Helal Gıda Nedir? - Nabrut Fıdıllıoğlu

Son Yazılar

6 Mayıs 2018 Pazar

Helal Gıda Nedir?

Fatma Akmeşe bana çok faydalı bir yazı ile misafir oldu. Kısa ve net olarak çok içten ve samimi bir şekilde değindiği konusu hem dini hem hayati açıdan çok önemli bir mevzu olduğu için ben yine sözü uzatmadan misafir yazarımıza bırakıyorum.

Gerçekten Ne Yediğimizin Farkında mıyız? 

Bir Hadis-i Şerif'te: 
“Öyle bir zaman gelecek ki, kişi, yediğinin, içtiğinin helalden mi, haramdan mı olduğunu bilmeyecek ve aldırış etmeyecek” 
buyrulmuştur. 

Gıdaların zararları başlığı adı altında birçok haber izlediğinize eminim. Fakat bugün ben iki noktaya da değinen bir yazı paylaşacağım sizlerle. Hem sağlık hem dini hususta. Öncelikle şunu belirteyim; ben ne sağlık ne de dini alanda bilirkişi olacak bir konumda değilim. Fakat herkesin ulaşabileceği araştırmalar ve okuduğum birtakım kitaplar neticesinde bugün bu yazıyı yazıyorum.



Vücudumuzda bu dünyada sahip olduğumuz her şey gibi emanet kategorisinde. Ne yazık ki en çok hor kullandığımız şeylerinde başında geliyor. Bir yemekten kıl çıktığında büyük bir tiksinti duyarken, nasıl üretildiğini dahi bilmediğimiz süslü ya da temizmiş izlenimi veren ambalajlı gıdaları sorgulamadan tüketebiliyoruz.

Peygamberimiz (sav): 
“İnsan yediğinden ibarettir” 
demiştir.

Müslüman insan her hususta ince eleyip sık dokuyandır. Bu bakımdan ne yediğimizi, vücudumuza neyin girdiğini bilmek durumundayız. Şu an hiçbir engel olmaksızın marketlerde raflarda yer alan birçok ürünün Müslümanlar için imanı noktada tehdit teşkil ettiğini bilmeliyiz. İçindekiler kısmını okuyup o maddeleri tek tek araştırdığınızda fark edeceksiniz ki; kiminin ham maddesinin domuz olma ihtimali var, kiminin alkolle muamele edilmiş olma ihtimali var. Bunlardan hiçbiri olmasa dahi en düşük ihtimalle birçok hastalığı tetikleyen etkileri mevcut. Hayatımızı para kazanmaya harcayıp sonra o paranın bir kısmı ile kendimizi hasta edip bir kısmı ile de tedavi etmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda bu maddeler bizim ibadetlerimizi de etkiliyor ve azımsanacak bir boyutta değil. Halbuki;

“Size verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin.” ( Bakara Suresi:172 ) diye emredilmiştir.

Uzun süredir içindekiler kısmını okuyan ve o maddeleri tek tek araştıran biri olarak gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki; marketlerden aldığımız ambalaj gıdaların en az ihtimalle %70'lik bir kısmı ayette emredilen temiz gıda kategorisinde değil. 

Bu konuda bilimsel verileri bir araya toplamış bir dergi çalışmasından yaptığım alıntı ile bu maddelerden birkaçını açıklayayım: 

Nitrat ve nitrit (E250-E251) tuzları normal tuz ile birlikte bazı peynirlerin imalatında; et ve balıkların kürlenmesinde kullanılmaktadır.19 Besinlerdeki nitrit, kanserojenik N-nitrozo bileşiklerine dönüşebildikleri için de oldukça önemlidir (20). N-nitrozo bileşikler de karaciğer, özefagus, böbrek, mide, barsak, merkezi sinir sistemi ve lenfoid sistem kanserlerine sebep olurlar.

Çocuk ve yetişkinlerde migren ataklarını tetiklediği söylenen yiyecekler listesinde yapay tatlandırıcı aspartam (E951) ve monosodyum glutamata da (E 621) yer verilmiştir.

Sodyum benzoat (E 211) ve potasyum benzoatın (E212) hazır yemekler, sucuk, salam, boya içerek içecekler, cips, hazır köfte harçları, hazır soslar, meyve suları ve şekerlemeler de koruyucu olarak kullanılan bir gıda katkı maddesidir. Sodyum benzoat'ın DNA hasarına neden olabileceği; sodyum benzoat (E211) ve potasyum benzoatın (E212) genotoksik etkilerinin olabileceği belirtilmiştir. (dergipark Gıda Katkı Maddeleri)

Gıda konusunda birçok araştırma, gözlem ve deney mevcut. Bu maddelerin içeriklerine, helal-haram ya da şüpheli olup olmadıklarına birçok internet sitesinden ulaşabilirsiniz. Market alışverişlerinin uzaması pahasına da olsa içindekiler kısmını okuma alışkanlığı edinmeliyiz. Çünkü bu maddeler sadece gıda firmalarının daha kolay para kazanması için değil. Bütün bu yediklerimizin; bizi, fikirlerimizi, sağlığımızı uzun vadede büyük ölçüde etkileyeceğini biliyorlar. Artık gıda bir nevi terör şekli. Düşmanlarımız minik sevimli ambalajlar içinde sunuluyor. DNA'dan tut sinir sistemine kadar hasar veriyor.

Haramdan oluşan vücut, helalden, ibadetten hoşlanmaz, zevk almaz, ibadet yapsa da ibadeti kabul olmaz.

Peygamber ( as ) şöyle buyurmuştur: 
Bir lokma haram yiyenin 40 gün duası ve namazı kabul olmaz. 
Ayet-i Kerime'de 
“Helal şeylerden yiyiniz ve Salih amel işleyiniz” buyrulur.
(Müminun:51) 

Salih amel için helal lokma şarttır. Netice itibariyle hem huşu içinde ibadet edebilmek hem de bize verilen vücut emanetini koruyabilmek için daha bilinçli hareket etmek gerekiyor. Konuya göre dar kapsamlı bir yazı oldu biliyorum. Benim amacım ufak bir fikir sahibi olunması idi. Bilinç sahibi olmak tamamen sizin inisiyatifinizde. Sağlıcakla kalın :)

8 yorum:

  1. yazarımızın eline , yüreğine sağlık .. bu konuda yazacak o kadar çok şey var ki nereden başlasam bilemiyorum ,bir yoruma sığar mı onu da bilmiyorum .. maalesef ki avrupa toplumlarına benzeyen , düşünmeden tüketen bir topluma dönüşmemiz artık kaçınılmaz bir sona dönüşürken gerçekten her yaptığımızı sorgulamamız gerekiyor, kişinin kendisine verdiği zarardan kendisi sorumlu ama bir de bunları alıştırdığımız o çocuklar-gelecek nesiller var , gerçekten bir çocuğu sevindirmek için şeker-çikolata verirken iyi bir şey mi yapmış oluyoruz yoksa düşünmeden onu zehirlemiş , kul hakkına girmiş mi ? helal gıda ile bu iş bitmiş oluyor mu ? tamamen helal ürünlerden oluşturulmuş bir yiyecek ile kendimizi zehirlememiz mümkün değil mi? ,Peki sadece kendimiz mi? ya ailemiz ya da evimize gelen misafirlerimiz ? bir müslüman olarak düşünmeden bu eylemlere devam etmemiz ? yazacak çok şey var ama bir yoruma sığmaz sanırım o yüzden daha fazla yazıp silmemek adına , bunu okuyan birileri varsa umarım üzerine biraz düşünürler , benim açımdan bu konulara hep ilgiliydim ama '' that sugar '' isimli bir belgesel-film var , sanırım ondan sonra bakış açım biraz daha oturdu ve bir müslüman olarak düşününce bunca zaman boyunca bizler kendimize çevremize neler yaptık düşünmeden dedim ? sonuç benim açımdan çok acıydı maalesef ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii bu açıdan baktığımızda olay apayrı bir yere gidiyor, emanet olan bedenimize hiyanet etmemizden tut da vereceğimiz hesaptan çık...

      Sil
  2. Çok doyurucu bir yazı olmuş yazan arkadaşa ve size teşekkür etmekle beraber bir eklemede ben yapayım .Maalesef sorun sadece ambalajlı ürünlerde değil Müslüman bir ülke olduğumuz halde yediğimiz etlerin birçoğu maalesef İslami Usullere göre kesilmediğini okumuştum. Hatta veteriner olan arkadaşlarda bunu desteklemişlerdi. Özellikle marketlerde satılan veya büyük kasaplarda yaygın olduğunu söylemişlerdi. Domuz eti dahi çıkan yerler olmuş denetlemelerde. Yerel yönetimlerin veya sorumluluğu olan devlet dairelerinin diğer pek çok konuda olduğu gibi maalesef denetlemede ve cezalandırmada yetersiz kaldıkları için kendimize bu konuda büyük görev düşüyor. Bence sadece dikkat etmekle kalmayıp ilgili kurumların yetersizliği hakkında vatandaş olarak şikayet edilebilinir. Bu konuya ciddiyetle yaklaşılması gerekiyor bana göre daha fazla farkındalık lazım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, uzun yıllar helal kesim bulamadığı için tavuk yiyememiş biri olarak ve hala dışarıda tavuk yemeyen biri olarak helal kesim olayı inanılmaz mühim bir mesele.

      Sil
  3. Bu konuda okuduğum en kısa ve en aciklayici bilgilendirme yazisi . Bilinclenelim diye bu yazıyı bizimle paylaşan misafirimize teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, gerçekten çok net ve öz olmuş.
      Yazarımız adına teşekkür ediyorum

      Sil
  4. Gimdes sertifikalı ürünleri yiyebilirsiniz onlar helal ve güvenilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bilgilendirme için çok teşekkür ediyoruz ^^

      Sil