Aşırı yemek düşkünlüğüm yoktur, her şeyden yerim ama az yerim. Yemek benim için daha çok sosyalleşme aracıdır. Evde yalnızken sadece kendim için bir şeyler hazırlamayı, tek başına yemek yemeyi pek sevmem. Bu yüzden kalabalık sofralarda daha çok, sınırsız ve keyifle yerim. Hatta bu sebeple çevremdeki insanlar benim yiyip yiyip kilo almayan o şanslı bir insanlardan biri olduğumu düşünür.

Bu tek başına yemek yemekten keyif almama durumum yüzünden de özellikle evlendikten sonra dolapta çürütüp attıklarımın haddi hesabı yoktu.

Hamile kalıp 3 ay bir süre serumla beslenirken, hiçbir şey yiyemezken ve dahi rüyamda envai çeşit yemek görürken içimden hep şunu geçirdim;

Yemediğim tüm yemeklerden özür diliyorum!


Yemek yiyememek, acıkmak ama ağzına bir şey koyamamak, canının neler neler neler istemesi ama görünce öğürmek o kadar zor bir durummuş ki...

Ramazanlar hani açın halinden anlamamız içindi ya, yok benim için ramazan akşamki ziyafeti beklemekten ibaretmiş.

Ben bu süre zarfında açın halinden anladım.

Mide bulantısı için içtiğim, kanser hastalarına da verilen ilaç sayesinde hastanın halinden anladım.

Çevremden hep şu sözü duyarım, çok anlayışlısın. Bunun sebebi hayatta birçok şey yaşayıp, deneyimleyip empati yapma yeteneğimin üst düzey olmasıdır. Hemen kendimi karşımdaki insanın yerine koyabilirim. 

Ve benim karşımdaki insan yerine empati yapamadığım noktalarda Allah yine bana bir deneyim yaşatır.

Bu süreç de o deneyimlerden biriydi...

Aşırı olgunlaştığım, içime döndüğüm bir deneyim yaşadım. Hasta olmam belki de günahlarımın affına ve böylece annelik için uygun bir maneviyata kavuşmama sebep oldu.

Yıllardır benimle yol arkadaşlığı yapıyorsunuz, birçoğunuzla beraber büyüdük. Hayatımın her evresine şahit oldunuz.

Bu da benim hayatımın bir dönemeciydi. Yazmasam olmazdı...