Kadrolu şahane Çerkez gelinimiz Özlem Hanım yine şahane bir konu hakkında bizlere şahane bir yazı hazırlamış, sözü ona bırakıyorum.

Çerkez adetlerini merak eden arkadaşlar vardı bu yazı onlara gelsin.

Aslında Çerkez kayınvalide deyince benim ki değil ama 102 yaşında hala hayatta olan gerçek bir Çerkez kaynana olan benim kayınvalidemin kayınvalidesi, nam-ı diğer kurt babaanne diye anılan Melek babaanneden bahsedebilirim. Kendisi ufak tefek bir kadındır boyu 1,50 ya var, ya yok! Vücudunda 1 gram yağ yok, 50 kilo anca ama inanılmaz dinç! Hala odası ayrı, sobası mutfağı ayrı hafızasında en ufak bir yaşlanma belirtisi olmayan bir kadın düşünün.

13 yaşında evlenmiş, 14’ünde ilk doğumunu yapmış,  6 çocuk sahibi olmuş. Yalnız onun şansı kaynanası erken yaşta vefat etmiş,  gelin geldiğinde evde ondan başka kadın yokmuş, eşinin kardeşleri ve kayınpederi ile bir evdelermiş. O da yokluk çekmiş ama karışanı görüşeni olmamış.

Şimdi eski İzmir evlerini bilmem bilir misiniz? Dışarıdan ev yüksek duvarlarla çevrilidir içerisi görünmez, ev oda oda ayrılmıştır ve tüm odaların kapısı hayat denilen evin tam ortasında ki bir bahçeye açılır. Her odada bir yatak odası ve küçük bir mutfak tezgâhı vardır minik bir piknik tüple orda yemek pişirilir. İşte gelinler kendilerine ayrılan bu odalarda kalırlarmış, tuvalet evin dışında ayrı bir yerdeymiş. Kurt babaanne hala bu evde kalıyor ve ev aynı düzende devam ediyor. Sadece diğer gelinler ayrılmış. Şu an ortanca gelinle birlikte kalıyor ve diğer odalar misafir odası olarak kullanılıyor. Şu an bir de tuvalet yapılmış, içeride tek değişiklik bu ama harika bir yer. Özellikle yazın verandası harika! Öhööm neyse konuyu mimariyle bozmayım.

Gelgelelim gelinler çok dertli kendisinden. bir kere her konuşmada ne zaman eskiler açılsa beş gelini de hep -  anaaamm o yaşlanır mı bizi gömer o, bir de adını Melek koymuşlar ne meleği şeytan şeytan , az mı çektirdi bize o, bizi yaşlandırdı kendi gencecik kaldı deyip dururlar 😃) Niye ki çok mu huysuz dediğimde neler neler anlattılar bir kaçını anlatayım. 



Büyük gelinleri der ki; o yaşlanır mı o otuzuna varmadan bizi gelin etti köşeye kuruldu. 😃(Gerçekten özellikle ilk iki gelini o kadar çökmüş ki aralarında ki yaş farkına rağmen ablaları gibi duruyor.) 
Çamaşır yıkanacak, kayınpederleri çarşıdan sabun alır gelirmiş, kurt babaanne saklarmış pahalı diye. Kostik diye kimyasal bir madde var, ucuz satılırmış bir çeşit ağartıcı, onu verirmiş gelinlere bununla yıkayın diye. Gelinlerin parmaklar hep patlarmış. Tabii sadece kendi çamaşırları değil, kim yıkıyorsa herkesin ki yıkanırmış. Hele yaz olunca tarladan gelen yıkanır, çamaşırlarını günlük çıkarırmış.  Akşama kadar bağ bahçede tütün kırar, akşam da çamaşırdan ölürlermiş.  Kollarında derman kalmadığından yarıya sıkar, avluya asarlarmış. Tabii çamaşırların suları akarmış kurt babaanne gelir, çamaşırların uçlarını sıkar, bu ne biçim çamaşır yıkamak düzgün sıkın sularını diye söylenirmiş. Gelinlerin dediği; yıkadığımıza şükretmiyor da adı batasıca. 😃

Her bayram yedi sülalesi gelirmiş, hepsini ağırlarmış, akşama da salmazmış; ille burada kalacaksınız dermiş.  Bayramda 3 gün yemek yapmaktan haşlanırdık, şimdiki gibi milangaz nerdeee. (Bu arada ocağa milangaz diyorlar. Oraya ilk gelen marka olduğundan, selpak gibi yani. ) Küçük tüpün üstünde pişir dur. Anamıza bayram sonu giderdik, dönüşte da dağ gibi çamaşır bizi beklerdi.
Çocukları olunca asla ağlatmalarına müsaade etmez çok kızarmış, her işlerine karışırmış. Çocuğu iki yaşına kadar yemek yedirtmez, emiyor yeter, dermiş. Gelinler az söylenecek olsa siz ne gördünüz ben neler çektim dermiş.😃


Gel gelelim biz 3.kuşak yani Kurt babaannenin gelinlerinin gelinleri olarak kendisini çok seviyoruz. Ne zaman gitsek cebimize harçlığımızı koyar, bizle tatlı dil bol muhabbet sohbet eder, hal hatır sorar yanacıklarımızdan öper, elimizi sıcak sudan soğuk suya değdirtmez. Hayatın verandasında dizinin dibine sıralar bizi, mesela sofra kurulacak siz oturun gelinler kursun (kendi gelinlerini kastediyor 😃) der, sofra toplanacak tabak kaldırtmaz bize siz ellemeyin oturun gelinler yapsın der. 😃

En son geçen sene bayram da hala yani kendi kızı dedi ki; 
aaaaa yeter gari anne bizde kaynana olduk acık da gelinler işlensin hep biz mi işlencez (işlenmek iş yapmak yani)   

Kurt babaanne dedi ki;
Sus onlar misafir evde zaten işleniyorlar 😃 

Benim Babaanne de gördüğüm tek olumsuzluk Çerkezce konuşması, sadece kendi çocukları Çerkezce biliyor. Mesela hep beraber oturuyoruz birden Çerkezce konuşmaya başlıyorlar. Biz bir şey anlamıyoruz doğal olarak. Ortamda ki biri hakkında konuştuklarını düşünüp geriliyorum. 

Benim şahsımın da kurt babaanneyle yaşadığım olumsuz anım; 
Kızım ve oğlumun yaşları birbirine çok yakın bir bayram gittik ama burnumdan getirdiler,  ev zaten sobalı, odalar da direk kapıya açıldığından bi’ içeri bi’ dışarı elimde mont giydir, çıkar, giydir, çıkar, adeta kapıda muhafız olmuşum habire ağlıyorlar, dışarı çıkacağım, horoz seveceğim, köpek seveceğim, ağlıyorlar, daraldım artık!  İstediğiniz kadar ağlayın dışarı çıkamazsınız, dedim.  Tabii bebeler bastı feryadı! anaaamm Kurt babaanne bir başladı bizim zamanımızda böyle miydi, çocuk ağlatılır mı, ne istiyorsa yap, ağlatma, diye ondan sonra ki birkaç günde hep bana söylendi. Duyduğuma göre arkamdan da söylenmiş. 😃

İşte kayınvalidem kendi kaynanasından çok çektiğinden bize hiç çektirmemiş hatta ant içmiş; gelinim olursa en az 1 mahalle ötemde oturtacağım,  demiş.

Ben 3. Kuşak olarak öyle çok fazla adet görmedim, bunlar duyduklarım. Tabii tüm Çerkezler böyledir, diyemem netice de benim tanıdığım tek Çerkez aile eşimin ailesi. Hala yaşattıkları adetler kız istemeye gittiklerinde kız verildi ise kızın ailesinden mendil alma âdeti. O mendili görmeye tüm komşular gelir yalnız önemli yani, hatta bunla ilgili şöyle bin anısı var, benden önce evlenen eltim Erzurum’lu onlarda hiç bilmiyor adetleri, neyse gitmişler istemişler, kızı almışlar, kapıdan çıkmışlar, yengeler demiş, kız aba mendil verdiler mi, demiş. Yok, vermediler, demiş.  git iste konu komşu gelir mendil görmeye, kayınvalide geri gitmiş, demiş;  mendil almadım ben sorarlar, eltimin abisi açmış kapıyı tabii anlamamış, demiş, teyze mendilini unuttu galiba içeri bir bakın getirin 😃 Bayağı aranmışlar, demişler burada mendil yok kayınvalidem izah etmiş demişler, bizde öyle adet yok, önceden deseydiniz hazırlardık 😃şimdi diyor; ilk ellere karışmam ne bilem herkes aynı sandım. 😃 

Sonra bayramlarda kaynana kayınpeder gelin elini öpünce harçlık verir, 7 yıllık evliyim hala her bayram da veriyorlar. Bir bayram gidemezsem bir daha ki bayram ikisi birden tahsil edeceğimi söylüyorum, babam anlayışla karşılıyor 😃) bizde yok mesela, düğünler de gelin alayının önünü kesip gençlik parası isteme, gençler bu parayla kafaları güzelleştiriyor 😃 maalesef hala var.

Bir adet daha var Allah’tan hala uygulanmıyor, mesela bir evde 1 gelin alındı 2.gelin alınırken ilk gelinde kendi gelinliğini giyiyor, düğünde ahahah ilk duyduğumda ay ben eltimi paralarım dedim. 😃 Diyelim 3.gelin alındı, o zaman da 2.giyiyor gelinliğini. 1.artık rütbeli geline terfi ediyor. 😃) Kayınvalidem de giymiş kendi gelinliğini. Anne öyle şey olur mu dedim, ne var kızım herkes giyiyor dedi. Öyle dolapta duracağına 2, 3 sefer daha giyiliyormuş.

Birde mesela eskiden altın zincir değil inci alıyorlarmış, ama gerçek yani sarraftan, öyle inci kolye falan değil, bir ipe dizilmiş şekilde en 2 ya da 3 dizi olacak daha fazla olan da var annemin de vardı. Eltimle ben anne ne olur, 2 dizisini bize ver dedik. Eltimle küpe bileklik yaptıracaktık, vermedi ben ölünce size kalır zaten dedi. 😃Sonra yürüyüş yaparken 3 dizide boynundan akıp gitmiş ara ara bulamadı da. (valla hiç gözümüz kalmadı yok yani 😃


İşte böyle her zaman derim. “ Ellere karışmak dağlarla güreşmekten zordur” 

Yazarın evliliğini anlattığı yazı için şuraya;
Kendi kayınvalidesini anlattığı yazı için şuraya bakabilirsiniz.