Second to Last Love


Second to Last Love Konusu

Ji Jin-Hee 40 yaşında ve hala bekardır. Belediyede bölüm şefi olarak çalışmaktadır. Kim Hee-Ae ise bir yayın istasyonunda Pd yani yapımcıdır, o da 40 yaşında ve bekardır. Aralarında geçen bir çekişme sonrası romantik bir ilişkiye girerler. 

Saigo Kara Nibanme no Koi isimli Japon dizisinden uyarlamadır.

Second to Last Love Oyuncuları

Ben başrol oyuncuları Ji Jin Hee ve Kim Hee Ae'yi daha önce hiç bir yapımda izlemedim. Ama yardımcı kadın oyuncu Oh My Ghost'daki sevimli hayaletimiz Kim Seul Gi.


Türü: Dram, romantik, komedi
Bölüm sayısı: ?
Yayın Tarihi: 23 Temmuz


Bu diziyi uyarlayacak olan ise artık uyarlamalar kraliçesi olarak bahsettiğim Lie to me, Emergeny Couple ve en son da Lucky Romance'ı webtoon'dan uyarlayan Choi Yoon-Jung!

Fragman


Bilgiler geldikçe yazıyı güncelleyeceğim.

Devamını oku »

7 Temmuz 2016 Perşembe

Another Miss Oh Dizisinden Bilinmeyen Ayrıntılar

Bir önceki yazımda detaylara devam edeceğimi söylemiştim.

Oh Hae Young'un benim için çok etkileyici sahnelerinden birisi de düğününün iptal olmasına sebep olan kişinin Do Kyung'un olduğunu öğrendiği sahne;



ve bu sahnede ikisini de bırakıp giderken gömleğinin arkasında yazan yazı idi. Güzel detaylardandı, işin özenilerek yapıldığının kanıtıydı.

Çok hoş bulduğum diğer detaylardan birisi de son bölümde annesi ile babası Oh Hae Young'u, Do Kyung'un evine götürürken yolda karşılaştıkları sokağın tek yön olmasıydı, bu gönderme verilmek istenen mesaj çoook güzeldi. Diziyi ince ince ilmek ilmek işlemişlerdi.



Oh Hae Young'un pembe bisikleti içimdeki Devlet Bahçeli'yi uyandırarak;
"benim de bir pisikletim olsa, benim de bir eriğim* olsa" diyor "anne bana niye almıyorsunuz" diyor, "bizde niye yok?!" diyor! gibi replikler savurttu. 
*Eric Moon'a yapılan erik göndermesidir. :)



Konumuzun gidişatına pek uymuyor ama Eric çok yakışıklı bir damat olmuştu, ay onu bir önceki yazımda söylemiştim zaten. Neyse, şey, tamam. Ne var bir tane daha resim koysam. Zaten dolabı ittirip kaktırmaktan neredeyse fıtık olacaktı.



Oh Hae Young ile ayrıldıklarında iş arkadaşları ile sahilde yine yeniden bir Oh Hae Young'a rastladıklarında bizim canım Fatmalarımız, Haticelerimiz aklıma geldi. Hahah!

Bu sahil sahnesinde böyle sürü halinde gezmeleri görsel bir şölendi.



Sonrasında bu sürünün kamera arkası fotoğraflarından birine daha denk geldim.





Bu sürünün en çok güldüğüm sahnesi, hayır gülmek denemez resmen haykırdım sarsılarak güldüğüm sahnesi Oh Hae Young'u kaçırmaları idi. Yaa yazarken hala gülüyorum.














Yan oyunculara gelirsek; benim favorim Unni ile Avukat idi.

Unniyi yani Ye Ji-Won'u en son Page Turner dizisinde acayip despot bir anne rolünde izlemiştim.
Ondan sonra bu despot görünüşlü süper manyak abla rolü ile çok sevdim. Aslında böyle aptal saptal hareketler yapan yan karakterleri sevmem ama bu bir istisna oldu.

Unni hakkında diyeceklerim;

  • Saçlarını dağıtıp içtikten sonra Fransızca konuşması, 
  • Avukatın da Fransızca bilip aralarında fransızca konuşmaları, 
  • Beraber deli depek dans etip çıldırmaları çok güldüğüm hatta şimdi yazarken bile güldüğüm sahnelerdendi.
  • Bunlarla beraber Avukat ile olan ilk başta beni rahatsız etti. Evlerine aldıkları arkadaşları ablalarını hamile bıraktı herkeste bir rahatlık, olabilir öyle şeyler mantığı dehşetti ama üzerinde durmamaya çalıştım. İyimser düşünmeye çalıştım, haha!
  • Bu gece bekçisi ablaları çok sevdim ve çok mantıklı buldum. Keşke bizim sokaklarımızda da bu ablalardan olsa da gece istediğimiz vakitte rahatça eve dönebilsek dedim. 

  • Evlenmeye karar verme aşamaları, karar verdikten sonraki halleri beni çok güldürdü. Şunun sol alttaki sahne gibi.
  • Avukatın diğer manyak çifte rüşvet verip aşka tersten başlamak çok havalı hikayesi uydurtması ayrıca çok güldüğüm sahnelerdendi. 






Avukata gelirsem;
  • Kim Ji-Suk bir çok dizide karşımıza çıkan her seferinde farklı bir karakter canlandırıp hakkını veren bir oyuncu. Hatırlarsanız I need romance dizisinde acayip şeker ve dünya üzerinde böyle bir adam olamaz dedirten bir aşığı canlandırmıştı.


  • Sassy go, go dizisinde pısırık bir öğretmen olmuştu.


  • Daha bir çok dizide karşımıza çıkan Kim Ji-Suk bu seferki rolü ile de kendisine hayran bıraktırdı. "nefretlik çapkın adam"


  • Bunlardan apayrı olarak onun Oh Hae Young'a birini ayarlaması, bunu yaparken de ilk görüşte aşk diye bir hikaye uydurması,

  • Ablalarını hamile bıraktığını öğrenince dayak yemesi, tıkanan tuvaleti açmaya çabaları ve tuvaletle ilişkilendirilen sevgili olma kuralları onun çok güldüğüm sahnelerindendi.

Şimdi aşağıdaki sahneyi koyup koymama konusunda çok tereddüt ederim. Böyle bayağı şeyleri sunmaktan çok hoşlanmıyorum ama bu sahnede gözlerimden yaş geldi, gülmekten. Koymadan edemedim.


Bu sahneden bahsetmişken sözü Kara Grubunun üyesi Youngji ve partnerine getirmeden olmaz.


Pembe saçları ve cadı halleri ile kendisine zaman zaman sempati bazı aşırı halleri ile de antipati besledim.


İkiliye en çok güldüğüm kısım takma tırnak olayıydı.


Sonunda senaryosunun hayata geçirilecek olması detayı güzeldi.


Dizinin geçtiği mekanlardan bahsedecek olursam; 

dizilerde çokça karşılaştığımız ve genelde kiraz çiçeklerinin döküldüğü şu tarz oturma alanları;


acaba her dizide aynı park alanı mı kullanıyor yoksa benzerlik mi gösteriyor diye düşündürttü. Ve en son Uncontrolably Fond dizisinin fragmanını aklıma getirtti.



Bir şeyi daha hatırlayamadım ve sizin yardımınıza ihtiyacım var. 
Şu  parkta↓↓↓


böyle bir sahneyi başka bir kaç dizide daha izledik.
Onlar hangileriydi, hatırlıyor musunuz?
****
Oh Hae Young'un pantalonlu kıyafetlerini sevmesem de etekli takımlarını özellikle elbiselerini çok sevdim. Ama en çok ayakkabıları markajımda idi.


Son karadeki dore ayakkabıyı ben çok sevdim zaten o da bir çok bölümde tekrar tekrar giydi. 



Bu ayakkabının fiyat ve marka bilgilerini şuradan inceleyebilirsiniz.


Gözlüğü ilgisini çekenler varsa onlar da şuradan gözlükle ilgili detaylara ulaşabilirler.

Oh Hae Young yani Seo Hyun Jin'in filmin jenerik şarkısına düet yaptığından, daha önce Milk adındaki bir kız grubun üyesi olduğundan bir önceki yazımda bahsetmiştim. İşte o kız grubunun bir fotoğrafı. Seo Hyun Jin'i tanıyabilecek misiniz acaba?




Bu da çıkış parçalarının klibi


Son olarak ekleyeceklerim;

  • Oh Hae Young'un arkadaşını çok hoş buldum, güzel kadındı.
  • Dizide çokça yer alan muhtemelen aynı yapımcı elinden çıkan şu afişin hangi filme ait olduğunu bulamadım.



  • Babasının ve annesinin sabah sabah elinde bidonlarla ne taşıdığını anlayamadım, hatta Twitter'dan zemzem taşıyordur gibi yorumlar geldi ki gerçekten zemzem bidonuna benziyor ahah!


  • Şu gıcık kırmızı oyuncağı ilk başlarda eski nişanlısının hediyesi sanmıştım.
  • Çünkü saçları aynı Heart to Heart dizisinde oynadığı karaktere benziyordu, lakin dizide bir bağlantı kurmadılar. 

  • Diziden en sevdiklerim arasında komik sahnelerde duyduğumuz "hool" sesiydi. Yeppudaa ost sayfasından ost'ı tek tek değil, tüm hepsini indirdiğinizde bu sesi de indirmiş olursunuz. Benim gibi^^
  • Aşk ve güzelleşme klişesini çok severim. 


Ve ayrıca sona gelirken izlemeyenler için İngilizce alt yazılı Bts yani kamera arkası görüntüleri ekliyorum. Kamera arkası çok eğlenceli ve çiftin uyumu bu görüntülerden daha iyi anlaşılıyor.

Part 1



Part 2



Part 3


Part 4


Part 5


Part 6


Part 7


Part 8


Bitti mi?
Hayır tabii ki. 
Bir sonraki yazımda da gelen yorumlardan anladığım kadarı ile pek kimsenin bilmediğini düşündüğüm dizi ile alakalı bir detaydan bahsedeceğim.

Sonrasında ise maalesef ki Another Miss Oh dizisine veda etmiş olacağız.
Devamını oku »

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Another Miss Oh Yorum ve Replikleri

Çevirisi başladığında bir bölüm izleyip bu dizi çok güzel olacak, en iyisi çevirinin bitmesini bekleyim yoksa dayanamam dediğim diziyi izledim.

Another Miss Oh/ Oh Hae Young Again


Dizinin konusu ve oyuncuları hakkındaki bilgiye şuradan ulaşabilirsiniz.

Dizi hakkındaki yorumum;

  • Koşuuun izleyin, O kadar güzel. 
  • Daha iyisi çekilir mi bilmiyorum ama size şurada 2016'da yayınlanan çevirisi biten dizilerden en iyiler listesi yapmıştım ya, bu diziyi o listenin en başına ekliyorum. 
  • Şimdi ben böyle dedim diye siz beklentilerinizi yüksek tutup başlamayın ama benim tavsiyelerimden hayal kırıklığına uğramadıysanız bunu izlediğinize de pişman olmayacaksınız.
  • İlk bölümde kızı hiç sevmedim ve hatta biraz sinir bile oldum. Ama ilerleyen bölümlerde kıza öldüm, bittim. Kız oyunculuğunun yüzde yüz hakkını verdi. 
  • Bir kere klişe bir senaryo yok, çok farklı bir senaryo. Aynı isimde iki kızın kaderlerinin birbirine dolanması üzerine yazılan hikaye çok güzeldi.
  • Bu diziyi diğerlerinden ayıran nedir diye sorarsanız net olarak şunu söylerim;
  • Genelde Kore dizilerinde erkek daha çok sever ve kızın peşinden koşar, burada kız tüm cadılığı ve tuttuğumu koparırım zihniyeti ile daha çok seven arsız taraftı. 
  • Kız ezik değildi,
  • Erkek karakter tüm Kore dizilerinin aksine naif değil hafif odundu, hatta bazı hareketleri ile bildiğin Türk erkeği kıvamındaydı. İlk başta cool olup sonradan yumuşayan bir karakter de değildi, çizgisini korudu.
  • Eric Moon'u ilk defa Que sera, sera dizisinde izlemiş ve çok sevmiştim. Onun iyi bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum ama çok yakışıklı bir erkek ve burada odunsu adam karakterine de kendi yapısı itibarıyla cuk diye oturmuştu. Que, sera sera dan sonra ajusshi, daha ımm nasıl desem yakışıklı olmuş. Zaten biz yaşlanınca çirkinleşiyoruz erkekler yaşlanınca tam tersi. Neyse kendisinin Hastasıyız!
  • Eric Moon ile Seo Hyun Jin'in kimyasının tuttuğunu kamera arkası görüntülerden de anlıyoruz ki sanırım dizinin lokomotifi de onların bu birbirlerine olan uyumuydu.
  • Önemli uyarı: Diziyi etrafınızda kimse olmadan izleyin, dizinin yan etkisi: salak salak sırıtmalar!
  • Dizinin karakterinin bir ses yönetmeni olması tüm dizilere bakış açımı değiştirdi. Artık bu ses aslında bundan çıkmıyor diye düşünüyorum. Hatta iyice psikolojim bozuldu. Hhah. İzleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız.
  • Son sözüm diziyi izledikten sonra mutlaka yorum yapın, çünkü günlerce bu dizi üzerine konuşabilirim.
  • Ayrıca çevirmenimiz -Zulu-ya çok teşekkür ediyorum. Ellerin dert görmesin.
  • Ve bir daha ayrıca :) dizinin her şarkısı birbirinden güzeldi.
  • Not: Genel Kore dizilerinin aksine kiss sahneleri biraz fazlaydı, rahatsız olan sarma tuşuna basarak sorunu halledebilir. :)

Yasal Uyarı: Buradan sonrası yüksek dozda spoiler içerir.

Dizi izleyenler için çok uzun bir post olacak hatta diziden ayrıntılar vs. derken 3 ayrı post yapacağım. 

Evvela dizinin sevdiğim Ost'leri hakkında bilgi ve link vereyim ki yazıyı okurken dinlemek isteyenler olabilir. 

Dizinin başrol oyuncusu Seo Hyun Jin yani Oh Hae Young dağılan Milk Grubunun üyesi eski bir şarkıcıymış. Ve dizinin jenerik müziği diyebileceğimiz What is Love şarkısında düet yaptı. En sevdiğim şarkılardandı. 
Türkçe alt yazısı ile


Benim en sevdiğim en en en Roy Kim'in söylediği Maybe I şarkısıydı. Bayılıyorum. Türkçe alt yazısı ile de izleyin mutlaka.



Diğer en sevdiğim 
Scattered


Like A Dream şarkısı 



Hafif duygusal hafif hareketli Little Miss Sunshine


Tüm ost çok güzeldi hepsini buraya ekleyip ilgilenmeyenleri sıkmak istemiyorum diğerlerine linkini veriyorum 6. ost, 7. ost, 

Hazırsanız kızdan başlıyorum. :)
Oh Hae Young benim Kore dizileri arasında en sevdiğim kadın karakterlerden biri oldu. Hani bahtı gülmemiş ama buna rağmen ezik değil, yırtıcı olmuştu ya buna bayıldım.

Bu sahnede teneke kutunun bile onun yüzüne patladığı gibi...
Düştükten sonra hemen kalkıp insan içine çıkması böylesine güçlü olmasını çok sevdim.



Gerçi ilk ayrıldıklarında acayip dağıldı. Radyoda kendini ifşa etmesi ayrı bir komediydi.



Oh Hae Young'un Do Kyung ile yollarının kesiştiği ilk seferlerde şu aşağıdaki sahne de dedim ki, bu dizi şahane olacak!


Bu esnada Do Kyung'un onu yüreklendirmesi ve kendisinin de düğün günü terk edildiğini itiraf etmesi çok etkilendiğim sahnelerdendi.


Oh Hae Young'un bunu öğrendikten sonra yaptığı şu ↓↓↓ tespit belki de dizinin kültüydü diyebilirim. O kadar doğruydu ki!


Dizinin bir diğer kültü diyebileceğim sahne seni yemek yerken görmeye dayanamıyorum olayıydı. Bak düşündükçe sinirleniyorum.


Hakikaten birini yemek yerken görmeye dayanamıyorsanız aşktan bahsetmek mümkün olmuyor. Tabii bu durumu Do Kyung'un telafi etme çabaları ve -ah en sevdiğim- bir kadına böyle denilir mi diye eski sevgili ile kavga etmesi on numara idi.


Oh Hae Young daha çok seven taraftı derken nelerden bahsediyoruz şimdi aşağıdaki repliklerde görecekseniz. Güzel sözler, jestler, çıldırmacaların büyük bir bölümü ona ait.

Önce beni nasıl sevemezsin geber makamında çıldırdı ya ba-yıl-dım. Ayrılıklarda mutluluk dileyenlerin aksine bunun sürekli bela okuması çok eğlenceliydi.

Bakın beddualara başlıyorum ki adamın başına iyi ki taş yağmadı ahah :D 

1-



2-




3-




4-



Bitti mi sanıyorsunuz? Do Kyung'dan hırsını alamadı tüm kadın ırkına bela okumaya devam etti :)



Yetmedi, tüm herkesin ölmesini istedi.


Neyse ki en sonunda dünya barışı için Do Kyung'un yaşlanmasını diledi. :)


İlk aşık olan taraf Oh Hae Young bunu şöyle anlatıyor: 
*sevdiğim sahneler




Oh Hae Young daha çok seviyor, çıldırıyor demiştim değil mi? Oradan devam ediyorum:

1- Sevgisinden cinayet bile işleyebilir


2- Onun için ölebilir


3- Onun için istediği herkesten nefret edebilir


4-Özlediği için ölebilir (ah ama bu sahne çok tatlıydı çok!)


5- Mutluluğun zirvesine ulaştığı için yine ölebilir. 
Amma çugosso duymuşuz bu dizide. -yalnız bu sahne de çok güzeldi. Yani o sazlıkların arasında yılan, çıyan olur ben sevgilimle gidemem de uzaktan izlemesi güzel-



5- Taşlı saldırı düzenleyebilir.




6- Camı açıp Do Kyung'u seviyorum diye bağırabilir.


amo5 paylaşan: nabrut1231

En çok kız sevdi tezimi genelde dizilerde erkeklerin söylediği şu repliği ve;




naz yapan tarafın erkek olduğunu da eklersem son noktayı koyarak ispat etmiş olurum.

Bu sahne de yani ben de mutsuzum seni mutlu etmek istiyorum kısmı benim için özel yerlerden bir tanesi.

Bu konunun en sonu sakladığım, benim için dizinin kopup gittiği, gözlerimin dolduğu ve sanırım kesinlikle kült sahnesi, unutulmazlarım arasına giren kısım şudur!




Bu sahne üzerine tez bile yazarım, net! Kızın oyunculuk döktürdüğü muhteşem bir sahneydi. Hiç Unutmayacağım!


Tabii ki dizinin bir diğer kültü olan atlama sahnelerini paylaşmadan geçmeyeceğim.

Varan 1- 
Dizinin en sevimli ve sonrasında sünger olayı ile de komik sahnelerinden biriydi. Çok sevdim!

amo1 paylaşan: nabrut12

Varan 2-

Gif

Varan 3-
Dizi bu kült ile sona erdi zaten.





****

Önce özledim bile demedi ama;




Sonrasındaki kolay kadın repliklerini sevdim.

1-




2-




3-
Tatlıya bağladılar gerçi.


4-


Dizinin bir diğer kültü neydi biliyor musunuz? Aşk acısını bastırmak için sıkan, dar ayakkabı giymek!
Bence bu da dizinin unutulmazlarındandı. Bu kadar güzel bir gönderme yapılamazdı! Hatta şöyle düşündüm: Senarist gerçekten aşk acısı çekmiş biri olmalı, aksi halde bu kadar güzel anlatamazdı.




İkinci adama gelirsem; ben bu adama Heart to heart dizisinde bayılmıştım. Burada ise tabii hikaye gereği zaman zaman sinir bozucu bir adamdı. İşte şu ↓ sahne ile kız adamı dağıttı!



Oh Hae Young'un Annesi

Eric'ciğime gelmeden önce kızın annesi ile olan ilişkilerinden de bahsetmek istiyorum.
Kadını en son Healer'da manyak ajumma olarak izlemiş bayılmıştım, hatırlarsınız.
Bu dizide de en sevdiğim karakterlerden birisiydi. Osmanlı kadını halleri, soğuk duruşu ama kızını çok sevmesi onu koruyup kollaması ve çekik gözleri ile anneme çokça benzettiğim bu karaktere hasta olduğumu söylemeliyim.


Annesinin el-alem ne der tarzı yaklaşımlarına;




Türk annesi tavırlarına;




Agresif hallerine;




Bayıldım.


Kızlarını evden kovarken soğukkanlılıkla verdikleri kararda kahkahalar attım.





Çok üzgün olduklarında delirmeceler moduna girip anne kız manyak manyak dans etmeleri ise dizinin unutulmazlarındandı. Annesi ve babası düğün günü terk eden değil terk edilen olduğunu öğrendiğindeki bu karaoke sahnesinde hem güldük, hem gözlerimiz doldu. Güzel detaylardan biriydi. 

Anne ile olan diğer sevdiğim sahneler;

  • Do Kyung'un tabağına et koyması, onun bunu çok doğal bir şey gibi yaparken Do Kyung'un duygulanması
  • Oh Hae Young'un anne n'olur onay ver diye ağladığı son bölümdeki sahneler.
  • Sinirlendiğinde soyunması, en son dünürünün üzerine yürüyüp düğün hediyesi falan alamam diye dayılanması.
  • Hii, bir de şu replikte kızının arkasında durması, kısacası tüm aile ilişkileri çok güzeldi. 


Eric Moon'cuğuma gelirsem;

gönül istiyor ki saatlerce Eric Moon edebiyatı yapıp ona gazel döşeyim. Artık bir Nefi bir Nedim olamadığım için elimden geleni yapacağım. Buraya kadar gerçek kişiliğim ile devam ettirdiğim yazımı buradan sonrasında içimdeki ergene kendi isteğimle devrediyorum. Yasal bir yükümlülüğüm olmadığını beyan ederim, kamuoyuna arz olunur.

Kendisi dizide birazcık odun ve odundan yapılan diğer maddeler gibi davrandı çünkü;


Diğer insanların ne dediğini çok önemsiyor;


Kendini hiç dinlemiyordu,


Belki de kendisini de dediği gibi mutsuz olmaya kararlı biriydi.


Öyle ki biraz insan gibi davranacak olsa hem bizi, hem de Oh Hae Young'u korkutuyordu. :D



Ondan böyle üflemek falan gibi hareketler görmek imkansızdı, iyi ki öyleydi. İşte ben seni bunun için sevdim Eric :P



Hatta şemsiye klişesini bile iki şemsiye getirerek yerle yeksan etti. O derece yani. :D



Başka ne için sevdim;
  • Aldığı müzik kutusu için;
  • Koyduğu ayakkabılar için ve kapıya her teslimatçı geldiğinde odaya daldığı için;
  • Ayağı takılıp düşmesin diye aldığı lamba için,

  • Oh Hae Young, Oh My Ghost'taki hayalet gibi;


  • motel diye tutturduğu halde seni motele götüremem, kadınlar orada uyuyamaz dediği zaman; ki bir motel sahnesi daha vardı hatırlıyor musunuz, Oh Hae Young'u sarhoşken evine götüreceğim diye arabaya bindirip mecburen motele götürmüştü. Kız olayları hatırlamayınca intihar etmeye falan kalkmıştı, çok komikti.
  • Ama en çok en çok en çok hastanede karşılaşıp oh iyi ki senin düğününü bozdum diye itiraf ettiği sahnede,


amo9 paylaşan: nabrut1231



Bu sahneyi istiyordum, eğer böyle demezse çok üzülürdüm sanırım.

  • Sonunda aman ne olacaksa olsun deyip, vazgeçmeyip Oh Hae Young'un kalbini kazanmaya çalıştığında, odasına girip dönsün diye onu beklediğinde;


  • Çark edip onu almaya gittiğinde;



  • Odunluğundan ötürü yemek kutusunu alıp almamak arasında gidip geldiği sahnede, -ve çok güldüm- ve onu çok sevdim.



Şunu da ekleyim; genelde Türk filmlerinde kafa baş, göz kavga ede ede, birbirini pataklaya pataklaya barışanları gördüm de bu bir Kore dizisi için ilk oldu. Sahne yine çok güzeldi elbette.




amo3 paylaşan: nabrut1231

Dizinin finaline gelirsem; 


geleceği neden gördüğünün havada kaldığını düşünenlerin aksine ben kendisine bir şans verilmiş olduğunu, bu şansı iyi değerlendirdiği için de ölmediğini düşünüyorum ya da zaten ölmeyecekti. 
Kaderi yine değiştirememeleri, kazanın vukua gelmesini anlamlı buldum da benim anlam veremediğim kazada öldü, gidiyordu ama o tek ayağı havadaydı ya! Diziden koptum orada, kısa süreli. Ahah!



Diziyi düğünle bağlamaları, davullu zurnalı sonlar benim en sevdiğim şey! 
Eric çok yakışıklı bir damat olmuştu demeye gerek duymuyorum ama Oh Hae Young'un gelinliğinin boydan güzel bir karesini bulamadım bulan varsa bana ulaştırsın çok rica ediyorum.



Dizi sonundaki beraber dans etme seremonisi çok eğlenceliydi. Videosunu eklemeden edemedim, zira kendim tekrar tekrar izleyebilirim.

amof paylaşan: nabrut1231

Son olarak eklemek istediklerim;

  • Canım Eric o dolabı ittirip kaktırmaktan fıtık olacaktı, neyse ki kızımız çabuk taşındı. :)
  • Oh Hae Young'un küs olduklarında evi terk edip arkadaşında kalması, mesajı alır almaz koşarak eve dönmesi çok şekerdi.
  • Kızın eski nişanlısının onu terk etme sebebini öğrendiği sahnede çok etkilendim. 


  • Oh Hae Young'un bir teneke kutuya bile bağlanması detayı, iki Oh Hae Young'un en son vedalaştıkları sahne güzeldi.
  • Ve tabii kapı önünde vedalaşma sahneleri de dizinin bir diğer kültüydü. Yok böyle bir şirinlik. İki tane vedalaşma sahnesini videoda birleştirdim.


amo7 paylaşan: nabrut1231

Bu kadar mı?
Elbette değil!
Diziden değineceğim detaylar, yan karakterler hakkında diyeceklerimi de bir diğer yazıda toparlayım zira bu yazı çok uzadı eğer biraz daha yazarsam bloğumun açılış hızı düşebilir, görsellerin açılması problem olabilir.

Yazının başında söylediğim gibi bu dizi üzerine günlerce konuşabilirim, o yüzden bir kaç gün Another Miss Oh yazısı gireceğim. 

Not: Diziyi izleyenlerden uzun uzun yorumlar bekliyorum, ayrıca yorumlarınızı maddeler halinde yazarsanız cevaplarken çok rahat olur, maddeler diyorum düşünün ne kadar uzun yorumlar bekliyorum.

Devamını oku »
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...