Söz kadrolu misafir yazarım Özlem Abla'da!

Ellerine sağlık!

"Seksenlerin sonuna yetişmiş doksanlarda ergenliğini genç kızlığını yaşamış iki binlerin ilk yıllarında üniversite hayatı yaşamış biri olarak artık hayattan tat alamıyorum.

Duygu gerçekten terk etti bizi … 


Maddenin içinde kaybolduk her şey elle tutulur gözle görülür olmak zorunda , oysa insanı besleyen yücelten o görünmeyen duygular değil mi ? Bunları yaşayan bir insanın ruhu bugünün dünyasında acı çekiyor sürekli eskiyi özlüyor, oraya dönmek istiyor.


O zamanlar yaşarken hiçbir şeyimiz yoktu madden istediğimiz hiçbir şeyi alamazdık garibanlıktan, yada anne baba dan ama ruhumuz toktu gerçekten saf ve temizdik.


Ben ortaokul ve liseyi ihl de okudum kız erkek aynı okulda farklı katlarda idik bahçelerimiz ön arka bahçe olarak ayrı idi ona rağmen bir teneffüs kızlar çıkıyorsa bahçeye erkekler çıkamazdı okul çıkışlarımız bile saatle düzenliydi o kadar koruyorlardı ki bizi o zamanlar tabi yine sevgilisi olan tek tük kişiler vardı birbirlerini belli bir yerde beklerlerdi bir yere gidip oturacak olsalar pastane falan sahibi müsaade etmezdi. Bu anlattıklarım bazılarının belki hoşuna gitmez kızar ama ben bunun değerini o kadar iyi anlıyorum ki insanın duygularını temiz tutan masumiyetini koruyan şeylerdi bunlar .




Her anlam da ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyorum izlediğimiz diziler dinlediğimiz müzikler şuan ki yapımlarla uçurumlar var arasında …


“ Yeditepe İstanbul “ u “Şaşıfelek Çıkmazı” nı “Bizim Ev” i “ Yedi Numara” yı “Ferhunde Hanımlar” ı      “ Baba Evi “ ni “Ekmek Teknesi “ ni izleyen biri bugün “Sen Anlat Karadeniz” i nasıl izlesin ? 



Orda ki repliklerden nasıl etkilensin, her sahnesinde şehvet pompalanan duygu yoksunu dizilere gülmekten başka bir şey gelmiyor elimden. Bugün aklıma düştü birkaç replik derledim internetten nabrutcum seviyor böyle şeyleri bide bizimkiler bulunsun istedim. Yüreğimize dokunan o sahneler ve sözleri sizde bilin istedim."