Bir Şeyi Kaçırdım Diye Üzülme, O Zaten Olmayacaktı - Nabrut Fıdıllıoğlu

Son Yazılar

Home Top Ad

Post Top Ad

6 Şubat 2019 Çarşamba

Bir Şeyi Kaçırdım Diye Üzülme, O Zaten Olmayacaktı

M.D'de ile mailleşmiş, tanışmıştık. Bana bir yazı yollayacağını söylemiş ama ben malum hengamenin arasında okumaya bir türlü fırsat bulamamıştım. 

Bu akşam (siz bu yazıyı okurken dün akşam olacak) maillerimi kontrol ederken yazıya denk geldim ve okudum. Tevafuğun böylesi ki, bugün yine Youtube'da Cübbeli Ahmet Hoca'nın vaazından bir kısma denk gelmiş ve o kadar etkilenmiş, kalbim o kadar rahatlamıştı ki... İşte aslında okuyacağınız yazının cevabı da şu videodaki ayeti kerime de gizli. Kendi keşkelerim ve kaçırdığım fırsatlar üzerine ağıt yakarken karşıma gelen video, sonrasında ise bu yazı... Aslında daha fazla söze hacet yok, bu videoya denk gelmeden önce M.D'ye bir yanıt vermek istesem kesinlikle bu videoda yer alan cevap kadar, ayeti kerime ile gelen delil kadar etkili olamazdı.

Sizden ricam da öncelikle şu 3 dakikalık videoyu mutlaka izleyin, ondan sonra yazıyı okuyun. Eminim siz de sorularınızın cevabını bulacak, hafifleyeceksiniz.


Sözü M.D'ye bırakıyorum:

Selamunaleyküm, 
Nereden başlayacağımı bilemediğim, birçokları için önemsiz olabilecek ama benim için kıymetli bir hikayem var. Kıymetli olmasına kıymetli fakat şu sıralar çok zorlayıcı. Dua etmekten ve kendi kendime düşünmekten başka bir şey yapamıyorum. Kendimce birçok yol denedim fakat sonuç alamadım. Bir de senin fikrini almak istedim.

Ailem muhafazakar olmasına rağmen lise yıllarımda garip bir buhran döneminden geçtim. Her şeyi sorguluyordum, her şeye muhalefet ediyordum. Dini anlamda da çok bir bilgim yoktu. İçimde sürekli bir hüzün vardı. Anneciğim epey mücadele verdi benim için. Sonunda Kuranı Kerim’in mealini okumaya başladım. Tefsirle ise söylediğim gibi Nabrut senin sayende tanıştım mesela, eski takipçilerindenim. Ne diyeyim Allah senden ve sevdiklerinden razı olsun.  

Böyle anarşik ruhlu bir kız çocuğunun nasibinde lisans eğitimini anne memleketi olan muhafazakar bir Anadolu şehrinde okumak var imiş meğer. Üniversite hayatım bütün sıkıcılığı ile başladı. Küçüklüğümden beri içe dönük biri olduğumdan sınıftakilerle falan kolay kolay kaynaşamıyordum, aslında kaynaşmak da istemiyordum. Dönem ortasına kadar sadece iki kişinin adını öğrenmiştim ve başka kimseyle iletişim kurmuyordum. 

Durmaksızın yaptırılan grup çalışmaları canıma tak etmişken yine bir çalışmada, yeni bir arkadaş ile tanıştım. Sunum hazırlamak için kütüphanenin grup salonlarından birinde toplanmıştık. Diğerlerinin bütün laylaylomluğuna karşın bu arkadaş efendiliği ile öyle bir fark ettiriyordu ki kendini, dikkatimi çekmişti. Adı ne acaba diye düşünmüştüm. 6 kişilik grubun 4 üyesi konu dağılımını beğenmeyince tartışmıştı, ben de o esnada uzak kalmak için kitabıma gömülmüştüm. İlk başta onun da benim gibi bu tartışmaya katılmadığı için ilgimi çektiğini falan düşünerek bastırmaya çalıştım merakımı. Neyse ki Allah yardım etti ve bir başka arkadaş ona, Ahmet biraz hava alalım, yemek falan yiyelim gelmez misin, dedi. Sonunda öğrenmiştim ismini. Şükür ki Ahmet dışarı çıkmadı. Diğerleri gidince masada ikimiz kaldık, bir iki dakika sessizlikten sonra bana “Ne okuyorsun?” diye sordu. İçe dönük olmama rağmen insanlarla konuşurken pek zorlanmazdım; ama sorusuna heyecandan hebelehübele gibi bir şeyler diyerek cevap verdim. 

Gülerek anlamadığını söyledi. Hiç unutmuyorum tane tane  “Natsume Soseki-Kokoro” dedim. “Japonca mı Çince mi o?” diye bir soru sordu ve ben de anlatmaya başladım kitabı. Ben anlattıkça o yorum yaptı, yeni ufuklar açıldı, sohbet yürüdü gitti (Ne konuşursa konuşsun cümlelerini bir şekilde Allah’a vardırıyordu). Ezan okunmaya başlayınca bir anda irkildi, hemen saatine baktı, “Sübhanallah 1,5 saat geçmiş” dedi. Sonra onu dışarı çağıran arkadaşını arayıp daha sonra devam etsek olur mu sizin de geleceğiniz yok zaten” dedi. Onay alınca, bana dönüp “Akşamın nasıl geçtiği belli olmuyor, ben şurada camiye gideyim, bugün bir şey olamayacak baksana” dedi. Ben de kabul ettim tabi. Ben tramvaya, o da camiye giderken nerede kaldığımı sordu. İki vesaitle gidildiğini duyunca, “burada sıkıntı olur merkezden uzak yerler bilirim (bu arada annelerimiz hemşeri çıktı ), istersen bekle namazı kılayım ben yoldaş olayım” dedi. Hemen olmaz öyle şey dedim. Tekrar sordu. Yine “Zahmet etme hiç gerek yok alışkınım ben”  diyerek kendimce saçma sapan bir gurur yaptım (Şimdi olsa yapar mıyım? Yapmam tabi, daha o ağzını açarken “olur gel” derim. ). Bu arada ısrar edip geldiğini düşünüyorsan yanılıyorsun, “teklif var ısrar yok” dedi. Hak etmiştim ama ben bunu. Kendi başıma eve gittim, giderken de köpek kovaladı.   


Okulda sunum işini hallettikten sonra görüşmedik pek. Ama Ahmet sık sık aklıma geliyordu garip şekilde. Lise döneminde kendi kendime beğendiğim, hoşuma gidenler olmuştu elbet ama Ahmet’in bende bıraktığı etkiyi çözemiyordum. Daha hiç tanımadığım için bunun sevgi olması mümkün değildi. Önceki hoşlanmalardan farklı olduğu için beğendim de diyemiyordum. Yıllar sonra tanımlayabildim aslında; ben onu sanki yıllardır tanıyormuş gibi hissetmiştim, sanki o benim hayatımda hep vardı. (Ah şu çocuk, sanırım beni tee kalu belada etkilemiş) Bir daha iletişim kuramayacağımızı düşünerek iki arkadaşımla vakit geçirmeye başladım. Kafamdan atmaya, aklıma getirmemeye çalışıyordum. Ben böyle yaptıkça sanki tersine bir yasa işledi ve tevafukken sık sık karşılaşmaya başladık. En son şehirdeki ünlü tarihi bir camide karşılaştık. (Tarihi müze, cami gibi mekânları ziyaret etmeyi pek severim) İkimizde de yok artık yine mi bakışı vardı resmen. “Napıyorsun buralarda” diye sordu, ben de gezmeye geldiğimi söyledim. “İnşallah bir gün namaza da gelirsin “ diye takılınca “Bilmiyorum ki namaz kılmayı” diye itiraf ediverdim. İşte bundan sonra başladı her şey. Ben Ahmet sayesinde Allah’ı tanıdım, Kuran’ı Kerim’i Arapça okumayı öğrendim. O vesile oldu bir kapı açıldı bana, elhamdülillah ki adım attım. Adeta bir deryaya düştüm.  İlim öğrendikçe yenisini istemeye başladım. Hayatımın her alanındaki pişmanlıklarımı, hatalarımı telafi etmek, elimden geleni yapmak istiyordum. Bu yolda Ahmet’in bana çok yardımı oldu, her zor zamanımda da yanımda oldu. Ama hep seviyesini korudu, halinden tavrından, beni kardeşi gibi gördüğünü, ama helal çizgiden sapmamak için de özenle adım attığını düşünüyordum. Aklıma geldikçe, kalbim çarptıkça, unut bunu, sen onun için duasını almak istediği bir kardeşsin, yolun yol değil, sen hatalarını telafi et diyordum kendi kendime. Üçüncü sınıfa geldiğimde de bu düşüncelerle boğuşurken, yerel bir radyo istasyonunun umre çekilişine katıldım. Nasip bu, çıktı. Annemin memleketinden başka şehre göndermeyen babam beni Arabistan’a göndermeye razı oldu. Gitmeden önce tesettüre girdim, elhamdülillah gelince de devam ettirdim. 

Hikâye umre dönüşünden sonra garipleşti. Okula döndüğümde hiç tanımama rağmen duyan arkadaşlardan yanıma gelip konuşanlar oldu, bir tek o gelmedi. Benimle hiç konuşmadı. Üç defa aradım, çıkmadı; 3 defa mesaj attım, cevap vermedi. Yüzsüzlüğüm yeter daha fazla ilişmeyeceğim dedim ve ben de bıraktım. Vizelerde, finallerde okulun algoritması ne hikmetse defalarca bizi yan yana oturttu, kader bu ya kampüs sokaklarında kaç kere karşılaştık; ama tek bir kelime dahi etmedi. O susunca ben de sustum. Ben sustukça içimdeki duygular büyüdü, gönlüme sığamaz hale geldi sanki. Kendimi derslerime verdim, ortalamamı yükseltmek için epey çalıştım,  1 senem böyle geçti. Bu derdimi kimseye anlatamadım. Mezun olmamıza 2 ay kala, sınıftan bir kız arkadaşım, yine sınıftan birinin benimle ciddi bir mesele hakkında görüşmek istediğini söyledi. Ne diyeceğimi bilemedim, şu an hiç müsait değilim deyip çektim gittim. Dayanamayıp durumu en yakın arkadaşıma anlattım. Çok şaşırdı, bir o kadar da kızdı. Hiçbir sebep sunmadan böyle hareketler yapan biriyle ne işin var at kafandan keşke şu teklifi kabul etseydin dedi. Ben de nasıl olsa iş işten geçti cevap bile vermedim derken, aracı arkadaş yeniden geldi. 10 gün mühlet istedim. Bu sırada en yakın arkadaşım, Ahmet’in gönlünde birinin olduğunu duymuş. Geldi anlattı, sen de daha burada ağla sızla diyerek kızdı. Yıkıldım tabi. Demek o yüzden uzaklaştı, karşı tarafa sadakatsizlik olmasını istemedi tabi diye düşündüm. Epey gözyaşı döktüm. Hal böyle iken aracı arkadaştan istediğim sürenin yarısı gitmişti. Anneme durumu anlattım (Ahmet’ten haberi yok tabi). Kararı bana bıraktı, bi görüş istersen dedi. Annem böyle deyince uzun uzun düşündüm, istihareye yattım, neticede görüşmeyi kabul ettim. 

Evli arkadaşlarıma, büyüklerime sorup soruşturup gittim. Ne yazık ki bende gram heyecan yoktu. Karşı taraf ise benim aksime oldukça heyecanlı bir o kadar da bilinçliydi. Sorabileceğim tüm soruların cevabını ben daha sormadan vermişti. (Hatta yahu bu çocuk kaç defa görüştü acaba diye aklıma gelmedi değil.) Aynı sınıfta olmamıza rağmen benden 4 yaş büyüktü, ikinci üniversitesiydi. Okumak hayatını kazanmasına engel olmuyordu fark ettiğime göre. Hayatını iyi planlamıştı. Kendinden çok emin gözüken bir insanı sıkıntıya sokmak istemediğimden, yüzeysel bir şekilde kafamın karışık olduğunu geleceğe dair net bir planımın olmadığını söyledim. Çok farklı bir söz ile bir daha görüşmek istediğini söyledi, ben de kabul ettim. Diğer buluşmaya kadar kendi kendime sürekli “artık daha iyiyim, önüme bakıyorum ve kendi hayatımı seçiyorum” gibi telkinler vermeye çalıştım. İkinci görüşmede ortak yanlarımız ortaya çıktı. Daha rahat geçti. Ailelerimize bildirmeyi ve mezuniyette de tanışmayı teklif etti. Olur dedim. Akşam eve gelip annemi aradım, durumu bildirdim. Babamla konuşacağını söyledi. Annemle konuştuktan sonra telefonu tam masaya koymamla yeniden çalması bir oldu. Annemdir diye düşünerek elime aldım, bir de ne göreyim; Ahmet. Selam verdi, halimi hatırımı sordu. Kısa ve soğuk cevaplar verdim. “Biliyorum bana kızgınsın ama bir de benden dinlemeni isterim, en yakın müsait zamanında görüşelim mi” dedi. Ben de bu kadar zaman sonra arayıp neden böyle yaptığını anlatmak için çağırıyorsun yani dedim kendimi tutamadan. “Hem onun hem de hayırlı bir meseleyi konuşmak için çağırıyorum” dedi. Dizlerim titremeye başlamıştı. Bu hayırlı mesele beni ne kadar ilgilendiriyor diye sordum. “Seni ve beni ilgilendiriyor zaten” deyince kaynar sular döküldü başımdan. Yüzüne kapatmak zorunda kaldım. Öyle bir yerdeydim ki, aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık. Ne hissedersem hissedeyim, ne kadar merak edersem edeyim, güç bela Ahmet’e başkasıyla tanışma sürecimi anlattım. Bir iç çektikten sonra, ne diyeyim senin canın sağ olsun dedi ve kapattı.

 Hayatımın saçlarımı ağartan stresli günleri başladı. Sözümde durdum, görüştüğüm kişiyi ailemle tanıştırdım, ben de onun ailesiyle tanışacaktım ama babam bir anda istemediğini söyledi. Senin daha sonra tanışman münasip olur dedi. Babama çok şaşırmıştım. Yüzünün rengi değişmişti. Garip tavırları vardı. Karşı taraf bu duruma epey içerledi tabi. Babam, dayımı da almış, tören alanını terk etmiş, kep atışımı dahi izlememiş, annemlere haber de vermemiş. Ancak tören sonlanınca öğrenebildim. Dayıma da ulaşamayınca koca kampüste babamı aramaya başladık. Çayı sevdiğinden, belki kafelerin olduğu yere gitmiştir diye düşünüp hemen koştum. Tahminim doğru çıktı, babamlar kalabalık dememiş oturmuşlar gençlerin arasına çay içiyorlar. Bir de baktım aralarında Ahmet de var. Ahmet’in sohbetine doyamayıp, uğruna kep törenine katılmaktan vazgeçtiği adamın benim babam olduğunu öğrendiğindeki yüzünü hala hatırlıyorum. En son babam kalkacakken tek tek gençlerin elini sıktı, sıra ona gelince “Ahmet gel oğlum sana sarılayım kanım ısındı ha” dedi. Her zaman sert duran babamın o sevecen tavrına şaşırırken gözlerim doluyor, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Ahmet’in biz ayrılırken bakışı da çok mahzundu.  Öyle bir andı ki, sanki ruhumu, gönlümü o gün, onun yanına bırakıp ayrıldım oradan babamlarla. 
Babam eve ulaştıktan birkaç saat sonra annemle beni karşısına alıp istemediğini söyledi. Sebebini sorduğumuzda “içim almadı kızım, ben esnaf adamım, bunca yıl geçti insan sarrafı olduk bir yerde, sevmedim” dedi. Karşı taraf bana sürekli mezuniyet meselesine kırıldığını dile getirirken ben kara kara babamın fikrini nasıl söylesem diye düşünüyordum. Bu süreçte ilginç bir şey oldu. Mezuniyette ailemle tanıştırdığım, ısrarla bu duyguları tatmak istediğini anlatan kişinin nişanlısı olduğunu söyleyen bir hanımdan mesaj aldım sosyal medya üzerinden. Öyle şeyler okudum, öyle şeyler öğrendim ki. Bir kere daha “baba rızası”nın ne kadar önemli olduğunu, Rabbimin aslında babacığıma nasıl da malum ettiğini gördüm. Elhamdülillah ki, oldukça sıkıntılı bir şekilde olsa da, o kişiyle yollarımızı ayırdık. (Numaramı değiştirmek, sosyal medya hesaplarımı kapatmak zorunda kalmıştım. Her şeyden önemlisi kendimi anneme ve babama karşı çok mahcup hissetmiştim) O sıralarda Ahmet, en yakın arkadaşımdan zor dönemler yaşadığımı duymuş. Çok güzel bir dua içeren mesaj attı. O zaman bile burukluğunu belli etse de destek oldu. Sonra bir daha ne mesaj attı, ne de aradı.

Mezun olduktan sonra yüksek lisansa başladım. Ahmet’i son görüşümün üzerinden 6 ay gibi bir süre geçmişti. Benim tekrar ona yazmaya yüzüm yoktu o zaman. Ama sürekli düşünüyordum. “O konuşma teklifini kabul etseydim nolurdu? Hangisi doğruydu aslında? Neden olmadı? Bunlar ceza mı? Neden hiçbir şey demedi?” gibi sorular beynimi kemiriyordu. Bu durum çok rahatsız etmeye başladı. Baş edemedim kendi başıma. Terapiste gittim. Yarım kalan bir iş olduğu için kabullenemediğimi, belirli aralıklarla aynada ona söylemek istediklerimi söylememi, bunun iyi geleceğini söyledi. Bu ve buna benzer birçok yöntem denedim. Acaba arasam mı deyip sürekli vazgeçtim. Bir 6 ay daha geçti böyle. En sonunda cesaretlenip aradım, aradığım numara kullanılmamaktaymış. Zaten hiçbir sosyal medya hesabı olmayan Ahmet’e bir türlü ulaşamadım. Ulaşamıyorum. Yer yarıldı yerin dibine girdi sanki. Al bir de buradan yak.

Haziran gelse Ahmet’i son görüşümün üzerinden 3 yıl geçmiş olacak. Ne yaparsam yapayım, kafamdaki sorulardan ve kendimi suçlamaktan vazgeçemedim. Bir yanım yaprak dökerken diğer yanım yollarını teptiğim kampüsün köşesinde onu görüverecek gibi heyecanlı. Bu nedenle kimseyi kabul edemiyorum hayatıma. Allah’ım diyorum, eğer Ahmet benim kaderimse, bu bekleyişi kolaylaştır, sabır ver; yok eğer kaderim değilse, Sen nasip etmeyeceksen şu gönlümden al diyorum. Aslında her şey açık, beyhude bir bekleyişteyim de ben mi göremiyorum diyorum. Aynı zamanda farklı imtihanlardan geçiyorum herkes gibi. Mezun olduktan sonra eş dosttan görücü haberleri gelmeye başladı. Ailemin ısrarı ile gittim birkaç defa; fakat tahmin edeceğin gibi herkeste Ahmet’i aradım. Kimsede, ondaki tevazuyu, inceliği, değerlere bağlılığı, samimiliği ve birikimi bulamadım. Evde adım Sıdıka’ya çıktı.  Gülüp geçiyorum, ama diğer taraftan da ahvalimi düşünüyorum. 

Şöyle dönüp bir bakıyorum da Ahmet ile olan iletişimimiz Mehter Takımı gibi 2 ileri 1 geri ilerlemiş, sonra da zınk durmuş. İşte o zınk meselesini çözemiyorum. Burada şöyle ortada fol yok yumurta yok, bir şey yaşamamışsın bu ne sevgi böyle diye düşünülebilir. Aramızda ne kadar mesafe olursa olsun ben onun ilgisini, samimiyetini hissettim, Ahmet (Allah ondan razı oolsun) benim hayatıma büyük değerler kattı. O hala benim için Kemal Sayar’ın Sonsuza Dek Sophie şiirindeki kristal gençlerden; foldan da yumurtadan da kıymetli ve özel. Üstelik Allah yolunda yeni yeni adımlar atarken, birçok hatadan sakınmaya, hayatımı değiştirmeye çalışırken ben neyi nasıl yaşayabilirdim ki?  Diğer bir sorun ise, gün içerisinde aynaya fazla baktığımda dahi “üf kendimden sıkıldım be” diyen, ara sıra kardeşlerinden dahi bıktığını (kıyamam ya üzüldüm şimdi ama neyse onlar beni biliyor) dile getiren biriyim. Lakin Ahmet’ten haber alamamış olmama rağmen hala neden sıkılmadım anlamıyorum. Şükredeceğim birçok şey var hayatımda, binlerce kere elhamdülillah. Allah, asıl bizi O’nsuzluk ile sınamasın. Bunları biliyorum. Ama insanız işte bazen bir iç çekip “yeminle yoruldum” diyorum.  Daha 25 yaşımda bu yorgunluk ile ne yapacağımı bilemezken kafamda aynı sorular yankılanıyor. 

Sana da sorayım; 

Nabrut, ben nerede hata yaptım?

56 yorum:

  1. Bizim en büyük imtihanlarımızdan biri de keşke lerimiz, çokça da yıpratıyor çünkü sorumluluğu tamamen uzerimize aliyoruz oysa kararların üzerinde bir karar var biz ne yapsak boş, ezelde yazılanlar var, sukur ki şah damarimizdan daha yakın Rabbimiz var, bu noktada tevekkül etmek en güzeli. Siz elinizden geleni de yapmışsınız üstelik ben hep şuna inanıyorum kararlı olan insan vazgeçmez sizin diğer arkadaşlığınizi bitirdiğiniz anda yeniden karşınıza çıkmalıydı çıkmadıysa bunun da bir sebebi hikmeti var. Hayatımıza giren her insan yaşadığımız her olay bizi şekillendiriyor, büyütüyor. Hepsinin bir nedeni var. Ve aslında bilemiyoruz kavuşmak da bir imtihan kavuşamamak da, aslolan Rabbe güvenmek ve dua etmek...ps

    YanıtlaSil
  2. Baştan sona kadar merakla okudum M. Hanımın hikâyesini. Allah hakkında hayırlısını versin İnşaallah. Üzmesin tatlı canını , her şey nasip zira. Tabii böyle söylemek kolay, Allah imtihanından yüzünün akıyla çıkmasını nasip etsin , işlerine suhulet versin.

    YanıtlaSil
  3. Selamın aleyküm,
    Hayat çok iyi bir öğretmen. Dün gurumuzdan ya da başka bir nedenle söyleyemediklerimiz ve yapmadıklarını bu günkü pişmanlıklarız oluveriyor. O yüzden yukarıdaki sohbeti kendimize_herkesin pişmanlıkları var_ düstür edelim. Bir şey olmuyorsa olmaması gerektiği için ya da daha iyisi olacağı içindir. Yanlış arama kendinde öyle olması gerekiyordur. Öyle olmuş. Bu gün olduğun seni sen yapan dün olan herşey. Bunu böyle kabul etmek lazım. Kafanda kapatamatığın bir konu olduğu için sürekli aklında. O yüzden hep yarım kalmış gibi geliyor sana. Ama uzun bir süre geçmiş üstünden o da değişmiştir. Hatta belkide biraz daha yakından tanımış olsan sandığın insan bile olmayabilir. Sana başka kapılar açtığı için ve sen onu bu yeni girdiğin yolla ilişkilendirdiğin içinde bu kadar aklında. Her öğrendiğin yeni şey muhtemelen gidip ona bağlanıyor. Ama yapacak bir şey yok. Eğer nasipse bir gün karşına çıkar değilse yapacak bir şey yok.
    Kendini böyle telkin et. Allah hakkında hayırlısını nasip etsin.
    Belki Allah seni kendine daha yakın tutmak için böyle olmuştur.
    25 yaşında yorulmaya gelince. İnsanın kafası dolu olmaya görsün her yaşta yorulur. Biraz kafa yoran biriysen hayat hakkında,yorulursun bura yorulma yeri çünkü.(İnşirah süresi iyi gelir anlamıyla dinlemeni tavsiye ederim nacizane)
    Rukiye...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve Aleyküm selam.
      Yazar adına çok teşekkür ediyorum

      Sil
  4. Merhabalar Nabrut :)
    Arkadaşın yazısını okuyunca ve sorusunu görünce aklıma gelen şey direkt bir kaderimiz olduğu ve aynı zamanda kendi seçimlerimizle bazı kısımlarını etkileyebildiğimiz oldu. Anlaşılan arkadaşımız da böyle bir etkileme sürecinde. "Sürecinde" diyorum çünkü Allah'ın hikmeti bu ya gelecekte ne olacağını yaşayıp göreceğiz. Ahmet onun çok güzel bir yola girmesi için vesile olmuş. Belki Ahmet'in hayatındaki anlamı buydu. Belki de Ahmet onun nasibi ancak henüz zamanı gelmemiştir. Sonuçta her nasip vaktine esirdir derler. Belki Ahmet belki de çok daha farklı bir kısmet yolunun ilerisinde onu bekliyor. Arkadaşımızın yapması gerekense dualarını eksik etmeden yoluna devam etmek. Değil mi? O yüzden arkadaşımızın kendini üzmeden yolunda ilerlemesini tavsiye ediyorum. Ve inşallah, hayatında güzelliklerle karşılaşmasını temenni ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar ^^
      Kesinlikle ben de böyle düşünüyorum
      Yazar adına çok teşekkür ediyorum.

      Sil
  5. Selamün aleyküm, uzun zamandır bir şeyden bu kadar etkilenmemiştim sanırım. Tanışmanız, sonra yollarınızın sürekli kesişmesi, Allah'a dönme yolunda size bu kadar yol yordam etmiş olması, görüştüğünüz kişiyi babanızın içinin almamış olması ama Ahmet'e sımsıcak oluvermesi, nitekim o kişinin sonunda sağlam papuç çıkmamış olması bence Allah'tan birer işaret hep. Ne çok ümit vermek ne de çok menfi konuşmak isterim ama umuyorum ki, inşallah bu bekleyişinizin sonunda hayırlısı ile muradınıza erersiniz. Sizin gibi ben de düşünmeye başladım, acaba konuşmak istemeden önce neden bir süre selamı sabahı kesti, neden bir daha hiç üstelemedi, zor geçirdiğiniz zamanların eğer neden zor geçtiğini biliyordu ise o iş bittikten sonra neden bir kere daha şansını denemedi, neden hiç bir iz bırakmadan sırra kadem bastı? Bu ve bu minvalde bir sürü soru eminim sizin de neredeyse 3 yıldır ciğerinizi çürütüyordur. Ahmet ile ilgili ettiğiniz dualara hem sizin adınıza hem de kendi adıma amin diyor ve belki de Ahmetinize kavuştuktan sonra bu soruların cevabını onun ağzından alıp hem sizin hem de bizim merakımızı giderebilmenizi Allah'tan diliyorum. Buradaki asıl önemli nokta ise bizim merakımızı gidermemizden çok sizin Ahmete kavuşabilmeniz, cevapları attığınız yazı ise bize bunu müjdelemenizin bir yolu olur bizim için. Son olarak Ahmetin teklifini kabul etmeyip eve yalnız döndüğünüz akşam köpek kovalamış olmasına da çok güldüm. Allah her daim yüzünüzü güldürsün inşallah. Selametle.🌸🍁

    YanıtlaSil
  6. 25 yaşımı görmek istemiyorum :( hani yabancı bir yerde tanıdık bir şey gözüne ilişir ya o denli rahatlama geldi ben bunları okuyunca. bence de üzülmesin benim adım da sıdıkaya çıktı evde ama sanırım ben bu kadar güzel ve temiz yürekli değilim. maşallah çok içten .ok samimi bir dille ve inançla yazılmış. etki tepki olaylarına aşka meşke hiç inanmam ama yazan kişi öyle güzel anlatmış ki yoksa dedim. inşallah hakkında her şeyin hayırlısı olur gönlündeki de hakkına nasip olur :) son olarak belirtmek isterim ki ben aşırı kaderci bir insanımdır. ama nasıl kaderci. kendim olduğum yerde durucam kaderimde varsa üzerime bir yorgan örten olur :) fesleğen kitabı vardı biraz da ona benzer sanırım. yanlış hatırlamıyorsam kitapta kavuşmuşlardı ilk tanıştıklarından çok farklı bir yerde.Yine de hepimizin hakkında hayırlısı olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazar adına teşekkür ediyorum .
      Ama kaderimde varsa üzerime bir yorgan örten olur lafına bayıldım yalnız. :D Hep kullanacağım artık :D

      Sil
  7. Eminim karşı tarafın da kendine göre sebepleri vardır. Bunları kendine saklamayı tercih etmiş görünüyor. Her insan bize bir şeyler öğretiyor ,hayatımıza giren her insanın bir misyonu var ve bu misyonu tamamladıkları zaman hayatımızda olmuyorlar. Bu da belki böyle bir şeydi. Son olarak nasipse gelir Yemen'den, nasip değilse ne gelir elden diyorum.

    YanıtlaSil
  8. Öncelikle Allah gönlüne ferahlık versin duasıyla başlamak istiyorum.
    Yazıyı okurken çok etkilendim. Yıllar önce yaşadıklarımı hatırlattı bana. Beklemek, her geçen gün bir gram bile eksilmeden beklemek. Beklemediğin bir anda telefonun gelmesi vs. yazıda o kadar kendimi gördüm ki, yazan kişiye en ufak faydam olur mu diye yazmaya karar verdim.
    Bende gönlümü kaptırdığım birine karşı, duygularımı tam tanımadan emin olmadan, sürekli ondan net bir adım bekleyerek bir süre geçirdikten sonra, artık olmayacağına ikna olup başka biriyle görüşmeye başlamıştım. O dönemde bir gün telefonum çaldı ve ekranda onun adı… O an ben ona aşık olmuşum diye anlamıştım. Dönüp baktığımda hala daha hayatımın en travmatik anlarından biridir diyebilirim. (Gerçi ben açma cesareti gösterememiştim, açıp başkasıyla görüşmeye başladığımı söyleyemeceğim için.) Görüşme olumsuz bir şekilde sonlanınca acaba beni neden aramıştı düşüncesi içimi kurt gibi kemirmeye devam ediyordu. Ben de sormaya karar verdim, aldığım cevap beni hayal kırıklığına uğrattı. Başkasını ararken yanlışlıkla aradığını söylemişti galiba, hiç inandırıcı gelmemişti. Bu durumların üzerinden bir yıl kadar süre geçti, yazının başında dediğim gibi hep bekledim, her telefonu belki odur diye aldım elime, inşallah odur diye açtım mesajları, bir yıl boyunca. Bir yılın sonunda bir gün beklediğime değdi dediğim bir gelişme; mesajı geldi. O kadar mutlu oldum ki boşuna beklememişim diye havalara uçtum. Ama üç ay kadar görüştük hiçbir şey istediğim gibi gitmedi. O sürekli meşgul, bana zaman ayıramıyor, ne olacağız, nereye doğru gidiyoruz hep ???? ve sonuç yine olmadı. Ben çok üzüldüm, kızdım, yıprandım da. Her zaman için duam: “hakkımda hayırlısı neyse o olsun”dur. Hakkımda hayırlı olanın bu olduğuna inandım, mantığım da ikna oldu ama gönlümün zamana ihtiyacı vardı. Zaman ve dua diyorum en güzel ilacı bu süreçlerin.
    Bu mesele ile ilgili bıraksanız kitap yazabilirim, çok uzattığımın farkındayım, bitiriyorum. O kişiden sonra tekrar sevemem zannettim, sütten ağzım yandı yoğurt yemek istemiyorum, diyordum. Ama zamanla bu durum değişti, hoşlandığım biri olduğunda çok mutlu olmuştum (platonik de olsa). Ve o kişinin olmadığına aradan 8-10 yıllık geçmiş şimdi o kadar şükrediyorum ki, Rabbim beni nelerden korumuş diyorum. Bu süreçte bana iyi gelen şeylerden biri de kore dizileri olmuştu, terapi gibi gelmişlerdi. Ayrıca kitap olarak da Irvin YALOM’un Nietzsche Ağladığında kitabını tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazar adına çok teşekkür ediyorum.
      Bir şey olmadıkça karşı tarafı kafamızda çok idealize ediyoruz ve es kaza olma yoluna girildiğinde aslında o kişinin kafamızda büyüttüğümüz kişi olmadığını anlayıp hayal kırıklığına uğruyoruz

      Sil
  9. M. Hanımın hikayesini okuyunca Hikmet Anıl Öztekin’in Fesleğen kitabı geldi aklıma. Çok benziyor hikayeleri, kitaptaki gibi mutlu sonla biteceğini düşünerek okudum yazıyı. Ama nasip, kısmet...
    Bilemeyiz ki belki Ahmet Bey’de çok gönül kırgınlığı çekti-çekiyor, belki size tekrar ulaşmaya cesaret edemedi, belki de sadece birbirinizin hayatındaki rolünüz bu kadardı.
    Dışarıdan bizler için bir şeyler söylemek kolay olsa da çektiklerinizi en iyi siz bilirsiniz elbette. Ama böyle durumlarda o kişinin hayatıma kattıklarına, karşıma çıkmasına, hissettirdiklerine şükrederim. Ki manevi anlamda size kattıkları, sizi Allah’a yaklaştırması ne büyük nimet.
    Belki de artık güzel bir insan olarak aklınızda, kalbinizde olsa da yola devam etmektir.

    Bir de şöyle düşündüm; hiç haber alamadığım bir insan yuvasını kurmuş, hayatına devam etmiş olabilir. Bunu bilmek beni rahatlatırdı sanki. Umudum varsa da olmayacağını anlamış olurdum. Ama diğer türlüsünü düşününce de daha fazla mı umutlanır, beklerdim? Bende epey karıştım sanırım. 😊

    Herkesin imtihanı, gönül yükü farklı. Allah yardımcınız olsun. 🌸

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda bir kişi daha benzetti aynı hikayeye.
      Hikaye hakkında bir bilgim yok tabii.
      Yazar adına çok teşekkür ediyorum

      Sil
  10. Yaaaa, Ayyy, Amaaa diyerek okudum yazıyı var ya. Gözlerim doldu yeminlen. Nabrut, ne güzel konulara değiniyorsun burada. Şampuandan, kitaba, kıyafetten evliliğe her konuda bir gevşeme, aynı zamanda da düşünme köşesi gibi bir blog vesselam :) Harika bir hikaye, tane tane anlatmış meramını pıt pıt akıverdi yazı, bir o kadar da üzücü. Onun için çok zor olmalı, insan bazen unutamadı mı unutamıyor işte ya napalım. Birine anlatsa dert, anlatmasa dert bir durum hakikaten. Ama nedense benim içimde bir çiçek oldu hikaye için sanki. Sanki Ahmet bir yerden çıkıp gelecek M. Hanım'a. Umarım güzel haberlerini, cevaplarını da alırız.
    Yalnız o video var yaa harika bir cevap olmuş. Gözlerim dolarak izledim. Sonra üstüne bu yazıyı okuyunca hayatımda birçok taş yerine oturdu. Allah senden razı olsun be Nabrut. Bu kadar anlamlı oldu çünkü Ben de farklı versiyonunu yaşadım, benim bir zamanlar sevdiğim evlendi iki de evladı var, eskisi gibi değilim öyle her gün düşünmüyorum elbette evli adamı ama yine de üstüne sevemedim. Şuan 34 yaşındayım, evlenmedim. İşim gücüm var ama bazen yalnızlık zorluyor. Etrafında arkadaşlarının hepsinin evlenip yuva kurmuş olması, sürekli bunlardan bahsetmeleri. Onları da anlıyorum, hayatları aileleri oluyor ama havadan sudan, hayattan, düşüncelerden konuşmak bile zorlaşabiliyor. Öyle olunca ev, iş, netflix-asyafanatikleri ve buradan başka sosyal hayatım neredeyse kalmıyor. Elimde çay kahve ile evimin önünden geçenleri seyrediyorum, çiçeklerimle konuşuyorum... Umarım M. Hanım böyle bir şey yaşamaz, bana göre yolun başında daha. Tabi onun zamanında aynı böyle düşünüyordum. Dediğim gibi benim içimde bir umut filizi var. Dua da edeceğim kendisine. Hepimize edeceğim. Allah herkese hayırlı yazılar yazsın Nabrutcum. Teşekkürler. Şöyle gerçekten tanışıp konuşabilsek keşke seninle, M. Hanımla, aşağıda güzel yorum yapan güzel insanlarla. Ne hoş olur... Musmutlu günler diliyorum hepinize :))
    Candan Manisa'dan bildirdi. (Nabrut Staylaa jlkjıolkh )

    YanıtlaSil
  11. Ben de senin yorumunu gözlerim dolu dolu okudum. Sen epey eğlenceli yazıya döksen de ben senin yaşadıklarını hissettiklerini çok iyi anladım. Rabbim yolunu bahtını açık etsin. İyi ki diyeceğin insanları karşına çıkarsın.
    Yolun Ankara'ya düşerse de mail at bana. görüşüp konuşalım. Çok ciddi söylüyorum.
    Güzel düşüncelerin için de çoook teşekkür ediyorum, hususi dua edeceğim.
    Manisa'ya kocaman selamlar

    YanıtlaSil
  12. Eşim Kore dizisi izleyip duruyor. Bilgisayardan da pek anlamadığı için ben bulup açıyorum, çocuğu uyuturken falan izliyor. Yine dizi için geldiydim. Sadece dizi yazıyosunuz sanıyodum Nabrut Hanım. Hikayeyi okuyunca ciğerim söküldü. Ulan be dedim biz Ahmetler neden böyle bahtsızız. Böyle hikayeler lazım Nabrut Hanım, güzel iş cidden yani sağolun. Ne diyim. Ben hikayemi yazıyım da ufaktan ders alsı gençler.
    15 sen evvel Üniversitede öyle kendi halinde çıtı pıtı bir kıza vuruldum. Belli edemedik tabi, çünkü bizde bazı şeyler keskin yasaktır. Harama gidilmez, etraf neder, ayağın gönülişine kayacaksa kendini çekersin. Hiç belli etmedim beğendiğimi, ama tanıştık, birkaç defa konuşma fırsatımız oldu tabi. O zamanlar başötüsü serbest değil tabi böyle. Bizimki açık olmasına rağmen tesettürlülere destek oluyor, problem yaşayanların arkasından o da çıkıyordu. Öyle utangaç birinin gösterdiği cesarete hayran kalıyodum. Biz erkek bide muhafazakar halimizle bi cacık yapamazdık ne yalan söyliyim. Sonra bu da tesettüre girdi, ama tam yani. Okula onun için gider oldum. Ara ara göz göz geliyorduk, yavaş yavaş gördüğüm yerde selam verip konuşmaya başladım. Konuştukça farkettim hissettim birşeyler. O da bana boş değil dedim. Ama en yakın arkadaşıma (hem çocukluk-hemde üni ark.ım) bi danışayım dedim. Çaya çağırdım, meğer o da benimle konuşacakmış. Kardeşim buyur sen başla dedim. Elifi seviyorum diye bir girdi mevzuya. Orda kaldık işte. Oturdum düşündüm. O günden sonra selam bile vermedim. Hüzünlü hüzünlü baktı bana hep. Geldi sordu, bir sıkıntı mı var diye, soğuk cevaplar verdim içim yana yana. Arkadaşım aracı gönderip söyletmiş niyetini, kabul etmemiş, benim sevdiğim var olmaz demiş. Hiç üstüme alınmadım, o kadar kilitlemişim kendimi. Arkadaşım da bir ay sonra başka kız buldu, yüzük taktılar. Mezun olduk sayılır sınavlar falan var, Birgün yine tuttu beni, bana söyleyecek bir şeyin yok mu senin dedi, ne olacak ki dedim. Tamam dedi gitti, içime fil oturdu. Diploma almaya sınıftan bir grup sözleşip gittik, aşama aşama çıktıydı zaten belgeler, geldiğimiz zaman elime bir mektup tutuşturdu. Yurt dışına eğitime gideceğini yazmış, bütün duygularını anlatmış, sevdiği benmişim meğer. Artık koşa koşa dönsem de asla onu bulamayacağımı söylemiş. Ot geldik ot gidiyoruz diye hayıflanırken hayatım filme döndü. Çekti gitti, eğitim aldı, başörtüsü için epey mücadele verdi, şimdi bir üniversitede hoca. Kendi gibi güzel işlere imza atıyor, duamda unutmuyorum, unutamıyorum.
    Bana ne olduğunu sorarsanız. Hayatım pişmanlıklarla dolu. Aradan yıllar geçince, 3 sene evvel ailem bir kız buldu evlendim. Eşimi insan olarak seviyorum, ama paylaşacak çok bir şeyimiz yok maalesef. Şuan her şeyim kızım Elif. Evet bunu da yaptım, adını da kızıma koydum. Hiç olmazsa buna cesaret ettim. Belki ilerde kızım öğrencisi olacak. Bazen düşündükçe pişmanlıktan geberecek gibi oluyorum. Gidip kızıma sarılıyorum. Valla Nabrut hanım, ben işletmecilik yapıyorum şuan. Bana çok kızacaksınız okuyunca ama içimi döktüm, 15 yılı yazdım, o kadar çok insanla karşılaşıyoruzki, zamanın belası cesaretsizlik. Bu durumda olan o kadar erkek tanıyorumki anlatsam inanmazsınız.Arkadaş falan hikaye, evlenince bütün hayatın ailen oluyor. Niye danıştımki. Kendi kalbimle sevdiğim birini başkasının aklına niye danışmak istedim yav. Tutsaydım kolundan ben seni seviyorum deseydim nolurdu, yapamadık işte. Kendime çok kızarım hep.
    Allah birçok fırsat göndermiş geriye dönüp bakınca. Başkasına vefasız olmayayım diye sevdiğime nankör oldum. Fırsatlara nankör oldum. Hoca demiş zaten olmayacaktı diye de bizimkinde ben seçmişim olmamasını. Benim seçimlerim nedeniyle olmayacağını bildiğinden yazmış Allah ezelde. Ben olayı böyle görüyorum. M. Hanıma da Allah’tan sabır diliyorum. Ama ben ona kızdım yani. Birine gönlün kaymış niye unutmaya çalışıyosun kardeşim. Birdaha severse yok arkadaşım o kerdeş gibi görüyo benim bilmem ne diye düşünmesin. Sevmek yürek ister, o yüreği göstersin. Selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ilginç bir hikaye.
      Ne desem bilemedim.
      Çok etkilendim.
      Rabbim kalbinizi ferahlatsın.

      Sil
  13. Gözümde canlandı koskoca mazi. Nabrut Hanım yine yapacağınızı yapmışsınız. Merakla takip ediyorum bu hacıfışfış köşesini, her etiketi. Bütün yazılarını çok sviyorum. Bu hikaye beni aldı nerelere götürdü. M. Hanım’ı çok iyi anlıyorum. Hatta böyle yakın arkadaşım gibi falan hissettim. Kardeşim gibi gördüm. Ama daha çok genç, hassas ve duygusal. Bir de içine atmış hep, derdini açtığında arkadaşının fikri onu etkilemiş. Bazı çaresizlikler duygusal karmaşa yaşamış. Cidden anlıyorum. Allah yardımcısı olsun, vallahi dua edeceğim.
    Mesela ben 30’a merdiven dayadım. Ne iş vaar ne güç, üstelik halen daha bekarım. Asıl sıdıka benim yani. Efenim bir sıdıka kolay olunmuyor. Her sıdıkanın kendine göre hikayesi vardır. Ben de sevdim. Ailem istemedi, bizde yabancıya kız da verilmezdi, doğunun bazı bölgelerinde bu gelenek var ne yazık ki. Ailem istemeyince vazcaydım ben de. Karşı tarafında gururu kırıldı tabi. Ailem beni sürekli daha iyi biri olacak bak gör diye teselli ediyordu, meğer akıllarında başka biri olduğundan karşı çıkmışlar, bizim oralarda bilinen bir ailenin oğluymuş meğer akıllarındaki. Güya oğlanın annesi oğluna bile sormadan anneme açmış konuyu. E etraflı aile, durumları iyi olunca bizimkiler sevinmiş. Bunları çok sonra öğreniyorum. Ama gelin görün ki, sevdiğime karşı çıktıkları için depresyonda olduğum sırada ailemin umutları suya düştü. Meğer bu varlıklı ailenin oğulunun sevdiği varmış, düğün kartları geldi. Oğlanın annesi pek üzgünmüş ne olduğunu anlayamamış ama durum buymuş. Bu olayın üzerinden 7 sene geçti. Sevdiğim adamın ahını aldım sanırım, bir tane mi isteyen çıkmaz, çıkmadı. Hiçbir işim rast gitmedi. Mezun olduğumdan beri klasik iibfli olarak iş arıyorum. Geçen kasiyerlik için bir markete görüşmeye gittim. Görüşme sonrası marketi dolaşırken 1,5-2 yaşlarında bir bebek koşarken düşüverdi. Koştum kaldırdım. Ellerini öptüm. Annesi babası telaşla geliverdiler teşekkür ettiler. Bir de baktım ne göreyim, yıllar önce ailemin geri çevirdiği sevdiğim. İşte o gün anladım dizilerin gerçek hayattan nasıl uyarlandığını.
    Buradaki diğer hikayeleri, M. Hanım’ı, kendimi düşünüyoeum da hakketen olmayacak şey olmuyor Nabrut Hanım. Video ilaç gibi geldi. Allah razı olsun. M.Hanım da üzmesin kendini beterin beteri var, hayatına odaklansın. 

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazar adına çok teşekkür ediyorum.
      Ama son kısımda küçük çaplı bir şok geçirdim.
      Film gibi gerçekten. Küçük yerlerde mümkün ama.
      Rabbim bahtınızı açık etsin

      Sil
  14. Çok etkilendim, teşekkürler Nabrut. Ne güzel yazıların var yav. :) Benim eşimle de sevgiliyken bir anda ortadan kayboldu, o zamanlar sosyal medya yok, anasını babasını bilmem. Yıllar evvel siyasi davalardan (benimki koyu ülkücü) hapse girmiş meğer. 5 sene bekledim. Hiç haber alamadım. Ama geldi. Gülüm içerde hep beni beklemen için dua ettim dedi. Kızımızı korkutmak istemem ama böyle bir şey olmuş da olabilir. Allah korusun. Allah hayırlı yazılar yazsın hepinize güzel kızlarım. Benim de iki kızım var biri 25 yaşında diğeri 29. Aynı sizler gibiler işte :)

    YanıtlaSil
  15. Merhaaaaba :) Ne güzel yazıymış bu ya. Ağladım okurken. Hem de güldüm. Teşekkürler Nabrut bizimle paylaştığın için. kız senin bloğun dizisi çekilir ha. :D M. Hanım'a da sevgilerimi ve dualarımı iletiyorum hakkında hayırlısı hepimizin. ^^

    YanıtlaSil
  16. Merhaba Nabrutcum, çok güzel bir hikaye getirmişsin. Ellerine sağlık. Birara ben de anlatmak isterim. Ama böyle yazamam sanırım. Yetenek yok. Ellerinize sağlık, yazandan da yayınlayandan da Allah razı olsun :)
    Neden mi dua ettim? Çünkü bu yollardan ben de geçtim. Keşke birisi alıp bana iki çift laf etseydi. Belki her eşy farklı olurdu. Kızımız pek akıllı bak kimseye danışamıyorum danışamam dememiş sana yazmış. Ne güzel cevaplamışsın o vidyo ile :)
    Asla ama asla umudunuzu yitirmeyin canlarım. Duadan vazgeçmeyin. Ne yaşarsanız yaşayın şükredeceğiniz şeylere odaklanın. Ben de çok sıkıntı yaşadım dillere düştü evde kalmışlığım, işsizliğim. Depresyona girdim. Benim de saçlarım ağardı. Ama Allah bana 36 yaşımda öyle birini gönderdi ki iyi ki onları çekmişim de sen gelmişsin hayatıma diyorum eşime.Sevemem sandım sevdim, evlilikten çok korktum ama meğer ne güzel şeymiş. Ömrümde göremem dediğim yerleri gördüm. İki senedir evliyim. Hayatımın en güzel zamanları oldu bin şükür. Bana üzülüp duran her fırsatta da bunu dile getiren bir grup değişik insan şimdilerde benim hayatıma imrendiğini söylüyorlar. Ben üzülüyorum keşke herkes kendi hayatına, kendi hatalarına bakalibilse dimi? Ha evlendik dert bitiyor öu birmiyor, Şuan çocuğum olsun diye tedavi görüyorum. Ama inanın yoldaşınız varsa dertler vız geliyor. Sakın üzmeyin kendinizi, hep dua edeceğim Nabrutcum sana, M kardeşime, herkese. Rabbim en güzelini versin en hayırlı zamanda. :) En güzellerine layıksınız güzel insanlar.... Ben de size Hollanda’dan yazdım. 💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ne kadar güzel bir yorum oldu böyle.
      Yazamam demişsin ama öyle güzel yazmışsın ki!
      Çok iyi geldi, biliyorum okuyan bir çok kişiye de çok iyi gelecek.
      Rabbim sana da hayırlı, mübarek bir evlat versin ben de hususi dua edeceğim.
      Umarım güzel haberi yazarsın yine bize.
      Sevgiler

      Sil
  17. Merhaba Nabrut, Mehmet Bey'den sıkıldığım için uzun süredir bloğuna uğramıyordum. Bugün geldim ki ne göreyim. Neler neler paylaşmışsın, pek sevindim. Hakkını helal edersen daha çok sevinirim :)

    Özellikle bu hikaye pek hoşuma gitti. Ben de muhafazakar ve zamanında bir takım duygular hissetmiş biri olarak Mehmet Bey'in yazılarını okudukça kendimi kirli gibi hissediyordum. Öyle ki muhafazakar camia asla birini sevmemeli, onlar sadece evlendikleri eşlerini sevmeli, bunu yapamayanlar hatalıdır gibi düşünceler oluşmuştu bende. Oysa birini sessizce sevmek kötü bir şey mi ne yapalım sevdik, biz evlenmeyelim mi bir erkek dahi böyle düşünüyorsa diyordum. Ama M. Hanım'ın yaşadıklarını okumak bana yalnız olmadığımı hissettirdi. Evet biz duygusal varlıklar olan kadınların bazıları birilerine birtakım duygular beslesek de yine de helal daireye dikkat etmeye çalışıyoruz. M. Hanım da yeni yeni öğreniyor olmasına karşın elinden geleni yapmış. İstese Ahmet ile flörtöz bir ilişki illa ki kurabilirdi. Buna hem Ahmet hem de M. Hanım izin vermemiş. Kardeşim eğer bu yorumu okursan, seni kutladığımı bilmeni isterim. :)
    Gelelim fasulyenin faydalarına, ben burada M. Hanım'a hem fazla fazla sempati duydum hem de bir o kadar kızdım. Neden kendi kafasından Ahmet adına düşünmüş acaba? O seni kardeşi gibi görüyor falan demiş kendi kendine. Buna çok kızdım. Çocuk öyle bir şey dememiş ki. Bunun altında bir özgüven eksikliği olabilir işte. Kendimden biliyorum, ben de konduramadım, aa o beni sever mi hiç onun gibi biri kimlere layık dedim. Halbuki ne alakası var. Bir de ben mesela beğendiğim ve sevdiğim kişi beni fark etmesin diye nemrutun teki olurum onun yanında. M. Hanım nasıldı bilmiyorum ama bu tavır da yanlış. Normal olmak, ölçüyü kaçırmamaya dikkat ederek duygularımızın tam zıddı davranmamak ve başkaları adına düşünmemek en güzeli diye düşünüyorum. Bak ben bunları 29 yaşıma geldim yeni yeni akıl ediyorum sen yol yakınken dön M kardeşçem.
    Bugün insanların aile yapıları da çevreleri de farklı farklı. Muhafazakarlar bile kaç gruba bölünebilir. İnsanlar birbirinden koptu. Sizlerdeki görücü haberlerini gördükçe şaşırıyordum. Bizim akrabaların sayısı fazla değil. Memleketten uzakta yaşıyoruz. Bana denk gelirse günlerde bir iki mahalle teyzelerinden teklif geliyor onun dışında hiç görücü gelmedi. Şimdiki aklım olsa eskiden sevdiğime belli ederdim niyetimi. Bu pısmışlık, bastırılmışlık beni delirtiyor. O pembik gelinlerin ağzına sakız oluyoruz Nabrut ya :D Edebiyle evlenip bizlerede dua edenlere sözüm yok. Onlar baş tacı :)
    Nabrut, vallahi de billahi de rahatlıyorum burada, acceyip özlemişim. Nolur bir şey ayarlayalım ankarada bizleri bir buluştur yahu :) Sezen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle yazar adına çok teşekkür ediyorum.
      Ama pısmış ya da bastırılmış olarak hissetme kendini. Videoda da geçtiği gibi, sen sevdiğini belli etsen de o olmayacaktı. Sen helal dairesinde kalarak kazandın. Pişman olma. Nikah vakti elbet bir gün gelecek. Rabbim gönlünün muradını versin.
      Aslında aklımdan geçmiyor değil ama araya karışırım nabrut benim demem ona göre :D

      Sil
  18. Merhaba Nabrut Hanım, ben bu hanımla tanışabilir miyim? Onunla nasıl iletişime geçebilirim? Çok merak ettim. Bugün insanlar askere gönderdikleri nişanlılarını bekleyemiyor. 3 sene ne demek. Allah rızası için. Ben size nasıl ulaşacağım? Yazının başlığını aratırken sitenize denk geldim. Yaşım 27. Öğretmenim. Lütfen Nabrut Hanım. Belki büyük bir hayra vesile olursunuz. Size ulaşabilir miyim? Bu yazıları nasıl gönderiyorlar????

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Halil Bey;
      Yazar illaki yorumunuzu okur, ilgilenirse size dönüş yaparız :)

      Sil
  19. Burayı yeni bulmuş olmama ne demeli. Gerçekten ba-yıl-dım. Nabrut hanım artık buranın müdavimi olacağım gibi. M hanım gerçekten büyük bir pişmanlık yaşıyor. Ama kızmasın da biraz da kendi kendine etmiş. Bence ahmet kendi kendini gurur yaptı ve birdaha ona dönmeyecek. O yüzden önüne baksın M hanım. Bidaha da böyle bir şey yapmasın. 25 yaşındaki biri nasıl böyle hatalara düşüyor anlamıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz ^^
      Yazar adına çok teşekkür ediyorum ^^

      Sil
  20. Bu kızımızda mehmet beyi gördüm bilmem sen ne diyorsun Nabrut :D Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bağ kuramadım ben bilmem neden öyle düşündün :)

      Sil
  21. Nabrut sahalara dönmüş. Hoşgelmiş. Bu yazı dizisine bayılıyorum ya. Kendimizi buluyoruz, farklı hikayeler okumuş oluyoruz, farklı hayatlara ve tecrübelere tanıklık ediyoruz. Sonra gelip burada bizler yorum yapıyoruz. Çoh hoş ya :D Hele böyle yazılarda geçen konu ile alakalı sonra sen kendi düşüncelerini yazıya döküyorsun ya o da pek iyi oluyor. Bakalım bu hikayenin içinden yazı gelecek mi? Ya da M hanım cevap yazacak mı :D Bu arada güldüğüme bakmagözlerim dola dola okudum hikayeyi. Allah yardımcısı olsun. Dua edeceğim. Ne diyeceğimi bilmiyorum kendisi için. Ama bir gün birşekilde geçeceğini söyleyebilirim. Hiçbşr şey sonsuza kadar sürmez. Nasibinde Ahmet varsa o gelir bu dert biter, nasibinde ahmet yoksa başkası gelir yine biter. Hakkında hayırlısı olsun. :) Dualaşalım Nabrut, birbirimize ettiğimiz duadan başka neyimiz var. Sevgilerimi gönderiyorum kocaman, yüreğinize sağlık ikinizin de :) Nigar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş buldum ^^ Ben de çok seviyorum, iyi ki yazıyorsunuz.
      Bu hikayenin içinden benim değinebileceğim hiçbir şey yok biliyor musun? Empati kuramıyorum. Başıma gelmedi hiç. Ama illaki çok zor olduğunu tahmin ediyorum.
      Yazar adına çok teşekkür ediyorum hem de kendi adıma... bu güzel satırlar için

      Sil
  22. merakla okumaya başladığım yazıyı gözlerimde yaşlarla bitirdim.. nasip! nasip öyle bir kelime ki yerini hiçbir şey doldurmuyor. nasibimizin ne olduğunu bilemediğimiz için ummanda yol arar gibi çaresiz kalıyoruz gönül meselelerinde. ahh arkadaşım.. rabbim gönlüne genişlik versin sabrını artırsın . nabrut hanımın tevafuken izlediği sohbette cevap niteliğinde olmuş . nasibinde yazılıysa zaten çıkar gelir karşına değise de Allah hakkında hayırlı olanı gönlüne sevdirsin inşallah

    YanıtlaSil
  23. Hikaye çok güzel ve özel bir hikaye. Huzur Sokağı'nı yeniden okur gibi oldum. Hayatta hiç bir şeyin öylesine olduğunu düşünmüyorum. Tanıştığımız insanlar için de geçerli bir durum bu durum. Öylesine tanışmadınız o insanla. Zaten bu tanışma sizin için çok harika bir kapı açmış. Bence o kişi bu kapıdan daha büyük bir hediye veremezdi size. Yaşınız daha çok genç. Gelecek size neler gösterecek Allah bilir. İsimler ya da cisimler önemli değil önemli olan o isimler üzerinden Rabbin tecellilerini yaşamak ve anlamak. Hayatınız boyunca size güzellikler katacak insanlarla tanımanızı umut ederim.
    Bence tekrar play tuşuna basın ve hayatı yeniden başlatın. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler. Selametle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir teseelli.
      Yazar adına çok teşekkür ediyorum ^^

      Sil
  24. Yazıyı satır satır biraz kendimi bularak biraz gözlerim dolarak okudum. Çok iyi bilirim o duyguyu keşke şöyle olsaydı acaba şunumu söyleyeseydim böylemi yapsaydım demekten kendini alamıyor insan. Ama zamanla kabulleniyor insan alışıyor yani bende öyle oldu. Tabi yaradanıma sığındım neylerse güzel eyler dedim nasibimse zaten beni bulur olur dedim . Cübbeli Hoca nın dediğini de yaşayarak idrak ettim . Hakkımızda herşeyin ama herşeyin hayırlısı. Rabbim güzel kardeşimize de hayırlı kapılar açsın kalbinin sızısını gül bahçelerine çevirsin. Nasibindeki her kim ise çektiğim herşeye dedirttirsin iyi ki de olmuş mutluyum şükür dedirttirsin hepimiz içinde tabii

    YanıtlaSil
  25. Çok duygulandım. Bu kardeşime dua edeceğim. Teşekkürler Nabrut, bloğun çok güzel. Farklı sesleri duyurman ne hoş. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum hem kendi adıma hem de yazar adına ^^

      Sil
  26. Yorum yazdım ama çıkmıyor bir türlü

    YanıtlaSil
  27. selamlar sitenize ilk defa denk geldim takibe aldım sizi karşılıklı ziyaretler yapabiliriz artık ^_^

    YanıtlaSil
  28. Merhaba Nabrut Hanım, Kore Dili ve Edebiyatı okumam sebebiyle sitenizi, özellikle kore dizileri yorumlarınızı ilgi ile takip ediyorum. Müzmün bekar Mehmet Bey değilim bu arada. Aman yanlış anlaşılmasın. Bu yazı da epey dikkatimi çekti. Güzel bir yazı dizisi olacak gibi, M Hanım bizi değişikliklerden haberdar ederse iyi olur.
    Şunları söylemeden geçemeyeceğim. Burada hem Ahmet'e hem de M. Hanıma kızdım. Özellikle Ahmet'e oldukça fazla kızdım. Ya kardeşim, madem sen bu kızla hayırlı bir meseleyi konuşacaktın ne demeye iletişimini kesiyorsun. Ben olsam giderek bağlantı kurmaya çalışırım. Kız üzülmüş, kafasında birsürü şey düşünmüş. M Hanım'a da şu noktada kızdım. Anlatmamış anlatmamış arkadaşına anlatmış, o da Ahmet'i kötülemiş. Ahmet'in kızarkadaşı olduğunu kim nereden duymuş.M. Hanım bunu niye hiç sormamış? Sorduysa bize niye söylememiş? Niye Ahmet hayırlı mesele için aradığında neredeydin ulan sen dememiş? Hep bizden odunluk beklenir de burada biraz M Hanım odunluk yapmış. Bu sorularımı cevaplarsa çok sevinirim. Bir de 3 sene geçmiş yeni bir karar almayı düşünmüyor mu? Benim ablam bu yolda evde kaldı, olan bize oldu :D yanlış anlamayın kendi hür iradesi ile evlenmek istemeyene saygım sonsuz Allah hayırlısını versin ama, karşısına çıkan fırsatları reddedip sonra pişman olup hayıflananlara benim lafım. :D Selamlar, M Hanım alınmayın laflarıma, kardeşiniz olarak yazdım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Mehmet Bey;
      Hoş geldiniz.
      Yazar adına çok teşekkür ediyorum umarım sorularınızı yanıtlar.

      Sil
  29. En kalbi duygularla söylüyorum, bu hanımı çok merak ettim. Ahmet kardeşim çok şanslı. Biri tarafından böyle ince duygularla sevilmek çok güzel olmalı. M. Hanım da ayrı şanslı, birini sevebilmiş. 17 defa görücü usulü görüşmeye gitmiş ve sonuç alamamış biri olarak sevmek ve sevilmek nimetini gerçekten artık tatmak istiyorum.Ama M. Hanım her ne kadar herkeste Ahmeti arasa da belki de daha iyilerine layıktır? Belki daha iyileri de gerçekten onun gibi sevecek birilerini bekliyordur. Öyle değil mi Nabrut Hanım? Belki bu manidar video ile yeni kararlar alır. Ki bu tarz sıkıntılı durumlarda insanın içinden gelenin bir çeşit mesaj olduğuna inananlardanım. M. Hanım'a tavsiyem yüreğini dinlesin. Beyhude bekleyiş olduğu mu ağır basıyor yoksa hala bıkmadan sevmeyi sürdürmesi mi? Bir de bunu daha ne kadar devam ettirebilir ki? Allah esirgesin ya başına bir iş geldiyse? O zaman çok yıkılır. Selametle. Nabrut Hanım bu arada hiç tarihi kore dizisi paylaşıyor musunuz veyahut paylaşacak mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazar adına çok teşekkür ediyorum.
      Tarihi dizilerle pek aram yok, tek izlediğim tarihi dizi Moon Lovers olabilir :D

      Sil

ADS