Öncelikle herkese hayırlı bayramlar diliyor, sözü uzatmadan hikayeye geçiyorum.

Arzu Mukim…

Ne ara yollarımız kesişti, onu ne ara bu kadar sever oldum hatırlamıyorum bile.

Yüz yüze hiç görüşmediğimiz halde bir yerde rastlaşıp konuşmaya başlasak saatlerce susmam, en gizli sırlarımı bile hiç düşünmeden rahatça anlatabilirim gibi hissediyorum.

Blogumun bana kazandırdığı bu güzel insan bana evlilik hikâyesini gönderdiğinde gözlerimden kalpler fışkırarak okudum, sanki tüm bunları yaşarken ben onun heyecanına ortak olan arkadaşıymışım gibi hissettim.

Şimdi o güzel görücü usulü evlilik hikâyesi ile sizleri baş başa bırakıyorum.

Ertesi gün lise son sınıfının ilk günüydü…
Akşamüzeri çalan bir telefon ve annemin utangaç konuşmasından anladığım kadarı ile bu telefon bir ''görücü usulü kız isteme'' olayının ilk adımıydı. Anladığım kadarıyla annem o anda bana bir şey hissettirmek istemiyordu ki zaten daha da 16 yaşındaydım. 
Aslında niyeti kızım çok küçük, diye olayı kestirip atmaktı! 
Bense ertesi gün sınıfta çalıkuşu misali en yakın arkadaşlarıma olayı anlatmakla meşguldüm. Bir yandan gülüşüyor, bir yandan da durumla dalga geçiyorduk kendimizce... Ve tabii bir taraftan da damat adayını merak ediyorduk, nasıldır, kimdir, kaç yaşındadır, vs..vs...


Uzak akrabamız olduğu için damat adayını az çok biliyordum. İyi bir aileden geldiğini, iyi bir eğitim aldığını ve tabii ki bir de o yemyeşil gözlerini. :) 
Görücü adayımla yakın zamanda 2 kere karşılaşmıştık... 
İlki; bir akrabamızın düğünündeydi. Yanımda oturan kuzenim onun bana mahcup bakışlarını fark etmişti, ben ise pek oralı olmamıştım. 
İkincisi; 1999 depreminin gecesinde, deprem olduktan birkaç saat sonraydı 🙈 (Herkes o an nasıl bir halde olduğunu aklına getirsin) Velhasıl müstakbel eşim beni 2 farklı durumda da gören biri olarak kararını vermiş demek ki! :)
Gel zaman, git zaman ailemi ikna telefonları, bu çocuk kaçmaz telkinleri işe yaradı sanırım. Ailem beni bir şekilde en azından görüşmeye ikna etmeyi başardı. Beni tek düşündüren aramızdaki büyük yaş farkıydı.
14 yaş!
Ama işte kader yaş maş dinlemiyormuş. 
Çok küçük olduğum için ilk görüşmemizi dışarda değil de evde yaptık. Allahtan sabahçıydım, öğleden sonra bizim evde annem-teyzem gözetiminde görüşecektik. Okul çıkışındaki heyecanımı unutmam mümkün değil ve tabii benden daha heyecanlı olan arkadaşlarımın halini. :)) 
İlk görüşmemizde ne konuştuğumuzu hatırlıyorum dersem yalan olur.
Ya heyecandan ya da üzerinden baya baya zaman geçtiği için pek aklımda kalmamış. Onunla görüştükten sonra sanki her şey değişmişti, bir şeyler olacaktı ve buna kimse engel olamayacaktı, böyle hissetmiştim. 
İlk zamanlardaki tereddütlerim zamanla yerini kalbimdeki kıpırtılara bırakmıştı. Ve Allah'ım hayırlısıysa olsun diye dua etmeye başlamıştım. 
Durum annemin istiareye yatmasına kadar gelmişti.  Sabah hepimiz merakla annemin rüyasını anlatmasını bekliyorduk. Annem rüyasında bir padişahın evine geldiğini ve yeşil taşlı bir yüzüğünü istediğini, ilk önce vermeden sakladığını ama sonra çıkarıp verdiğini görmüştü. Sanırım o yüzük bendim. :))
Yaklaşık bir ay sonra söz merasimi gerçekleşti... 
Güzel heyecanlar, güzel günlerdi. Eşimin getirdiği güllerdeki notu hiç unutmuyorum çünkü ilk okuduğumda anlayamamıştım, o kadar küçüktüm yani. :) 
Not şöyleydi: Bu güzel çiçeklerin gölgeye ihtiyacı var... 
Yaklaşık 2 sene güzel bir nişanlılık döneminden sonra karlı bir ocak gününde evlendik…
İyi ki tanımışım dediğime 17 sene olacak inşallah... Rabbim ‘den bunları okuyan bütün bekâr kardeşlerime de hayırlı bir ömür, hayırlı bir eş ve hayırlı çocuklar dilerim.

Ben de bil-mukabele aynı dilekleri yolluyor, Allah’tan bu güzel çiftin mutluluklarını daim etmesini diliyorum.

Yazı dizisi:

Görücü usulü evlilik nedir?

Görücü usulü evlilik "Usulü"

Görücü usulü evlilik hakkında bilinmeyenler