Taşınma esnasındaki sefil halleri acaba sadece Türkler mi yaşıyor, o havalı Amerikanlar taşınmıyor mu? 
Onlar ev değiştireceği zaman bütün eşyalarını ardında mı bırakıyor gibi düşünceler içindeyim.

Yani benim gibi prenses ruhlu bir insanı o kutuları taşırken görseydiniz muhtemelen ağlar, nereden nereye, Allah düşürmesin gibi cümleler kurardınız. Kutuları taşırken hayalimdeki kuyruğuma -tuvaletimin kuyruğu- basmamak için ne mücadeleler verdim bir ben biliyorum. :) Ruhum ezildi resmen!
Kutuları neden sen taşıdın, normalde taşıma şirketleri taşıyor gibi soru işaretleri hasıl olduysa sorunun cevabını başka bir yazıda anlatayım.

Avrupalılar ve dahi Amerikalılar bize sundukları kadar havalılarsa ve yine Batı hayranı özenti takımının sandığı kadar üstün yaşayış standartlarına sahiplerse asla ama asla taşınmak gibi bir rezil durumun içine girdikleri sanmıyorum.

Mesela evlerinde, hiç kimseye ait olmadığı gibi hiçbir yeri de olmayan, atsan atılmayan, satsan satılmayan eşyaların bulunduğu ıvır zıvır çekmeceleri var mı, merak ediyorum. Kendilerini bize pazarladıkları kadar şahane insanlarsa muhtemelen yoktur.
Taşınmak iyi, güzel, hoş, paketleme işleri biraz zorlu ama en fena kısım işte bu ıvır zıvır çekmecelerini toparlamak.


alıntıdır

Ivır zıvır çekmeceleri nedir?

Bir kere bu çekmecedeki şeyler “özellikle” bir kimseye ait değildir. Ortak kullanılan ya da kimin olduğu bilinmeyen parçalarla doludur.

Öyle bir çekmecedir ki;  lazım olursa diye saklanan ama senelerdir asla lazım olmayan şeyleri bünyesinde barındırır.

Öyle bir çekmecedir ki; evin bireyleri, etrafta olup da nereye koyacaklarını bilemedikleri ama ortadan kaldırmaları gereken şeyleri bu çekmeceye tabiri caizse tıkıştırırlar.

Aslında cankurtaran görevi gören bu çekmeceler taşınırken başa beladır. Hazır taşınırken şu çekmecedekileri tasnif edeyim deseniz başarılı olamazsınız çünkü içindeki şeylerin gerçekte hiçbir yeri yoktur. Bu tasnif esnasında en fazla uzun zamandır kayıp olan eşyalarınızı bulur ve “aaa bu, burada mıymış” dersiniz.

Boş ve dolu olanları karışmış piller, kime ve hangi elbiseye ait olduğu bilinmeyen düğmeler, neyin oldu bilinmeyen çiviler, tel tokalar, 10 kuruşluk bozukluklar, -belki lazım olur diye atılmayan- çikolata kutusunun kurdelesi gibi sonunu getiremeyeceğim anlamsız birçok şey bu çekmecenin olası sakinleridir.

Bu çekmecelerdeki yaşanmışlık çiftlerin evlilik süresinin uzunluğuna göre azalıp çoğalmakla beraber yeni çiftlerde çekmecelerin sakinleri gayet azken benim anne ve babam gibi 30 yılı çoktan devirmiş çiftlerde çekmece yerini çekmece”ler”e bırakabiliyor.

Yazıyı buraya kadar getirdim ama şu an en çok neden korkuyorum biliyor musunuz?

Biri çıkıp da "bizde böyle bir çekmece yok, o sizin dağınıklığınız," diyecek diye. Hahah!