Geçenlerde Ntv’deki edebiyat programında 2015’in en çok satan kitaplarından birinin Trendeki Kız olduğundan bahsedildi. 

Bende kitabı daha önce edinmeye çalışmış ama şuradaki yazımda anlattığım olayın sonrasına bir türlü almak da nasip olmamıştı.
Bir iki hafta önce okul kütüphanesinde görünce “sonunda benimsin” diyerek vezneye gittim.

Kitabın türü gerilim diye lanse edilse de çok gerildiğiniz bir konusu yok, kitabı merak uyandırıcı diye tanımlamak daha doğru olur. 



İşe trenle gidip gelen ve bu yolculukları esnasına tren camından insanların evini gözetleyen Rachel’ın bir gün bu takip ettiği evlerde yaşanan bir cinayete kısmen tanıklık etmesi üzerine başlayan bir hikaye. 

Kitabın çıkış noktası yani yolculuk esnasında gözetlediğimiz evlerin hikayeleri üzerine bir kitap yazma fikrini oldukça iyi bir kurgu olarak nitelendirebilirim. Yine roman 3 karakterin ağzından günlükten aktarılırmışçasına yazılmış ve bu üç karakterin geçişleri o kadar güzel, karakterler o kadar sağlam ve belirgin çizilmiş ki gerçekten 3 karakterde zihninizde tüm hatları ile canlanıyor. 
Hikâye güzel, son ana kadar katilin kim olduğu noktasında sizi tereddütte bırakmak için yazar elinden geleni yapmış, ama... 

Ama, aması şu ki; ben reklamının yapıldığı kadar şahane bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Ortalamanın üzerinde olduğunu kesinlikle kabul ediyorum, kitabı da sevdim. Lakin bu kadar çok reklamı yapılıp abartılmasa bazılarında antipati oluşturmaz, daha çok sevilir ve her kesim tarafından okunurdu diye düşünmeden edemiyorum.

Not: Kamu spotu kitap okumak için her anı değerlendirin. :)