Dizinin konusu ve oyuncuları hakkındaki bilgiye şuradan ulaşabilirsiniz.

while you were sleeping hakkında söyleyeceklerim;
  • Şöyle söyleyim; uzun zamandır daha ilk sahnesiyle, yani bakın ilk bölüm demiyorum daha ilk sahnesiyle beni içine alan, heyecan uyandıran bir dizi izlememiştim.
  • Hiç sıkılarak izlediğim bir bölüm olmadı.
  • Temposu düşmedi.
  • Konu itibarıyla daha çok polisiye tarafı ağır bassa da kesinlikle romantizm konunun içine çok kaliteli yerleştirilmişti.
  • Mantık hatalarını görmezden gelirsem, bu senenin en iyi dizilerinden biriydi.
  • İkinci adam Woo Tak efsaneydi. Lee Jung Suk altında ezilmediği gibi çoğu zaman ondan rol çaldı. Esas adam olarak zevkle izleyebilirim.
  • while you were sleeping bölüm sayısı 32 olarak gözüküyor ama her bölüm 30-35 dakika sürüyor, 16 bölüme denk geliyor.
Not: Dizi hakkındaki izlemeyenlere fikir vermesi açısından bu dizi ile ilgili anketi,  ve yine 2017'nin en iyi dizileri anketini cevaplarsanız çok sevinirim. Eğer mobilden giriyorsanız anket en aşağıda, masaüstünden giriyorsanız sağ tarafta olacaktır... 

Edit: Anket sonuçlandı.


Yasal Uyarı: Buradan sonrası yüksek dozda spoiler içerir.



Jae-Chan'in ilk savcı atandığı sırada arabalarla selfie çekinmesi, bu salak ne yapıyor ya diye düşündürtse de o resimleri babası için çektirdiğini öğrenince yaaağğğ dedim.

Savcılık olaylarında;

Kim Soo Hyun'un misafir olarak katılması hoş bir detaydı. 
Onun babası ile annesi ile ilgili davasının çözülme aşaması,

Okçunun öldükten sonra parkedeki şekli robot süpürgenin çizmiş olması,

Sigorta parası için kardeşini öldüren katilden diğer kız kardeşin rüya aracılığı ile kurtarılması en sevdiğim davalardı.

Zaten ilk iki bölüm itibarıyla Le Bo Yum ile kazayı ona yıkacakken her şeyin başa sarması ve rüyası ile kızı kurtarması on numaraydı.

Sürekli kahvaltı hazırlayan ve konuşmalarının arasına İngilizce kelimeler sıkıştıran anne efsaneydi. Hele damatları oylaması! :)



Woo Tak'tan bahsedecek olursam;

Yukarıda da değindiğim gibi 2. adam çok "esaslıydı". 

"Yoğurt kapağı yalamak" hoş bir detaydı.


Hakikaten Woo Tak mahkeme salonuna geldiği üniforma ile şu repliği doğruluyordu.


Mantık hatalarından bahsetmiştim, her olaya Woo Tak'ın bağlı olduğu birimin verilmesi, onun karıştığı her olayı da bizim Savcının mahkemeye taşıması bunlardan biriydi. Acaba Kore'de başka polis mi kalmadı derken onlar da bu durumun absürtlüğüne değindiler.


Woo Tak ile ilgili başka aklımda kalanlar;
  • Renk körlüğü üzerinden yazılan senaryo güzeldi, polisliği bırakıp hukuk fakültesine girmesini de güzel bağladılar.
  • Nam Hong Joo'ya aşık olması ve içten yaşaması, onunla gölgesini çekmesi, köpeği Robin sevdiğim ayrıntılardı...

Nam Hong Joo ile Jae Chan aşkına gelirsem;
  • Babalarının aynı gün öldürülmüş olması, çocukluktan tanışıyor olmalarını öğrenince, böğğğ dedim. Artık yeter yani ama değil mi? Çocukken tanışmayan aşık olamıyor mu ya! :D
  • Çocukken tanıştıkları anlayınca sen benim yaramsın triplerine girip neredeyse ayrılacak olmaları, Nam Hong Joon'un annesinin arıza çıkarıp beraber olmalarını istememesi dizinin en sinir bozucu kısmıydı neyse ki sakız gibi uzatmadılar.
  • Jae Chan'in hoşlandığını itiraf ettiği sahnede hoşlanmasının boyutunu anlatırken bağladığı sebep (höh! bu nasıl bi cümle oldu) neyse işte replik güzeldi. Hahha!

  • Jae Chan'in Nam Hong Joo'yu işe dönerken cesaretlendirmek için elinden tutup karşıya geçirmesi, 
  • kıskançlık krizleri, Nam Hong Joo Woo Tak'a sarılmasın diye yalın ayak sokağa çıkması,
  • Nam Hong Joo'nun hastanede onu bırakması, sonra rüyasında ıslandığını görüp şemsiye ile döndüğü sahne;


  • Aralarındaki rahat (!) ilişki;

  • Güneşe siper olma klişesi,
Sevdiğim sahnelerdi.

Gerçi şu elini camdan çıkarma klişesi yaşanmasa daha iyi olurdu. Hahah!



 Diziyi izlerken sürekli aklıma takılan soru:

  • Her sabah mükellef kahvaltı yaptıktan sonra bir de kahve içmeye uğramalarını hayretle karşılıyor, acaba bunlar kaçta kalkıyorlar diye düşünmeden edemiyordum.
Bunlar haricinde;

Babalarını öldüren askerin abisinin Dedektif Choi çıkmasını zorlama buldum.
Onun her şeyi, öleceğini bildiği halde rüyasında gördüğü halde ölümü seçmesi, kendisini suçlaması da abartıydı.

Savcı Lee Ji-Gwang'ın gizlenen sevgilisinin Savcı Son Woo-Joo olduğunu az çok tahmin ediyorduk ama evlenmeleri de güzel bir detay olmuş. 

30. bölüm, düğümlerin çözülmesi ve sahneler açısından mükemmeldi. Lee Bo Yum'un şirketindeki avukatın bütün pisliklerini söyle ki örtebileyim demesi 

Santa Haraboci sahnesinde çok güldüm.

while you were sleeping final bölümünü de gayet hoş buldum. Havada kalmadı, güzel bağladılar. 

Yoon Gyun-Sang ve Lee Sung-Kyung'un konuk olduğu sahneyi sevdim.


Diziden sevdiğim diğer replikler

*1*

*2*


*3*


Diziden benim söyleyeceklerim bu kadar!
Sizin dizi hakkındaki yorumlarınızı merak ediyorum.
Söz sizde!

Not: Dizi hakkındaki izlemeyenlere fikir vermesi açısından bu dizi ile ilgili anketi ve yine 2017'nin en iyi dizileri anketini cevaplarsanız çok sevinirim. Eğer mobilden giriyorsanız anket en aşağıda, masaüstünden giriyorsanız sağ tarafta olacaktır...