Uzun ara verince başlamak zor oluyor. Ne yazacağım, nereden başlayacağım endişesiyle iki gündür yazımı erteleyip duruyorum. En iyisi hiç ara vermemiş gibi yapıp kaldığım yerden devam etmek...

Buralarda olmadığım şu uzun süre zarfında kuzenim evlenme sırasını bozarak, kesinlikle izin almadı, ahaha, tam üç kişiyi atladı. Yani o üç kişiyi beklese daha çok beklerdi, haklıydı bence, erken yaşta darı saadete nail oldu. Darı saadet başka bir şey için kullanılıyordu ama ben kinaye yapıyorum, anlaşıldı umarım, evliliği ne çok seviyorum ya!

Bu bizim ailede abimden sonra evlenen ilk kuzen. Benim için abimi saymazsam, akrabalık bağları olarak en yakın düğün oldu.

Edindiğim izlenimler arasında şunlar var;

Düğün gerçekten çok gereksiz bir süreç. Buna yeniden ve yine ikna oldum.
Düğünlerde inanılmaz sıkılıyorum. Şapşal bir gülümsemeyle şırrrr diye yanan maytapların arasından geçmeye neden 30-40 bin lira harcanıyor anlam veremiyorum. Bir sandalyede oturup etrafa gülümsemek için bu kadar para harcamayı akıl karı bulmuyorum.


Tamam, düğün yemeği vermek sünnet ve bu sünnet ihya edilmeli, evlilik sünnetlerin icrasıyla sağlam temeller üzerine kurulmalı ama maksat yemek vermekse ismine tasavvuf müziği denilen ama kalkıp göbek atma isteği uyandıran çalgılar kullanılan şarkılar sunan bir mekana servet harcamaya anlam veremiyorum. O paraya dünya gezisine çıkarım ve gerçekten mutlu olurum, gelin odasında damatla kavga edip salona gelince mutluymuş gibi gülümsemek zorunda kalmam mesela...

Hele kınalar...
Kınayı düğünden de saçma buluyorum.
Kız hiç ağlamadı, amma meraklıymış, kız evi oğlan evinden daha mutluydu gibi dedikodular tüm kınaların olmazsa olmazı... Replikler hiç değişmiyor.

Kız çıkarmanın da yeni modası varmış, size ayrıntılı olarak başka bir yazıda anlatacağım. Ama bizim ailenin bu konvoy ritüeli de hiç değişmiyor. Tüm düğünlerde hızlı giden gelin arabasını kaçırma, yolu kaybetme, konvoya katılamama, gelinin arabadan çıkışını kaçırma şeklinde tutturduğumuz bir aile ritüelimiz var, bayılıyorum. Tüm düğün seremonisinden tek mantıklı şey kız çıkarma hengamesi bence. Kızı teslim alma töreni adını veriyorum ben bu kısma ki, tamam bunun bir oluru var.

Şimdi bu yazdıklarımı detaylandırdığım dedikodunun dibine vurduğum yazılar gelecek ama düğünün deli komşusu olarak alışveriş kısmı çok stresliydi onu söylemek istiyorum. Mesela gelin benim kadar gerilmemiştir, ne giyeceği belli: gelinlik! Ama benim açımdan zorluydu, gelini tanımadığım için abartmak pullu payetli şeyler giymek istemedim. Yakın akrabam olduğu için sıradan olmak yakışıksız olacaktı. Sonunda hiçbir şey almadım, nasıl mı? Onu da sonra anlatacağım. Çiçek atma, ayakkabı altına isim yazma hakkında yazacağım bir dolu şey var. Ne kadar eğlendim (!) tahmin ediyorsunuz değil mi?

Giriş oldu, devamı gelir artık. 15 tatil olması hasebiyle dizi tavsiyesi bekleyen, soran çok kişi olduğu için birkaç gün onları yazar, dedikodularla geri dönerim.

Au revoir!