Evde Kalmış Erkekler üzerine bir yazı dizisi yazmış, onları bazı kategorilere ayırmıştım. Okumadıysanız aşağıya linkleri ekliyorum.

1.Kategori,
2.Kategori
3.Kategori 

Bu bahsettiğim kategorilere giren erkekleri gözlemleme fırsatı bulduğum gibi çoğu ile de bizzat müşerref oldum.

Bugünkü misafir yazarımız Volkan Bey de ailesi tarafından evlilik baskısına maruz kaldığı için onu evde kalmış erkek olarak nitelendirdim ki o da sağ olsun incelik göstererek benim yaptığım bu latifeye ses etmedi.

Onun evde kalma hikayesi benim anlattığım kategorilerden hiçbirine girmiyor. Yeşilçamvari bir hikaye...

Ben düşüncelerimi yorum kısmında sizinle sohbet ederken yazacağım. Sözü misafir yazarımıza bırakıyorum;

Bugün Yine Onu Gördüm Onu Deliler Gibi Sevdiğimi Bilmeden Gülümseyip Gitti…

Selam herkese bu yazıda size en büyük pişmanlığımdan söz etmek istedim.

Bundan 10 yıl önce kadar Kocaeli Üniversitesini kazandım. İyi, güzel! Amcam sağ olsun tuttu kolumdan; aslan yeğenim üniversite kazanmış ben götüreceğim, falan filan diyerek kayıt zamanı çıktık yola.

Kayıt oldum, özel bir yurda yazıldım ve benim ufak maceram başladı.

Üniversitenin ilk senesi sadece derslere odaklanarak geçti. 
2. Sene yurt arkadaşlarım ile eve çıktık. İlk dönemi de yalnız olarak geçirdikten sonra unutamam 8 Mart 2008 dünya kadınlar günü devlet tiyatrosunda o güne özel bir gösteriye gittik. O gün sahnede rol alan bir arkadaşımız sayesinde önceden yerler ayarlanmıştı. Biz de kalabalık bir arkadaş grubu olarak vardık. 

Bana ayrılmış koltuğun bitişiğinde bir kız var; nefesimin kesildiği,  zamanın aktif olarak durduğu ilk ânımdır. Ortak arkadaşımız varmış meğer. Tanıştırma sırasında adımı söyleyemedim kıza 30 saniye kadar ona baka kaldım. Neyse, tanıştık gösteriyi izledik. 
Akşamında arkadaşlar ufak çaplı bir eğlence yapalım, dediler. Onun da gelmesi umudu ile hemen kabul ettim. Ben kabul edince ev arkadaşlarım da -sağ olsun can dostlarım- kabul etti. Akşam gittim ki kız yok. Benim için gece bitti, ofluyorum, püflüyorum, zaman geçmiyor arkadaş! Neyse ortak arkadaşımıza yanaştım; konuyu açacağım bu kız kimdir; bölümü nedir gibi sorular soracağım. İlk söylediği; onun 6 yıllık sevgilisi var üniversiteden sonra evlenecekler. Benim için o gece ve ondan sonraki bir kaç gece bitmiş oldu.

Birkaç ay sonra üniversitede denk geldik, selamlaştık, sonra da arkadaş olduk. Tabii ben içimdeki duyguları yok ettiğimi zannederken bildiğin gömmüşüm, bir köşede patlamaya hazır bekliyormuş. 3. sene ilk dönem zat-ı şahanenin 4 kişilik bir kız arkadaş grubu var. Aralarından su sızmıyor. Bizim ev ahalisi ile bu grup yakın arkadaş oldu. Hafta sonları bizde takılmalar, pikniklere gitmeler, denizlere gitmeler vs. vs. çok yakın kızlı erkekli bir arkadaş grubu oluyoruz. İlk yılbaşını bizim evimizde kutlayacağız. Yılbaşı günü biz erkekler büyük alış veriş merkezlerine hücum. Kızlar evde akşam için hazırlık falan yapıyorlar. 



Gecenin ilerleyen saatlerinde bir baktım bizim ufaklık yok piyasada. Mutfağın balkonuna bir baktım ağlıyor. Kış kıyamet ama. Soğukta üstünde bir şey olmadan orada küçülmüş bir şekilde duruyor. Ben zaten ağladığını gördüm ne yapacağımı şaşırdım. Yanına vardım soğuktan titriyor bir yandan da ağlıyor. Beni gördü sarılıp ağlamaya başladı. Ne olduğunu soramadan bir 5 dk. sarılarak ağladı. Bende sesimi çıkaramadım. Sadece bekledim. Sonra ne olduğunu sordum ve bana dökülmeye başladı. Erkek arkadaşı bunu aldatmış. 6 yılını vermiş bu kız sana adi herif nasıl aldatırsın, diyorum içimden. Neyse bildiğin sabah 6’ya kadar ikimiz balkonda oturduk ve ben onu teselli etmeye çalıştım. Yanlış anlaşılmadır ortada 6 yıl var aklınızı başınıza toplayın falan gibi bir sürü muhabbetler. Neyse sabaha karşı uyuduk. Akşamüstü kalktım yan tarafta çığlık sesleri. Bir vardım ki kızlar sevinç çığlıkları atıyor. Kızçem beni görünce hemen sarıldı bana yine ağlamaya başladı. Ben uyku sersemi olayı ilk kavrayamadım. Meğer eleman arayıp telefonda evlenme teklifi etmiş. Bizim şapşik de hemen kabul etmiş. Gece atıp kesen kız şimdi havalarda uçuyor. Bende içimden ikisine kızıyorum. Böyle olacaktı madem, gecemi mahvetmeselerdi, diyorum. Neyse benim umutlar yine yalan oluyor. Artık kendimi motive ediyorum. Sonraki zamanlarda yine bir küsüp bir barıştılar. Tabii her sefer kızçenin hikâyesinin baş dinleyicisi benim. O dönemi de bu ikisinin hikâyelerini dinleyerek ıstırap içinde geçirdim.

Son senemde mezun olma moduna girmiş bir tane kız arkadaş yapmış mutlu mesut devam ediyorum hayatıma. Mezun olmama 2 hafta kadar varken kız arkadaşımdan ayrılıyorum. Bu seferde kızçe benim yanımda dinliyor, teselli ediyor. Soruyor; neden ayrıldınız diye. Cevap veremiyorum senin yüzünden diye.

Sonrasında mezuniyet törenimde yanımda duran, fotoğraflarda en iyi arkadaşım olarak bilinecek bir insan olarak kaldı. Tabii başkaları için.

Mezun oldum ve 1 hafta kadar memleketim İzmir’de kaldım. Sonra Ayvalık’ta inşaat firmasında işe başladım. 3 ay orada kaldım. Ben işe başladıktan sonra bizimkisi yine ayrılmış. Bu sefer ciddi bitti diyor ve bitirdi de. Benim için zorlu süreç biraz hafifledi ama artık benim sözlerim normal biri olarak değil, platonikliğin dibine vurmuş biri olarak alt yapı hazırlamakla geçti. Eylül gibi firma beni Ankara merkez ofise çekti. Orada iş hayatıma devam ettim.

Bizim kız okuluna devam ediyor. Onun da son senesi Kpss’ye hazırlanıyor, bir yandan dershane, çok yoğun. Akşamları sadece arada mesajlaşıyoruz. Benim eski ev arkadaşlarım hala Kocaeli’nde mezun olamadılar gariplerim. Beni yılbaşı için çağırıyorlar. Bende bizim kızı arıyorum, hemen yılbaşı planlarını iptal et geliyorum, diye. Vardım Kocaeli’ne, bizimki beni otogarda karşıladı. 

Otobüsten inince onu ilk gördüğümde gözlerim dolmadı değil. Uzun süredir ilk defa birbirimiz gördük. Neyse akşam oldu eğlence başladı. Bu bana bir şeyler söyleyecek ama söyleyemiyor. Kıvranıp duruyor. Sonra söyledi, söylemez olaymış. Erkek arkadaş yapmış 1 hafta önce. Bana neden söylüyorsun, dedim. Çekinmiş benden. Ben de bozuntuya vermeden tebrik edip kutladım. Tabi benim surat düştü, yılbaşını kimseyi gözüm görmeden geçirdim. 

Ertesi gün kimseye haber vermeden otogarın yolunu tuttum doğru Ankara’ya. Oradan 2 hafta içinde tecili bozdurarak askere. Boşluk halindeyim. Kaçış planları yapıyorum kendime göre. Tabi bu beni arıyor, yavaş yavaş soğuk davranarak hem kendim için hem onun için unutma faslına geçmeye çalışıyorum. Askere gittim geldim. 1 sene daha arada görüşmeler devam etti. Sonra bir gün beni aradı ve evleneceğini söyleyip düğününe çağırdı. O an bir garip oldum. İstemsizce tabii ki gelirim, dedim ama gidemedim. Ayaklarım bedenim varmadı oraya. Ruhum parçalanmış bir şekilde belli bir dönem geçirdim. Kendime olan itiraflarım, uyanışım başladı.
Belli bir zaman sonra bunun üniversiteden samimi olduğu bir kız ile denk geldik. Uzun uzun oturduk, konuştuk, dertleştik. Konu bizimkine gelince sustum. O da anladı. Sadece onun da benim gibi aynı duyguları yaşadığını senden bir hareket gelmeyince şuandaki eşi ile beni unutmak için ilk başlarda çıktığını, sonradan benim hayatından uzaklaşmam ile o çocuğu sevdiğini söyledi. Bir kaç hafta öncede çocuğu olduğunu öğrendim. İnanır mısınız; çok mutlu oldum.

Bazen Kocaeli’ne gittiğim zaman takıldığımız yerlere bakıp dalıyorum.

Belki uğrar buralara, gözleri dolar belki, belki teni buz gibi olur, kim bilir belkiler bir gün gerçek olur, bazen kokunu hatırlamaya çalışıyorum düşünsene kokunu unutmaya başladım o kadar zaman geçti ki, sesini unutmaya başladım. Âşık olduğum tek insan. Simsiyah gökkuşağının içinde ki tek rengim.

Evet, arkadaşlar bu benim hayatımdaki tek pişmanlığım. 

Şuanda mı?

Geçmişe bağlı kalıp,  gelecek kaygısı ile yaşamıyorum, anda huzur buluyorum. Özü çok uzakta değil aldığım nefeste arıyorum.

Siz de burada misafir yazar olarak yer almak isterseniz nabrutvebiz@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.