Detaya gir, detaya gir diye sloganlar yükseliyor lakin bu konularda benim gibi ketum birinin şu anlattıklarının kendi çapında gayet ayrıntılı olduğunu itiraf etmeliyim. Birden oturup tüm her şeyi yazabileceğim sanmıyorum ama size günün en komik anını anlatabilirim.

Biliyorsunuz bu tür buluşmaları, birisi üçünü kişi olarak izlese epey eğlenir ve güler. Hatta tam da bu yüzden ben bu buluşmaların evden uzakta ve baş başa olması gerektiğini düşünüyor, öyle hareket ediyorum. Halimize bizden başka kimse gülmese iyi olur yani. Malum artık yaşımızı başımızı da aldık. 

Hani dünkü yazımda yüzdelikli bir mevzudan bahsetmiştim hatırladınız mı? Tam o sözlerin üzerine kafeye elinde çiçek sepetiyle giren satıcı masamıza kadar geldi. Çok heyecanlı değil mi? Ama tam burada ara verip size kafeden bahsetmeliyim.

Reklamlar

Bu gittiğimiz kafeyi ben seçtim. Karşı taraf nereye isterse gelebilirim deyince ben hemen X kafeye gelsin lütfen, dedim. Bu gittiğimiz kafenin benim hayatımda çok özel bir yeri var. 

Diziye son 00:59

Umarım evleneceğim kişi ile de ilk buluşmamız orada olur. Neden, sende ne gibi özel bir yeri var derseniz onu da bir gün gerçekten evlenecek olur ve yine ilk buluşmamız orada olursa o zaman size anlatırım.



Nabrolla Mobilyaları'nın sunduğu reklamlar bitti.

Hani adettendir ya reklamlardan sonra diziyi kaldığı yerden değil de biraz geriden başlatırlar, ben de öyle yapacağım.

Tam yüzdelikli mevzuyu söylediğinde ben de dedim ki;

Şayet dediğin gibi olmazsa tek taraflı değil, iki tarafa da büyük haksızlık olur, görücü usulü ile evleniyorsak da.. dedim ki; o lafımı tamamladı: Onun da bir sınırı var diyorsun yani.

Evet yani, dedim. Sözümü bitirdikten hemen sonra;

Basıldık!

Sepeti içinde çiçeklerle amca geldi. Bir sepet kırmızı gül var elinde.

Rezalet büyük.

Yer yarılsa da içine girsem!

O çiçeği almasını değil, yeltenmesini bile istemiyorum çünkü bende bırakın %50’yi %10 bile yok. Hayır, durum yön değiştirir, başka yöne kayar, ben ayıp olmasın diye adamla evlenirim bu sefer. Çünkü hayatım ayıp olmasın üzerine kurulu. :)

Komediye gel. Böyle anlarda hayatınızda bir pause tuşu olsun istiyorsunuz. Durdurayım ve çiçekçiyi kapı dışarı ettikten sonra play tuşuna basayım, kaldığımız yerden devam edelim.

Kendim için utanmıyorum asıl karşı tarafı mahcup etmek istemiyorum. 

Çiçekçi çiçeği alması üzere çocuğa uzatınca bana dedi ki;


İlk seferden biraz fazla olur, değil mi?

Bir rahatlama geldi bana. 
Kesinlikle fazla olur, lütfen, ben zaten böyle şeyler sevmem, böyle romantik hareketler bir erkeğin bendeki kalitesini öldürür, dedim. Hani o da kendini rahatsız hissetmesin istiyorum.


Nasıl yani, çiçek sevmez misin, dedi.

Her kadın çiçek sever ama elden almayı sevmiyorum, çiçek vermenin de başka şekilleri var, dedim.

Ve meseleyi kapattık. Çiçekçi oğlum kaç kurtar kendini bu arızadan der gibi hızla yanımızdan uzaklaştı. Bu da bende düşündükçe güldüğüm hatta burada yazarken kendi kendime tekrar güldüğüm bir anı olarak kaldı.

Komedi dedim ama "dizi" biraz gerilim de barındırdı değil mi? Tamam, bu gerilimi bir sonraki yazımda biraz daha ayrıntıya girerek telafi edeceğim, söz!