murphy anlamı - Nabrut Fıdıllıoğlu

Son Yazılar

4 Nisan 2018 Çarşamba

murphy anlamı

Kadrolu yazarım Çerkez Gelin'i Özlem Ablam; yine şahane bir yazı döktürmüş. Murphy kanunları hakkında ise ben şunu söylemek isterim ki; Türkçesi ezik doğanların yaşam kaderidir ve bu kanun sadece bahtsızlara işler, kendimden biliyorum. Ahaha! 

Bugün Özlem ablam kendi talihsizliklerinden bahsedecek bir gün de ben bahsederim, sizi de yorumlarda dinlemeyi çok isteriz. ^^

MURPY KANUNU

Nabrut’un Askerleri olarak bilmediğinizi hiç sanmıyorum ama belki şöyle geçerken uğrayanlar olabilir diyerek kısaca bu Murphy amcanın kim olduğunu ve başımıza nasıl bir bela açtığını kısaca  yazayım!  

Murphy Kanunları, Amerikalı mühendis Edward A. Murphy jr. tarafından başarısızlıklar ve hata kaynaklarının karmaşık sistemlerde incelenmesi üzerine ortaya konan özdeyişlerdir.

Murphy Kanunları'nın temeli şu söze dayanır:


"Eğer bir işi halletmek için birden fazla olasılık varsa ve bu olasılıklardan biri istenmeyen sonuçlar veya felaket doğuracaksa; kesinlikle bu olasılık gerçekleşecektir." (Onedio'dan alıntıladım )
Murphy Kanunu ile beni ilk tanıştıran ortaokulda ki biyoloji hocamdı sağ olsun anlatımı berbattı e' tabi dna'larımda da sayısal bilimlere karşı bir alerji olduğunu da kabul edersek ortaya abbas bir şey çıkıyor yani.

Efendim; ortaokuldayım biyoloji sınavındayım ve hayatımda hiç kopya çekmedim. Sağımda solumda en yakın arkadaşlarımda ise kopyasız geçen yok, çalıştım çalıştım, yoksa geçemiyorum. Son sınav; dedim ya hiç değilse tanımlardan falan yırtayım, hoca da benden beklemez, sıranın altındaki kitaptan bakayım nasıl olsa böyle bir teşebbüsüm hiç yok, hoca benden şüphelenmez hem de sınav boyu masa da oturan bir tip ne olacak ki dedim; deme kardeşim, bak Murphy amca ne diyor; istenmeyen olasılık her zaman gerçekleşir. Ben kimim yani sonuçta, koskoca adamın lafını yere çalacağım, daha sayfayı açmadan tepemde bitti, hayatımda böyle bir utanç yaşamadım. İşittiğim sözlere mi yanayım, 200 sayfalık biyoloji kitabını kafama yediğime mi,  yanayım kadının hayatındaki ilk başarılı kopya girişimini yakalamasına mı yanayım. 

Tabii ben sonra yalvar yakar özür falan bana sen Murpy kanunu biliyor musun, dedi, bak bak sanırsın felsefe dersi hocası, yok dedim, öğren o zaman, dedi  

Tabii sonra yaşayarak öğrendim! 

İş yerinde bir dosya hazırlıyorum, bütün bir yılın verilerini bir dosyaya girdim. Bu verilerden grafik hazırlayacağım son aşamadayım yani onu hazırlamam 1 haftamı almış neyse kalktım bir elimi yüzümü yıkayım, dedim, geri geldim birimde ki çok şakacı bir arkadaş masama oturmuş. En son yapmam gereken şeyi yaptım; sakın açık dosyayı kapatma, dedim, hangi dosya, dedi, açık olan, dedim. Koşarak yanına gittim, dosyayı kapattı ve masa üzerinden shift+delete ile sildi. Böyle kala kaldım, gözümden yaşlar döküldü. Arkadaş kendine geldi, ya niye bu kadar üzülüyorsun çöp kutusundadır o, oradan şimdi geri yüklerim, dedi. Evet, arkadaş delete silme ile shift+delete silme farkını bilmiyormuş. Arkadaş bana yalvarıyor; vallahi bilmiyordum! Arkadaşım bilgisayar mühendisi, onu getireyim, baksın söz falan o an aklıma parlak bir fikir geldi, bilgisayarda sistem geri yükleme diye bir şey var yarım saat öncesine alabiliyorsun, hemen denedim. Tabii arkadaşı dinlemeden sonuç dosya geri gelmediği gibi, gelen mühendis arkadaş eğen geri yükleme yapmasaydın ben dosyayı bulurdum, dedi…

Kızım doğdu, ama nasıl uslu bir çocuk, çok akıllı söz dinliyor, sürekli hava atıyorum, ben burada otur deyim, akşama kadar oturur, falan neyse... Bir gün mutfak tezgahına oturttum, yemek yapıyorum. Annem dedi ki; kızım çocuğa güven olmaz, bak oraya koyma indir, yerde dursun. Aaa dedim; benim kızım çok akıllı buradan kımıldama sakın, tamam mı kızım, dedim, hı hı annecim dedi, döndüm küttt kafa patladı…

Bir gün sabah kahvaltı hazırlıyorum, eşim uyuyor çocuklar tv izliyor, ocağa bir şey koydum. Mısır unu lazım. Aaa kalmamış ,apartmanın tamamı Trabzonlu dedim muhakkak birinde vardır. Altını kıstım kapıyı aralık bırakıp çıktım, üst kat evde yok, alt kat açmadı, en üst katta kalmamış hemen kafamda bir ışık yanıverdi, speddy gonzales olduğum için 2 sokak yukarıdaki annemlerden alır gelirim n'olcak dedim, döndüğümde tava yanmış, çocuklar ardımdan hüngür hüngür ağlamış, eşim fecaat bir manzaraya baş ağrısı ile uyanmıştı…

Şimdi bunları anlattıktan sonra kimliğimi kaybedip yenisini çıkarttığımda eskisini bulma, kapalı çarşıya tek kapalı günü olan Pazar günü gezmeye gitmem  Sümela manastırına illa yürüyerek çıkacağım diye 2,5 saat yürüyüp vardığımızda müzenin kapanmış olmasından mütevellit gezememem, bot giydiğimde havanın güzel olması, babet giydiğimde yağmur yağması, resmi tatil pazartesi ya da cumaya geldi diye sevinirken o güne toplantı koyulması, cumartesi temizlik yapayım, Pazar gezerim dediğimde o gün misafir gelmesi, oh oh bu aralar çocuklar hasta olmuyor dediğimin gecesi her ikisinin de ateşlenmesi gibi sıradan olayları yazarak şanlı tarihime gölge düşürmek istemiyorum.

Eminim yalnız değilim , herkeste vardır bir hikaye sıralayalım, bir nevi talihsiz serüvenler dizisi oluşturalım. 

Allah'a Emanet Olun Efendim. 

19 yorum:

  1. Bu amcanın kanunundan haberdar olalı bir kaç ay oldu. Ben onun yerine Erdal Demirbüken'in teoremini daha sağlıklı bulanlardanım. Zira ona göre de hayatta iki seçenek vardır yani mantık ilmindeki 3. Halinin imkansızlığı ilkesini benimser. Birşey ya olur ya da olmaz. Her zaman yüzde elli şansımız vardır. Şıkların sayısı zibilyon tane olsa da. Ya doğru şıkkı işaretleriz ya da yanlış, başka bir ihtimal yok. Bu amcamıza göre ise iki ihtimal varsa her zaman yanlış olanı seçeriz. Bu kadar pesimist bir anlayış iman varsa imkan vardır anlayışına ters bir durum. Evet çoğu zaman iki şık arasında kalınca yanlış şıkkı işaretlediğimizi düşünüyor olabiliriz fakat bu da büyük bir yanılgı. Aslında ihtimaller yüzde elli yüzde elli olmasına rağmen zihnimiz kötü sonucları kaydedip iyi sonucları unutmayı tercih ettiğinden hep kötünün olduğunu düşünüyoruz, kötü sonucları hatırlıyoruz. Hayatımız da çokça da iyi şey oluyor. Ben mutluluk biriktirmenin daha sağlıklı bir durum olacağını düşünenlerdenim. Olumluyu çağırmak olumsuzu çağırmaktan evladır. Bırakın amcamız kendi melankolik dünyasında yaşasın dursun ama bizi de o sıkıntılı dünyaya çekmesine izin vermeyelim derim ben. Rahat olun 😉

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Murphy amca da bence bizim gibi işin eğlencesinde :) Yıldız düşüklüğümüzü bağladığımız eğlencelik :D Onun haricinde işin islami kısmına gelirsek olanda olmayandan, olmayanda da olandan bin hayır var deriz. eyvalalh ^^

      Sil
  2. Kendimi buldum desem. Bazen hayıflanırım kendimce isyan etmemem lazım Allah'ım isyan etmemem lazım diye başa çıkmaya çalışırım. Küçükken başlamıştı bu olay :))):)Teyzemlerle beraber eniştemin çalıştığı fabrikadaki aile gününe katılmıştım oyuncak balık tutma oyunu vardı balık yakalayana oyuncak veriyorlardı tam sıra bana geldi balığı tuttum oyuncak veren palyaço demesin mi oyuncak bitti.Hiç unutamam. Ordan beri devam ediyor bu dediğiniz kural.Hatta annem sürekli kötü düşünme aklına getirme aklına getiriyorsun o yüzden oluyor der.Eee insan böyle şeylerle karşılaştıkça ister istemez artık aklına kötü düşüyo yanii...:):))):)

    YanıtlaSil
  3. Yazıyı okurken kendimi gülmekten alamadım k.bakmayın :D.Ama harbiden size şu söz çuk oturur Aklına gelen başına gelir...Murpy yi daha öncede duymuştum ama örneklerini ilk kez böyle açık açık görmüş oldum :)

    YanıtlaSil
  4. Valla ben de şanssızım derim kendime ama olaylar bunlar değil mesela evden çıkmadan heryeri kontrol ederim eğer hava kapalıysa kesinlikle şemsiye alırım hava açıkken bile eğer bahar aylarında isek ceket alırım benim sansızlıgım insan yönünden bu kadar önlem alan ben bisirisi bana iyi davranınca kötülük yapabileceğini beni bilerek üzmek isteyeceğini düşünmem önlem alamam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önlem almam mı almamam mı onu anlayamadım :(

      Sil
    2. Valla yazdıklarımı ben bile anlamadım bu yazının altına saçmalamışım resmen şu sıralar ev arkadaşlarım yüzünden galiba yine konuyla alakasız şeyler yazdım silersen sorun degil unni.

      Sil
  5. Bende "Niye bu benim başıma geliyor" demem elbette yaşadıkça başımıza bir şeyler geliyor ama düşünüyorum da genellikle "Hep benim başıma geliyor niye hep ben" falan diye düşünmüyorum hatta öyle insanlar enerjimi düşürüyor öyle çok optimist de değilim ama aradayım belki :)
    D.S.K.

    YanıtlaSil
  6. Bir kesim de buna kendini gerçekleştiren kehanet diyor. Örneğin ben!Bir konuda olumsuz düşüncelerim var ise önce rüyalarıma kadar girip beni mutsuz ediyor ve sonuç olarak rüyama gelen başıma da geliyor :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlıyorum ...
      Bunlar hep yıldız düşüklüğünden :D

      Sil
  7. :)
    Tam benlik olaylar. Diyelim ki bir yere gidilecek trafikte kalırım diye erken çıkarım aksi gibi tek araç geçmez. Gec çıksam yetişecek duruma gelirim :)

    YanıtlaSil
  8. Bir şeye çok heves edersem mutlaka olmaz, olsa da olumsuz şekilde gerçekleşir. O yüzden artık kesin plan yapmıyorum. Niyet edip nasip diyorum. Büyük beklenti olmayınca hayal kırıklığı da olmuyor tabi. Bir de beyninize diyin arada olumluları da görsün canım :) düşüncelerimiz çağırıyor olayları ve algımızı da etkiliyor. Mesela ben birini düşüneyim ya o kişiyi görürüm ya da uzakta ise arar. Bir eşyaya ihtiyaç duyayım almak isteyeyim de bişeyler çıkıp almadıysam yakın zamanda hediye gelir. Kısacası hem güzel tesadüfler hem olumsuz durumlar başıma gelir. O yüzden iyi düşünelim iyi olsun. Hem iyimser düşünürsek iyi şeyleri görme olasılığımız daha yüksek. Bununla ilgili bilimsel araştırmalar da mevcut. Murphy amcamız zaman zaman haklı olabilir ama her zaman da haklı değildir yani 😊(Asiye)

    YanıtlaSil
  9. Ben bu da çok farklı düşünüyorum. Murphy amca bende "Allah'ın Sopası" olayını çok iyi kavramış sadece. Biz insanlar yaradılış olarak bazı şeylerin olmasını neden istemeyiz? İşimize gelmediğinden. Hep bir şeyler de kolaya kaçıyoruz. Temkinli davranmayla bile uğraşmak istemiyoruz. Sonra olumsuz bir şey olduğunda üzülüyoruz. Ama hayatımızda o kadar olumlu şeylere sevinip şükretmiyoruz bile hatta çok acı varkına bile varmıyoruz ve şikayet etmeye bayılıyoruz. Kötü ihtimaller konusunda görülebilecek en dibi gördüm ama sonra kendi hatalarımı da gördüm. Sonra Rabbim yanımda onuda gördüm. Hayatta tabiki her zaman herşey çok güzel, olabilecek en güzel şeyin olduğu bir şekilde süremez bence. Bu dünya da bir yerde birileri aç, çok hasta ve birileri çok kötü şartlarda yaşarken bizim hayatımızın çok güzel ve kolay gitmesi adaletsizlik bence( Ki biz şurda şu blog yazısını okuyorsak yine de çok şükür çok çok iyi bir hayata sahibiz.). Konudan sapmış gibi olacağım belki ama önemli olan başımıza ne kadar kötü şey geldiği değil bunca şeye rağmen nasıl bir insan olduğumuz.

    YanıtlaSil
  10. Ankara'nın yakan sıcak havasına aldanıp ceketsiz, baharlık kıyafetle ve şemsiyesiz çıktığım okul yolundan akşam makineden çıkmış gibi dönen insanım ben. :D Yaz geldi diye sevinip ince kıyafetlere geçiş yaptığımın haftası hasta olup bavula koyduğum tüm kazak, hırka ve kalın çorapları yeniden gün yüzüne çıkartan da. :D Bu defa kesinlikle geç kalmam deyip iki saat evvelden hazırlanırken bir şekilde yine geç kalan da. :D Sınava çalışmak için ihtiyacı olan ve internetten istemek zorunda kaldığı kitaplar şansına yoğunluk zamanına denk geldiğinden bir hafta sonra gelen de. :D Kargonuz gelmiştir anonsuyla saniyelerle kapıya inip yine de kuryeyi yakalayamayan da. :D Bu liste uzaaar gideeer. :D Bizim halimiz bence tek kelimeyle açıklanır, böyle kanunlara falan girmeden: Bahtsız Bedevi. :D Ya bu arada altına oturduğu tuvalden tablonun sadece camdan esen hafif bir rüzgarla kafasına düştüğü kişi olduğumdan da bahsetmiş miydim? :D

    YanıtlaSil