Başıma kötü bir şey geldiğinde, kaldıramadığımda, yaşadıklarım altına ezildiğimde huzurun kıymetini anlıyorum.

Huzur nefes gibi; gündelik hayatımızda sürekli var olan ama ancak onu kaybettiğimizde varlığının ne kadar rahatlatıcı olduğunu hatırladığımız bir lüks...

Ben de zaman zaman böyle huzurumu kaybettiğim zamanlar yaşıyorum ve o zamanları Allah'a yaklaşmak için bir vesile olarak görüyorum. İşin içinde çıkamadığımda, elimden bir şey gelmediğinde ibadetlerime daha sıkı yapışıyorum ve Allah'ın bu belayı bana tokat mahiyetinde gönderdiğini anlıyorum.

Hani bir yazım vardı hatırlar mısınız?

Neden Bazılarının Her İşi Rast Gidiyor, başlığı ile yazdığım bu yazı bana hiç ders olmaz, her seferinde unuturum.

Yine öyle bir dönem yaşadım, silkelendim. İyiyim.

****

Geçen gün doğum günümdü. İyi ki doğdum mu? Bilmiyorum. Mükemmelliyetçi yapım yüzümden kendimden hiçbir zaman tam manasıyla memnun olmadım, kendini beğenmişliğim yüzünden de kuyruğu hep dik tuttum. (Çelişiyorum biliyorum :) Bu yeni yaşımda Allah beni daha iyi bir kul etsin, ne deyim.

****


Aynı zamanda yine geçen ay Blog'umu açalı 11 yıl oldu. 2010 yılından beri yazıyorum. Blog arşivinden 2010'a kadar gidebilirsiniz. Tıklamadan geçtiğiniz :) ve bu yüzden neredeyse hiç kazanç elde edemediğim Google reklamları haricinde bir getirisi olmadığı halde neden 11 yıldır durmaksızın yazmaya devam ediyorum, beni ne teşvik ediyor diye düşünüyorum. Sonra aşağıdaki gibi yorumlarınız geliyor ve kendimi blog yazarken buluyorum. Okur kitlemin bu kadar kaliteli olması, hiç çirkin yorumlar almamam beni bugün hala yazmaya itiyor sanırım. İyi ki varsınız!