Yazı Dizisi 4. Kısım

Görücü usulü evliliklerden bahsediyoruz ama belki de ilk başta bahsetmem gereken bir husus bugüne kaldı.

"Görücü usulünü kimler tercih eder?"

Görücü usulü denilince birçok kimsenin aklına bundan 50-60 yıl önce uygulanan usuller geliyor. 

Ve bu birçok kimseye göre görücü usulü demek;
Ailenin bulduğu bir kızla/erkekle yine onların mecbur tutmasıyla evlenmek, 
Kızı/oğlanı neredeyse düğün gününe kadar görmemek,  
Aile baskı kurduğu için seçilen bir evlenme yöntemi, 
Köylerde devam eden metropollerde ise cahil kesimin tercih ettiği küçümsenen bir evlenme şeklidir.
Küçümsenen diyorum ama keşke şu anda yeterli gelecek doğru kelimeyi bulabilseydim. Siz boşluklarımı doldurup eksiklerimi tamamlayın lütfen. Ama benimde şurada anlattığım gibi günümüzde görücü usulü evliliklerin zannedilenlerle uzaktan yakından bir alakası yok.

Görücü usulü evlilik dini tercih olarak flört etmeyen, bunun yanı sıra ailelerde küfüv arayan gençlerin yine dini hassasiyetleri yüzünden tercih ettiği bir evlilik şeklidir. Böyle olduğu halde hala bazı kesimlerce bu dini tercih yani görücü ile evlenme usulü küçümseniyor ve çağdışı olduğu iddia ediliyor. Bu usulü küçümseyen kesimin modern ve “çağ-daş” algısı benim yaşayışım ve hatta giyinişim ile de ters düştüğü için ne dedikleri ile hiç ilgilenmiyorum. O yüzden onlara göre çağdışı olan bu evlilik yöntemini, çağlar önce 610 yılında tebliğ olunmaya başlayan ama değişikliğe uğramadan tüm zamanlara hitap eden dinimin bir vecibesi olarak görüyorum. 



Hatta bazıları da var ki, görücü usulü evlilik yaptığı söylemekten utanıyor, hatta evlendikten sonra bunu söylememek adına kendince bir tanışma hikâyesi peyda ediyor. Böyle birçok kimseye de rastladım. Onları bunu yapmaya itenin yukarıda bahsettiğim kişilerin sizden illa bir flört mazisi bekliyor olması. Eğer omurgalı bir duruşunuz yoksa dini seçiminizden utanır hale gelip böyle senaryolar üretmeniz kaçınılmaz hale gelebiliyor. 

Kaldı ki; çok değil yakın tarihimizde de tesettür çağ dışı görülüp tesettürlü kadınlar toplum tarafından dışlanmış, insanlar dinini yaşamaktan utanır hale gelmişti. Dini sorumluluklarımızın aşağılanıp hor görülmesi çok sık karşımıza çıkan bir durum olduğu için görücü usulü hakkında da böyle düşünceler içinde olunmasına şaşırmıyorum. Burada bize düşen bilinçli Müslümanlar olmak.
Kaldı ki; tüm dünyada kör randevu adı ile yayılmaya başlayan görücü usulü evlilik çok yakın zamanda “moda” haline de gelecek. 
Neden mi? 
Çünkü geldiğimiz şu zamanda insanlar birbirine güvenini tamamen kaybetti ve iş, evlilik kurumuna gelince görücü usulünün esasını oluşturan aile garantisi gibi bir dayanak elzem bir hale geldi.

Köylerde kasabalarda hala aile zoruyla ve örfi bir mecburiyet olarak yürütülen görücü usulü de devam etmekte olabilir. Ama bir üst tabakada artık böyle bir şeyin söz konusu olmadığı apaçık ortadadır. Dinimizde de kızın rızası esas olduğu ve kız evet demeden dini nikâh gerçekleşemeyeceği için bu tür zorla yapılan evliliklerin de dinimiz ile asla bağdaştırılmaması gerekir. 

Son olarak demek istediğim şu ki; özellikle doğuda ve dahi köylerde uygulanan "zorla evlendirme" ile dinimizin koyduğu usullerle yapılan "görücü usulü" evliliğin sadece isimleri aynı olup keyfiyetleri tamamen farklı olduğu unutulmamalı, iki usulün sınırları keskin çizgilerle çizilmeli ve bu iki farklı uygulamayı karıştırarak görücü usulü evlilik tü kaka yapılmaktan vazgeçilmelidir.

Yazı dizisinin 
1. kısmı için buraya;
2. kısmı için buraya;
3. kısmı için buraya bakabilirsiniz.