Kadrolu yazarım Çerkez Gelin'i Özlem Ablam; yine şahane bir yazı döktürmüş. Murphy kanunları hakkında ise ben şunu söylemek isterim ki; Türkçesi ezik doğanların yaşam kaderidir ve bu kanun sadece bahtsızlara işler, kendimden biliyorum. Ahaha! 

Bugün Özlem ablam kendi talihsizliklerinden bahsedecek bir gün de ben bahsederim, sizi de yorumlarda dinlemeyi çok isteriz. ^^

MURPY KANUNU

Nabrut’un Askerleri olarak bilmediğinizi hiç sanmıyorum ama belki şöyle geçerken uğrayanlar olabilir diyerek kısaca bu Murphy amcanın kim olduğunu ve başımıza nasıl bir bela açtığını kısaca  yazayım!  

Murphy Kanunları, Amerikalı mühendis Edward A. Murphy jr. tarafından başarısızlıklar ve hata kaynaklarının karmaşık sistemlerde incelenmesi üzerine ortaya konan özdeyişlerdir.

Murphy Kanunları'nın temeli şu söze dayanır:


"Eğer bir işi halletmek için birden fazla olasılık varsa ve bu olasılıklardan biri istenmeyen sonuçlar veya felaket doğuracaksa; kesinlikle bu olasılık gerçekleşecektir." (Onedio'dan alıntıladım )
Murphy Kanunu ile beni ilk tanıştıran ortaokulda ki biyoloji hocamdı sağ olsun anlatımı berbattı e' tabi dna'larımda da sayısal bilimlere karşı bir alerji olduğunu da kabul edersek ortaya abbas bir şey çıkıyor yani.

Efendim; ortaokuldayım biyoloji sınavındayım ve hayatımda hiç kopya çekmedim. Sağımda solumda en yakın arkadaşlarımda ise kopyasız geçen yok, çalıştım çalıştım, yoksa geçemiyorum. Son sınav; dedim ya hiç değilse tanımlardan falan yırtayım, hoca da benden beklemez, sıranın altındaki kitaptan bakayım nasıl olsa böyle bir teşebbüsüm hiç yok, hoca benden şüphelenmez hem de sınav boyu masa da oturan bir tip ne olacak ki dedim; deme kardeşim, bak Murphy amca ne diyor; istenmeyen olasılık her zaman gerçekleşir. Ben kimim yani sonuçta, koskoca adamın lafını yere çalacağım, daha sayfayı açmadan tepemde bitti, hayatımda böyle bir utanç yaşamadım. İşittiğim sözlere mi yanayım, 200 sayfalık biyoloji kitabını kafama yediğime mi,  yanayım kadının hayatındaki ilk başarılı kopya girişimini yakalamasına mı yanayım. 

Tabii ben sonra yalvar yakar özür falan bana sen Murpy kanunu biliyor musun, dedi, bak bak sanırsın felsefe dersi hocası, yok dedim, öğren o zaman, dedi  

Tabii sonra yaşayarak öğrendim! 

İş yerinde bir dosya hazırlıyorum, bütün bir yılın verilerini bir dosyaya girdim. Bu verilerden grafik hazırlayacağım son aşamadayım yani onu hazırlamam 1 haftamı almış neyse kalktım bir elimi yüzümü yıkayım, dedim, geri geldim birimde ki çok şakacı bir arkadaş masama oturmuş. En son yapmam gereken şeyi yaptım; sakın açık dosyayı kapatma, dedim, hangi dosya, dedi, açık olan, dedim. Koşarak yanına gittim, dosyayı kapattı ve masa üzerinden shift+delete ile sildi. Böyle kala kaldım, gözümden yaşlar döküldü. Arkadaş kendine geldi, ya niye bu kadar üzülüyorsun çöp kutusundadır o, oradan şimdi geri yüklerim, dedi. Evet, arkadaş delete silme ile shift+delete silme farkını bilmiyormuş. Arkadaş bana yalvarıyor; vallahi bilmiyordum! Arkadaşım bilgisayar mühendisi, onu getireyim, baksın söz falan o an aklıma parlak bir fikir geldi, bilgisayarda sistem geri yükleme diye bir şey var yarım saat öncesine alabiliyorsun, hemen denedim. Tabii arkadaşı dinlemeden sonuç dosya geri gelmediği gibi, gelen mühendis arkadaş eğen geri yükleme yapmasaydın ben dosyayı bulurdum, dedi…

Kızım doğdu, ama nasıl uslu bir çocuk, çok akıllı söz dinliyor, sürekli hava atıyorum, ben burada otur deyim, akşama kadar oturur, falan neyse... Bir gün mutfak tezgahına oturttum, yemek yapıyorum. Annem dedi ki; kızım çocuğa güven olmaz, bak oraya koyma indir, yerde dursun. Aaa dedim; benim kızım çok akıllı buradan kımıldama sakın, tamam mı kızım, dedim, hı hı annecim dedi, döndüm küttt kafa patladı…

Bir gün sabah kahvaltı hazırlıyorum, eşim uyuyor çocuklar tv izliyor, ocağa bir şey koydum. Mısır unu lazım. Aaa kalmamış ,apartmanın tamamı Trabzonlu dedim muhakkak birinde vardır. Altını kıstım kapıyı aralık bırakıp çıktım, üst kat evde yok, alt kat açmadı, en üst katta kalmamış hemen kafamda bir ışık yanıverdi, speddy gonzales olduğum için 2 sokak yukarıdaki annemlerden alır gelirim n'olcak dedim, döndüğümde tava yanmış, çocuklar ardımdan hüngür hüngür ağlamış, eşim fecaat bir manzaraya baş ağrısı ile uyanmıştı…

Şimdi bunları anlattıktan sonra kimliğimi kaybedip yenisini çıkarttığımda eskisini bulma, kapalı çarşıya tek kapalı günü olan Pazar günü gezmeye gitmem  Sümela manastırına illa yürüyerek çıkacağım diye 2,5 saat yürüyüp vardığımızda müzenin kapanmış olmasından mütevellit gezememem, bot giydiğimde havanın güzel olması, babet giydiğimde yağmur yağması, resmi tatil pazartesi ya da cumaya geldi diye sevinirken o güne toplantı koyulması, cumartesi temizlik yapayım, Pazar gezerim dediğimde o gün misafir gelmesi, oh oh bu aralar çocuklar hasta olmuyor dediğimin gecesi her ikisinin de ateşlenmesi gibi sıradan olayları yazarak şanlı tarihime gölge düşürmek istemiyorum.

Eminim yalnız değilim , herkeste vardır bir hikaye sıralayalım, bir nevi talihsiz serüvenler dizisi oluşturalım. 

Allah'a Emanet Olun Efendim.