Konu: 3. Buluşma
Mekan: Aynı Yer
Zaman: İkinci buluşmadan 3 gün sonra

Üçüncü buluşma için Cuma günü ikinci buluşmayı yaptığımız yerde buluşmak üzere sözleştik.

Sözleştiğimiz yere girdim, aynı masada oturuyordu. Oturacağımız yeri önceden rezerve etmişti ve o da ne masada bir buket papatya, en sevdiğim!

İçeri girer girmez bu görüntüyü görünce içimden dedim ki;


Eyvah Nabrut, ayıp olmasın diye evlenmek zorunda kalacaksın!


Üçüncü buluşmadaydık ama ben işin oyun olmaktan çıktığını yeni yeni fark ediyordum. O geleceğe yönelik konuşmalar yapıyordu ve ben daha ciddi düşünmediğim için o kadar sıkılıyordum ki... Hatta bazen anlayıp bana soruyordu, sıkılıyor musun?

Ayıp olmasın diye, yok canım neden sıkılayım diyordum tabii. Bir Hacıfışfış'ın en önemli vazifesi karşısındakini mahcup etmemektir çünkü.

Duygu durumumu sorarsanız 5. 6. buluşmaya kadar net ve ciddi anlamda bir şey hissetmedim. Hatta benden bir cevap bekleyen Fadıl'a da aynen şunları söyledim;


Yıllarca kalbini harama kapatıyorsun, bakma, sevme, hoşlanma diyorsun. Sonra biri karşına oturuyor ve hadi bu adamı sevebilirsin, bu adam sevilmeye layık diye kalbini itekliyorsun. Sanırım benim sistem arızalı bir şey hissedemiyorum. Ne hissetmem gerektiğini dahi bilmiyorum.


Bana beni anladığını söyledi. Ama acele ediyordu, bir an önce ismi konulsun, bir söz alayım istiyordu. Onun bu acelesi beni korkutuyordu, kafamı iyice karıştırıyordu ama şimdi dönüp baktığımda o böyle acele etmese, baskın olmasa asla bu adıma gelemezdik. Kaçardım ben. Muhtemelen onun net olması ve tutup bırakmaması beni bugünkü aşamaya getirdi.


Böyle böyle, ben Fadıl'ın yanına yaklaşık 7 defa gittim. Fadıl'ı görünce olabilir, evlenebilirim gibi geliyordu ama eve dönüyordum ve

Yok anne ben yapamayacağım. Ben evlenemem, olmaz bu iş,

diyordum.

Ailem hiç acele etme, dedi bu süreçte. Görüşün, tanışın.
Görüşüyorduk, mesajlaşıyorduk hatta telefonda da konuşuyorduk ama ben ailem görmeden tanımadan ona bir şey diyemiyordum.

Ama artık görüşmelerimiz sıklaşınca onlara dedim ki, 

Siz de bir görün tanışın, çünkü ben kaderime yürüyor gibi hissediyorum.

Ve kaçıncı buluşmamızdan sonra hatırlamıyorum ama anne ve babamla tanıştırmanın zamanı geldiğini düşünerek eniştemin evinde bir buluşma ayarladık.

Ben gitmedim. Aralarında halletsinler, dedim. Hahah! :D

Bu buluşmadan sonra akşam annemle babam eve geldiğinde sordum;

Evlen derseniz evleneceğim, bu görüşmeler o yola girecek. Ne diyorsunuz?

Bizim için tamam, dediler.

Hani daha önce burada yayınladığım bir çok hikayede okuduğumuz gibi gözlerine perde inen gelin kız, ben değildim. Fadıl Bey annemle babamı okuyup üfleyip göndermiş gibiydi. 

Yani benim evlilik hikayemde gözüne perde inen annemle babamdı ve ben onların onayına güvenerek, anne babamın insanlar hakkındaki öngörülerinin, tespitlerinin genelde doğru olduğu gerçeğinden yola çıkarak o gün gerçekten ciddi düşünmeye başladım.

Bu noktadan sonra duygu durumumu sorarsanız  Fadıl artık anne babamın onayından geçtiği için kendimi daha güvende hissediyordum ve bana sevgisini cömertçe gösteren, dile getiren bu adama karşı yavaş yavaş kapılmaya başlamıştım, zaten aksi imkansızdı.

Şimdi burada her şeyi romantik komedi kıvamında yazıyorum ama evlenme kararına gelmem, bu süreç, hiç de öyle kolay ve komik olmadı. Herkes nasıl evleniyor bilmiyorum ama benim için hala zorlandığım bir süreç.

Evet, cicim ayları hoş... Ama gerçekten evlilik fobim beni zorluyor. Özellikle ilk zamanlarda, çoğu zaman Fadıl Bey'i üzmemek adına içimde yaşasam da yok yapamayacağım noktasına geldiğim çok oldu.

Yazacak anlatacak daha çok şey var.
To be continued...  ve inşallah they lived happily ever after...

Nabrut Fıdıllıoğlu evlilik yolundan bildirdi.