9 yıl olmuş.
Kişisel bilgilerim arasına "blogger" ekleyeli...

9 yıl önce ne düşünerek blog yazmaya başlamıştım, net olarak hatırlayamıyorum bile. Hatırladığım kadarını bugün yazacağım.

Nabrut'tan daha önce Köle Isaura adıyla bir blog açmıştım. -ergenliğe gel, iyi ki kan ve gül, kan ağlayan gül falan koymamışım- Lise ve üniversite yıllarını ailemden uzakta geçirdiğim için yaz tatillerinde inanılmaz bir yabancılaşma yaşıyordum aileme karşı. Babam beni ortaokulda bıraktığı gibi bulmayı bekliyordu ve geyşa olmam noktasında çok ısrarcıydı. Annemin inanılmaz bir sosyal hayatı vardı ve bu koşturması arasında ben yaz tatiline geldiğimde X Hanım'ın kızı olarak piyasaya sürülüyor ve bundan inanılmaz sıkılıyordum.

İşte bu hengamenin içinde, bir yaz tatilinde, ergenliğin son demlerinde olduğum bir dönemde, annemle girdiğim düğünleri sevmiyorum, düğüne gitmeyeceğim münakaşasının kaybedeni olarak gecenin sonunda kendime bir blog açmış adını da Köle Isaura koymuştum. Hala düğünlerden nefret ediyorum. Muhtemelen kendi düğünüme de katılmayacağım. 

O bloğa ne yazdığımı inanın hiç hatırlamıyorum. İlk kez blog açan birinin hezeyanlarından oluşan oldukça acemi şeyler olduğuna eminim. Birkaç ay sonra evden ayrılıp kendi hayatıma döndüğümde ve ailemi çok özlediğimde, hep öyle olur ya, sevdiğinin kıymetini kaybedince anlarsın, bloğumu da kapatmıştım. Kendime Köle Isaure ismini koymayı çok aşağılayıcı bulmuştum.

Ama Nabrut'u neden açtığımı hatırlayamıyorum. Her zaman yazmayı çok seven biri oldum ama blogger ben açtığım zaman yazar olma yeri değildi. Bir nevi Instagram'dı, aldıklarını, alışverişini gösterme yeri, tariflerini paylaşma yeri, kombinlerini paylaşma yeri gibi...



O yıllardaki paylaşımlarıma baktığımda yazdıklarımdan çok utanıyorum ama silemiyorum da! Çünkü onları yazan da benim. Ergen ruhumu da seviyorum. Ayrıca o yazıları okuyunca bugüne kadar geçirdiğim değişimleri görüyorum, bu da hoşuma gidiyor.

9 yılda ne kadar büyüdüm?

Zor bir soru ama en çok 25'den sonraki birkaç yılda sanki 2'şer 3'er yaş attım gibi hissediyorum, muhtemelen herkes bu yaş aralığında aynı şeyi hissetmiştir. 

Evet, yaşlandım ama hayatta şu an olduğum kişi kadar kendimi sevdiğim hiçbir zaman olmamıştı. Gözü açılmamış sığırcık yavrusu olmayı da seviyordum, şimdiki gibi algıda seçiciliği artan beni de seviyorum. Ama en çok şimdiyi... 

Ben büyüdüm ama büyürken, büyümekten korkma sebebim de zuhur etti elbet... Sadece ben büyümedim. Annem ve babam da artık yaş almaya, yaşlılık dediğimiz yaşlara yaklaşmaya başladılar. Daha ponçik oldular, hayatta yapmaz ya da yaptırmaz dediğim şeylere karşı inanılmaz rahat insanlara dönüştüler. Bir de baktım ki onlar beni idare etmeye, alttan alıp koruyup kollamaya çalışırken roller değişmiş ben onları yönlendirip akıl vermeye başlamışım. 

9 yılda neler oldu? 

Göçebe oldum, yazın Kıbrıs'ta kışın Ankara'da bölünüp yaşamaya alıştım. Alıştım ama asla sevemedim. Bir sürü inişler çıkışlar yaşadım. Çıkamayacağımı düşündüğüm süreçler geçirdim. Dayımı kaybettim. Abimi neredeyse kaybediyordum. Babamı bir değil, birkaç kez yoğun bakım kapısında bekledim. Sağlıkla sınandım, ölümle sınandım, huzursuzlukla sınandım, birçok evlenememe süreci atlattım.

20'li yaşlarımdaki Nabrut'a bir şeyler söyleyebilecek olsaydım, kafana taktığın, üzüldüğün şeylerin hiçbir önemi yok, sen önüne bak, arkana bakmadan yürü derdim muhtemelen ama ben, bana bile kulak asmazdım. O zamanlar dik kafalı huysuzun tekiydim. Artık çok daha mülayim, çok daha sakin, kafaya takmama sanatını ucundan köşesinde çözmüş biriyim, söyleyin kendimi nasıl sevmeyim. :D İtiraf etmem gerekirse hala biraz huysuzum.

Bu 9 yılda eğitim hayatıma eklediklerim oldu, tezimi verdim. Çok bayıldığım, gururlandığım birkaç projenin içinde yer alma fırsatı elde ettim. Kendi paramı kazandım. Baba parasının çok daha tatlı olduğunu öğrendim. Bir sürü yeni insan tanıdım. Gezdim, öğrendim. Burada yazamayacağım, bu benim başıma gelmez dediğim çok acı tecrübeler edindim. 

Nabrut ve Biz sürecinin en başından beri benimle olan, hala ses veren arkadaşlarım var burada. Beraber büyüdük. Ses vermeyenler de var mıdır, başından beri benimle büyüyen kaç kişiyiz, çok merak etsem de bunu öğrenmenin zor olduğunu biliyorum.

Başından beri benimle yol alan arkadaşlarımın da benim değişimime şahit olduklarını az çok tahmin ediyorum. Değiştim, farklılaştım, farklı düşünmeye başladım, ama büyümek, olgunlaşmak dediğimiz süreç de böyle işlemiyor mu zaten? 

Bugün bir blogger olmaktan çok kendimi şahane ve bulunmaz kaliteli bir kitlesi olan "yazar" olarak hissediyorum. Yazar kelimesindeki -ar ekini sıfat fiil olarak değil de geniş zaman eki olarak görüyorum. 9 yıllık geniş bir zamanda her gün olmasa bile gün aşırı yazı girmeye çalışan, biri... Nabrut yazar, gün aşırı yazar, bazen birkaç güne bir yazar...

Yazdığım satırların okunması, yorumlarla yapılan geri dönüşler kadar beni motive eden çok az şey var. Bu sürecin başından beri benimle olan, ortalarında katılan ya da yeni tanıştığımız herkese teşekkür ediyorum. 

Ne zamana kadar?
Ünlü bir yayınevinden büyük bir transfer ücreti alana kadar buralardayım. 😃
Nabrut Fıdıllıoğlu Serin Sulardan Bildirdi.