Ortaokuldayken,babam istediğim İpek Ongun kitabı yerine bu kitabı getirdi.
Çalıkuşu.




Çok üzüldüm.Ergen tribi attım.
Kitabı yere,kendimi yatağa atıp ağladım.
İlk başlarda hiç iltifat etmedim,
kitap sessizce zaferini bekledi.

Sonra okuyacak bir şey bulamadığım sıkıldığım bir zamanımda başladım,okudum,okudum,tüm gece!
Uyumadım ve bitirdim,sabah ezanlarıyla.
Ağladım da.

Biter bitmez de tekrar başladım bir daha okudum bir daha!
Aklıma estikçe aldım baştan okudum,saydığım 12 oldu daha fazlasını bilmiyorum.
İlk Çalıkuşu kitabım okumaktan lime lime oldu cildinden ayrıldı bir tane daha aldım.

Ezbere bildiğim bir çok paragrafı var.
Çay edebiyatı varsa birde Çalıkuşu edebiyatı var,
benim için.

Sözü fazla uzattığımdan anlayabilirsiniz ki Çalıkuşu üzerine saatlerce konuşabilirim.

Çalıkuşunda bir sihir var!
Çalıkuşu insanın hayatının akışını değiştirebilecek bir kitap!
Birçoğumuzun değiştirdi de.

Çalıkuşu,gülbeşeker...Feride.
Onun hırçınlığında kendimi buldum,sevip de farkında olmayışında,yara aldığında herşeyi ardında bırakıp sessizce kaçışında...
Belki gururunda kendimi buldum,kimseye müdana etmemesinde.
Onun kendi güzelliğinin farkında olmayışını,mağrur ama kibirli olmamasını sevdim.

Daha çok şey yazmak istiyorum ama eksikleri yorum kısmında,sohbet kıvamında tamamlayalım istiyorum.

Biliyorum ben bunları yazarken bir çoğunuz evet bende!bende!dediniz sizi çok seviyorum :)

Bazılarınız ise böylesine bir kitabı okumaya karar verdiniz,eminim.

Not:Senin ergenken okuduğun kitap bizde aynı tesiri bırakır mı? diye bir tereddüdünüz varsa Seyhan bunun cevabını size verecek.
Not2:Hep düşünürüm,bir erkek bir kadının iç dünyasını nasıl bu kadar iyi anlayabilir,nasıl böylesine güzel yorumlayabilir,bir erkek Feride gibi bir karakteri nasıl çizebilir?Nasıl,nasıl,nasıl?
Not3:Yazının birinci kısmını Reşat Nuri Güntekin'i okumadıysanız buraya bakabilirsiniz.