Bekara Karı Boşamak Kolay Gelirmiş!

Zannediyorum ki çocukken anne babası evden gider gitmez, eller havaya moduna geçen sadece biz değilizdir.

Çocuk psikolojisi nasıl bir şeyse artık, annemle babam evden çıkıp gittiğinde ev gözümüze bir başka gözükürdü. Sanki evin duvarlarında "Ey Özgürlük" şarkısı yankılanırdı. Evvela anne babamın odasına girip çekmecelerini karıştırırdık. Bakın şimdi düşünüyorum da ne ayıp Yarabbi! Ve annemle babam ne kadar şahane ebeveynmiş ki bizi eve gelince iyi bir dayaktan geçirmezlerdi. Bekâra karı boşamak kolay gelirmiş atasözünü hesaba katarak şu söylediğimi mazur görün ama benim çocuklarım çekmecelerimi karıştırsa bir temiz döverim haha! Yine dayak cennetten çıkma diyen atalarımızın kulakları çınlasın, ben -terlik haricinde- sopa yemeden büyümüş biri olarak anne babam gibi olamam. 

Bunu diyen kişi yeğeni ağzını büzüp ağlayacak olsa ondan önce ağlamaya başlıyor.

Annenle babanın çekmecelerinden ne istiyordunuz, neden karıştırıyordunuz, diye sorarsanız babam çok sık yurtdışına gittiği için envaı çeşit çikolata ve abur cubur olurdu. Ben ise bir çikolata manyağı idim. 3 yaşlarında çukudu çukudu diye başlayan bu sevdam katlanarak devam ediyor, ama gelin görün ki ürtikerim yani alerjim olduğu için de ölçüyü kaçırmamam gerekiyordu. İşte cefakâr annem de benden çikolataları kaçırmak adına çekmecelerini sığınak yapıyor, lakin beni durdurmak mümkün olmuyordu.



Evden annem gider gitmez ben çikolataları, abim ise elektronik aletleri sökme, kurcalama ve bunları bozma hobisi olduğundan hesap makinası, radyo, saat, cep bilgisayarı gibi söküp takabileceği aletleri aşırmak için çekmecelere dadanıyorduk.

Eğer evde abim de yoksa hemen apartmandaki arkadaşlarımdan birini çağırırdım. Telefon sapıklığı yapmak, arkadaşlarımıza telefonda şarkı dinletmek – ev telefonumuz vardı o zamanlar- 166’yı arayıp telefonda masal dinlemek annemler evde yokken yaptığım yaramazlıkların başında gelirdi.

Ara not: Bizim jenerasyon için 166 masal servisinin yeri başkadır. Cep telefonu ve internetin olmadığı o güzel zamanlarımızda bu servis en teknolojik hadiselerden biriydi. Birçok çocuk bu servisi aramak için anne babasının evden gitmesini beklerdi. Çünkü dakika başına epey pahalıya gelen, telefon faturasını kabartan bir uygulamaydı. Bu servisin en sinir tarafı ise aradığınız zaman genelde masalın ortasından başlamasıydı. Masalın başını kaçırdığınız için anlayamaz, bir süre sonra kapatırdınız. 

Bunlardan hiçbiri olmazsa yanıma birkaç gofret alarak ayağımı kalorifere dayamak kumandayı ele geçirip zaping yaparak Yeşilçam filmi bulmak, evde yalnızken yapmayı sevdiğim aktivitelerin başında gelirdi. Ayağımı kalorifere dayardım çünkü çorap giymeye çok üşenirdim. Şimdi çorap üzerine birde pandiflerimi giyiyorum. Çocukluğum beni görse muhtemelen ağlardı.

En büyük yaramazlık ise abimle evde kaldığımız bir gün arkadaşı babama bir miktar dolar bıraktı. Artık borcu mu vardı başka bir hesapları mı vardı orasını hatırlayamıyorum. Bu tomar halindeki parayı abim sayıp oynuyordu. Bende sayayım diye istediğimde ise vermedi. Hayatının hatasını yaptı tabi. Ben o kadar hırslandım ki, abim parayı annemlerin odasına bırakınca gidip içinden bir miktarını yırtıp buruşturup aynanın arkasına sakladım. O zamandan beri paraya kıymet vermiyorum. :P

Annemler eve gelip parayı sayıp da eksik olduğunu anlayınca evde hummalı bir arayış başladı. Ben önce hiç sesimi çıkarmadım. Epey aradılar ama sonra itiraf ettim. Hayret beni yine dövmediler. Ne iyi anne babam var ben olsam kesin döverdim. Geçen gün Şahan Gökbakar Instagram'da bu fotoğrafı paylaşınca aklıma bunlar geldi.

Benim abimle aramda 6 yaş olduğu için uçuk kaçık yaramazlık anılarımız yok. Ama eminim sizin anne babanız evden gittiğinde yaptıklarınız hakkında çok eğlenceli anılarınız vardır. Yazarsanız severek okurum.


Bekara Karı Boşamak Kolay Gelirmiş! Bekara Karı Boşamak Kolay Gelirmiş! Reviewed by Nabrut Fıdıllıoğlu on 09:52:00 Rating: 5

39 yorum :

  1. annem ve babam evden gittiğinde, abimle yalnız kaldığımızda (18 ay var aramızda) kırılmadık kapı camı, kesilmedik el-kol kalmazdı. Annemle babam eve gelince ikimizi de bir temiz döverdi :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. işte böyle yaş farkı az olunca hayat çok eğlenceli oluyor :)

      Sil
    2. Kerime vay naptiniz kiz siz haketmisiniz anne baba dayağıni :) :)

      Bende anlatayim . Ablamla aramizda 2 yas var orta okula kadar cok feci kavga ederdik hepte ben aglardim bi gun nasil olduysa canini fena yaktim sanirim odaya nasil kactim kapiyi nasil kapattim hatirlamiyorum bile ablam kapiyi tekmelerken kapida bi topuk cukuru acti onu anladigimiz an kavga bitti eyvahh napcaz şimdi diye sirdas olduk kiii bunu anneme soyledik iyi yaptiniz aferim size dedi artik ne demek istedi bilmemde dayaksiz kurtulduk tabi aksam baba gelince ne dicez derdi sardi bizi neyseki dis kisimda oldugu icin dikkatli bakmazsan anlayamicagin hi yerdeymis çukur. babam senelerrr sonra fark etti o cukuru biz hicccc bisey bilmiyoruz ki ne zaman oldu acaba ????

      Sil
    3. haha zaten bu kavgaların sonunda niyeyse daha bir samimileşirsin :D

      Sil
  2. evde yalnız kaldığımızda ablamla (1,5 yaş var aramızda) burnumuzu kapatıp akrabaları telefonla arardık hesapta oynatacağız uzak bi akrabamız rahmetli ayşe burnunu açta konuş demişti şok nasıl tanıdı yahuuu :)) o kadar burnumuzu kapattık borumu :)) daha ondan sonra tanıdıkları aramadık lakin telefon sapıklığımız bir müddet daha devam etti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim jenarasyonun burnunu kapayarak ya da ahizeyi dantelde öreterek sapıklık yapması da yeşilçam etkisi bence :D

      Sil
  3. Aşırı korumacı ebeveynlere sahipken evde yalnız kalmak imkansızdı benim için. İşleri çıktıysa yakınımızdaki babaannemgile bırakılırdık.
    Şimdi 18 yaşındayım babam evden gitti mi League of Legends oynuyorum, oynadığımı görünce kapattırıyor da :|

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıyamam sana ben. gel bize oyna. seni himayeme almak istiyorum :)

      Sil
    2. Oluur ^_^ (şirinlik yapayım da garanti olsun :D )

      Sil
    3. senin annenler evde bile bırakmıyormuş seni bana vermezler ama :D

      Sil
    4. Ciddiyeti farkedince tabi :D

      Sil
  4. Bizim çocukluğumuzun tek odalı küçük bir evde geçtiğini söyleyebiliriz. Bir odada hem yemek yenir, hem banyo yapılır hem de yatılırdı. Bizim için burası küçük bir yaşam alanıydı. Odanın bir kenarında yüklük dediğimiz, yatak, yorgan, yastıkları üst üste koyduğumuz bir bölüm vardı ki; bu bölüm altlı ve üstlü tahtadan yapılmış, bir nevi burası dolap görevini yerine getiriyordu. Alt kısmında iki adet çeyiz sandığı, yan tarafta çamaşırları katlayarak yerleştirilmiş bir kaç bohçayı bir arada barındırıyordu. Bu bölümün diğer ucunda ise ancak bir insanın zorla oturabilecek kadar hacmi olan, kontrplak tahtadan yapılmış kapısı bulunan bir de banyomuz bulunuyordu. Odanın sağ duvarında asılı bir gaz lambası, diğer duvarında pantolonlar ve ceketler bir çiviyle asılı olurdu. Bir de dikiş kesesi dediğimiz, içinde iğne, iplik, çeşitli düğmeler ve iplik makaraların bulunduğu bir bez torbadan ibaretti. Kapının kenarında bir süpürge, kapı açıldığında önüne kapanmasın diye koyduğumuz bir ağaçtan yapılmış bir de tokmak bulunurdu. Odamızın bir penceresi, ayrıca kanaviçeli, püsküllü, sonradan üzerine yama yapılmış bir de perdesi bulunuyordu.

    Devamı için;

    http://mefkuremiz.blogspot.com.tr/2012/11/beni-taklit-eden-golgem.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazınızı zamanında taze taze okumuştum. ellerinize yüreğinize sağlık. Her şey gözümde canlanarak okudum tekrar

      Sil
  5. Bizim evin kapısı hiç bir zaman anahtarla açılmazdı. Çünkü bizim ev hiç bir zaman tamamen kapanmazdı. Nasıl yani dersen:-) dedin sayıp anlatıyorum :-D
    Biz 8 kişilik kalabalık bir aileydik. Hani şu dede ve nine'nin de olduğu büyük aile modeli. Hatta bir zamanlar halam da bizimle yaşardı. O yüzden evde yalnız kalmak benim için imkansız bir olaydı. Her zaman evde birileri mutlaka olurdu. Bizde genelde odada yalnız kalma mevzu vuku bulurdu ki 4 kardes odayı anında savaş alanına çevirmeyi başarırdık. Hatta mahallenin bütün çocuklarını da bize toplar getirirdik. Zavallı annem ne çok yorulmuş bizim için. Bizim ailede de dayak olmadığı için hiç tekme tokat olayina girilmemiştir. Üstelik dedem ağlayan çocuk olayina çok kızdığından annem doğru dürüst bize bağırmamıştır bile.. Şimdi ben de öğrencilerime kızamıyorum. Sert öğretmen rolünü bile yapamıyorum :-)
    O günler güzel günlerdi vesselam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşarken zor ama size çk şey katan günlerdir kesin... Kızmak değil de hele ki şimdiki nesle karşı epey oteriter ama samimi davranmak lazım diye düşünüyorum muhakkak sen yapıyorsundur ama yeni heyecan ilk öğretmenlik aşkı derken seni de ezmesinler dağıtırım okulu arkamda nabrut var de :D

      Sil
    2. Olur söylerim :)) Hocam diyorlar " Din hocaları hiç kızmıyor, Türkçeciler çok fena. Neden öyle?" Ben de onlara " "Errahman Alleme'l Kur'an" diyorum. Yani "Sana Kuran'ı öğreten Rahman'dı".. Biz eğitimde Allah'ın rahmet sıfatı ile muamele etmeye çalışıyoruz. Falakaya yatıran din hocası imajını silmek kolay iş değil malum.. Tabi yeri geldiğinde Allah'ın celal sıfatlarına da başvurmak gerekebiliyor. Bunu da zamanla öğreneceğim, olmadı sana havale edeceğim :D

      Sil
  6. Aynen bekara karı boşamak kolaymış. Kızım doğmadan önce böyle kendini yere atıp ağlayan çocukları gördüğümde ben olsam yapıştırırım bir tane derdim (Kendim anne-babamdan böyle bir şey görmemiş olsam da.) Neyse kızımın henüz öyle huyları yok (inşallah da olmaz) ama olursa da öyle bir tane yapıştırabileceğimi falan sanmıyorum. Çünkü bazen sinirlenip sesimi yükselttiğimde bile saatlerce vicdan azabı çekiyorum.

    Çok uslu bir çocukmuşum sanırım, kardeşlerim de öyleymiş herhalde.Çok fazla anımız yok o yüzden. Ama bir keresinde annem evde yokken kardeşim evi yakıyordu az daha, onun kibritlere karşı bir merakı vardı. Bu da az ama öz bir anımız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Al bizden de o kadar işte. Başka da yaramazlık anım yok. en fazla küsüp eşyalarımı toplardım :D
      Çocuğum konusunda susayım ki büyük konuşmak olmasın :D

      Sil
  7. Benim bir şey saklamaya dair bi anım var ki travma yaşamama sebep oldu resmen
    Dayağın en alasını görmüş biri olarak başlıyorum sözlerime..
    Şimdiki halimizin aksine küçükken yemek yemeği hiç sevmez ve sürekli hastalanırdık
    ilaç şurup kar etmiyordu ki doktor kardeşime iğne vermiş her gün ağlayarak eve geliyor
    bende çocuk aklımla kıyamadım tabi
    iğneleri aldım sokağın başında büyük bir taş vardı onun arkasına sakladım
    İğnelerin birden ortadan kaybolduğunu farkeden babam arıyor her yeri hiç bi yerde yok sonra baya beni sıkıştırıyorlar ve bende itiraf ediyorum sonunda ve gecenin karanlığında elimizde fenerle bulup getiriyoruz iğneleri
    sonrası mı kemerle ilk tanışmam oluyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canımsın. bunları tekrar hatırlamana sebep olduğum için üzüldüm :/

      Sil
  8. kahakaha atarak okudum abinle ikiniz az değilmişsiniz dicem ama bizde ablamla böyleydik..

    annem evden çıksın hemen onların dolabının içindeki yoğurdu kaşıklıya kaşıklıya yerdik, üzerine annemin okul için aldığı koli koli meyve suları ve püskivitleri gömerdik.

    bide telefon şakasını ne yapmışımdır arkadaşımla :D rastgele arar buzdolabı kazandınız derdik, arkadaşım bir keresinde yumurta kazandınız demişti :D tabi telefon faturası ay sonunda gelince az azar yememiştim, 11-12 yaşındaydık o zamanlar :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o meyve suyu ve bisküvit canavarlarından biri de bizdik :D
      Ne güzel anılar...

      Sil
  9. Olmaz mı? Ama çok silik hafızamda o anılar :/ Hatırladığım kadarıyla yazayım bakayım :)

    İşte kardeşimle evde yalnızız ben tv seyrediyorum o ara kız kardeşim de kumandayı pastel boyayla boyamaya başlamış. Sonra ben fark ettim işte kardeşime ''Naptın sen böyle'' falan dedim oda ''Merak etme ıslak mendille çıkıyor boyalar'' dedi. Sonra beraber başladık kumandayı boyamaya o kadar çok boyamışız ki ıslak mendille silmemize rağmen çıkmıyor boyalar :DD Tabii hemen ne yaptık dersin kumandaya bir güzel banyo yaptırdık :DD Zavallı bir kaç gün hasta gezdi ama sonradan eski sağlığına kavuştu :) Ha hatta biz bu boyalarla boyama işini abartıp, mutfağın kapısını boyadık hem de siyahla ne kadar silersek silelim çıkmadı hala durur kapıda :D

    Bir de annemin kullanmadığı dahası bize de kullanmayı yasak ettiği porselen kahvaltı takımını annem her evden gittiğinde yerinden çıkarıp kardeşimle oynardık :D İşte fincanlarında çay falan içerdik :D Bazen de kardeşimle kavga ederdik o kendi halinde ben kendi halimde tabii yine yaramazlık yapardık :) Bazende birlikte oynarken oyun sırasında kavga ederdik ve kavga edene kadar ne kadar yaramazlık yaptıysak kardeşim annem eve gelince söylerdi :DD

    Bir gün de balkonda birbirimizi ıslatmaca oynamıştık :) Hey gidi günler ama bu günler hafızamda silik ve pek hatırlayamadığım şeyler belki ileride bu kadarını bile hatırlamayacağım yine duygusallaştım neyse Rabbim sizlerin kardeşlerine ömürler versin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşin hatırlıyorsa onunla konuşarak hatırlayabilirsin aslında mesela benim abim asla hatırlamaz. çok sinir bozucu :D
      Kapınızda anı bırakmışsınız ama en güzeli ne biliyor musun hala çocukluğunuzun geçtiği evde oturuyor olmanız.

      Sil
  10. 3 kız kardeşin tam çocukluk döneminde annemle babam birlikte çalıştığı için evde hep yalnız kalırdık. Düşün artık o evde olanları :D 166 bizim de favori uygulamamızdı ama telefon faturası devasa bir şey gelince telefonu kapattırma sebebi oldu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel anılarınız vardır çok özendim :)

      Sil
  11. Ahahahhaa cocuklugunda yaramaz nabrut gordum sanki :) intikamin kotu olmus ..
    Anne evden çıkınca yapilan telefon sapikligini bende yapmistim hahahhaa ama karsidaki bana babamin adinin ve telefon numaramizin gorundugunu adresimizide bildigini soyleyince buyuk korkuya kapattigimi hatirliyorum.:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaramaz değil de biraz agresif :D
      hahah sen adamı kandıracağım derken adam seni kandırmış desene :D

      Sil
  12. Demek aynı şeyler sadece bizim evde olmuyormuş. Hele ki 166'yı aramak. Burada okuyunca ne güzel oldu şimdi, benim hatıralarım da canlandı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. amaç eski anıları canlandrımaktı hasıl olmuş sevindim :)

      Sil
  13. Aynı hisleri çocukken yaşadım ve hala yaşıyorum. Babam evden çıkınca ev bir ayrı oluyor. Yazık annem cefakar kadın biz 4 büyümeyen çocuğu hala çekiyor. Çikolatayı hala çekmecelerden alıp gizlice yerim huyum kurusun çok zevkli hala :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. annem haline şükretsin ki büyümeyen sadece 1 çocuğu var :D

      Sil
  14. Annesi ve babası çalışan bir ailede yaşamak her zaman yalnız olmak demekti.Ancak annem emekli olunca ise özgürlüğüm elimden gitti diye de az üzülmedim.2 kız kardeş dedem ile beraber annem gelene kadar evin altını üstüne getirirdik.Çekmece karıştırma benimde hobimdi bir zamanlar hatta bu huyumdan dolayı evde bir şey kaybolsa ilk bana sorulur hala.Güzel zamanlardı yinede...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de annem biz büyüdükten sonra çalışmaya başladı ama o yaşta annem evde olmadığı için yaptığım şey evin tadını çıkarmak değil eve gelmemekti :DD

      Sil
  15. 166-Masal Hattı çocukluğumun vazgeçilmezi. O zamanlar birde Meyviş vardı paramız yok diye Nazo alır pet bardaklarda dondurarak kendi Meyvişimizi yapardık. Annem çok yemeye izin vermediği için onlar gider gitmez yeni yeni Meyvişler yapıp dolaba koyar eskilerini yer bitirirdik. Birde kardeşlerimle boğuşmaca oynardık. Öyle bir oyun mu var demeyin annem izin vermezdi kudurmamıza az dayak yemedik :) O gider gitmez salonun ortasını boşaltır boğuşmaca oynardık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok güzel anılar:D biz nazo değil de tank alırdık yani annemler alırdı gizli değil de :D

      Sil
  16. çok küçükken bu programları arardk ablamlarla acaba hayal mi gerçek mi hala şüphe ediyorum.bi kere çarkıfeleği aramıştık yalan söylemiş olmalıyız ki biz sizi şuanda görüyouz falan demişlerdi,telefonu kapamıştık.daha büyüyünce bu sefer dedem ve annem kardeşlerimle yaşadığımız evde evde annem ve dedem yoksa biz mutlaka hamur işi yapardık;kurabiye falan.çünkü dedem fuzuli masraf diye yaptırmazdi yaptığımızı çöpe atardı.ama ben kendim evde tek kaldığımda hep temizlik yapıp ortalığı toplardım.bunun sebebini hala bilmiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ilginç bir çocukluk çağın olmuş. kimi yer gülümsetti kimi yer üzdü...
      Ama rogramları arama fikri hep istediğim ama cesaret edemediğim bir eylemdi :D

      Sil
  17. hiç yaramaz bi çocuk olmadım hiç ergen modum olmadı
    hep oturaklı aklı başında saçma sapalak şeylerle işi olmayan bi kişiliğim vardı
    ve şimdi düşünüyorum da her yaşın saçmalığını yaşamak gerekiyor :)
    yani az da olsa aileyi biraz uğraştırmak lazımmış :)) yoksa sorumluluğun küçük yaşta başlıyor
    bu aklı başında diye her işe koşturmalar falan valla yorucu :)
    aaa bak bu kadar şeyi söyledikten sonra aklıma şey geldi :D
    çok çok küçükken babamın jiletini almış masanın altına saklanıp bir kaşımı yarısına kadar traşlamıştım :))
    (merak buyurmayın efenim kaşımda sıkıntı olmadı simetrik yapısından bişi kaybetmedi:))
    ama görüyorsunuz ki zararım kendime :)

    dolar deyince de aklıma yine küçükken almanya dan gelen misafirimizin bana 10 mark
    vereceğine 100 mark harçlık vermesi geldi.. anılar anılar şimdi gözümde canlandılar :P ♫♪♪

    YanıtlaSil

Bazen biraz gecikir ama mutlaka cevap yazarım.
Sevgiler...

Blogger tarafından desteklenmektedir.