Hayatının hikâyesi nedir diye sorsalar hiç düşünmeden “Tıkandı Baba” derim.

Ne zaman bir şeyi çok istesem, uğraşsam, didinsem, yardımıma padişahlar salınsa yine de o işim olmaz. İşte o zaman Tıkandı Baba düşer aklıma.

Tıkandı Baba’yı daha önce duymadıysanız bile onun hikâyesi sebebiyle darb-ı mesel olan 


Vermeyince Mabut, Neylesin Sultan Mahmut? 

dizelerini bilirsiniz.

Tıkandı Baba ile Sultan Mahmut’un tanışması, Sultanın tebdil-i kıyafet ile onun kahvehanesine uğraması ile olmuştur. Tıkandı Baba diye seslenilen bu zatın lakabı padişahın merakını cezbeder. Kendisine lakabının çıkış sebebini sorduğunda şu cevabı alır:

Bendeniz rüyamda çeşmeler gördüm. Herkesin çeşmeleri şakır şakır akarken benim çeşmem ip gibi süzülüyordu. 

Diğer çeşmeler gibi daha çok akması için öncelikle oluğa bir çomak soktum ki çomak orada kırılıp oluğu kapattı, ip gibi akan su iyice azalıp damlamaya başladı.

Bu sefer keşke bari eskisi gibi aksa diye oluk ile uğraşırken oluğu kırdım ve artık damlamayı da bıraktı. Su kesildi.

Yılmadım, uğraşmaya devam ediyordum ki; Cebrail (a.s) geldi ve Tıkandı Baba artık uğraşma, dedi. Bu rüyamı anlattıktan sonra da insanlar bana bu lakapla seslenmeye başladılar.

Şimdi de çaycılık yaparak zar zor geçimimi sağlıyorum.

Bu hadiseden Sultan Mahmut çok etkilenir ve saraya dönünce bir tepsi baklava hazırlanmasını her dilimin içine bir altın konularak her gün Tıkandı Baba’ya gönderilmesini emreder. Tepsiyi alan Tıkandı Baba çok mutlu olup evine dönerken ben bunun hepsini yiyemem, diye düşünür, baklavayı tepsisiyle pazarda satar ve elde ettiği para ile ihtiyaçlarının birazını görür. Her gün gelen tepsiyi, bu yol üzerine satar, içindeki altınlardan ise habersizdir.



Aradan bir müddet geçtikten sonra Sultan Mahmut Tıkandı Baba’nın halini merak eder, gerçekleri öğrenince bu sefer Tıkandı Baba’yı huzuruna çağırır.

Bir sandık altın getirtip Tıkandı Baba’nın eline de bir kürek verir. 

Der ki;

“Bu küreği sandığa daldır ne kadar altın gelirse hepsi senindir.”

İşte hikâyenin insanı ağlatacak kadar sarsıcı kısmı buradadır:

Tıkandı Baba sandığa küreği daldırıp çıkartır ki kürekte sadece bir altın vardır o da zeval üzeredir, zira küreği ters daldırmıştır.

Sultan Mahmut pes etmez ve askerlerine emr-ü ferman buyurur. Bu adamı Üsküdar’a götürün, ona bir taş seçmesini söyleyin, hiç karışmayın, bırakın istediğini seçsin ve o taşı fırlatsın. Olduğu yerden fırlattığı yere kadar olan tüm araziyi kendisine hibe edin. 

Üsküdar’a giderler. Tıkandı Baba o taş mı, bu taş mı derken saatlerce yol yürürler. Sonunda kocaman bir taş seçer. Askerler şimdi bunu fırlat bakalım, derler. Tıkandı Baba taşı fırlatmak için kaldırmaya çalışırken sırt üstü yere düşer ve o sırada taş da üzerine fırlayıp oracıkta can verir.

Bu hadise üzerine işte Sultan Mahmut o tarihi cümlelerini sarf eder:


Vermeyince Mabut Neylesin Sultan Mahmut.

Hikâyede varyasyon farkları olabilir, çok küçük yaşlarda okuduğum bu hikâyenin benim hatırladığım kadarı böyle. 

Okuduğum zaman küçük dünyamla çok etkilenmiştim, şimdi de işim rast gitmedikçe Tıkandı Baba’yı düşünür, çeşme aksın diye uğraşırken oluğu tamamen kapattığıma kanaat getirir, bazı şeylerin üzerine fazla düşmemem gerektiğine karar verir ve küreğimi ters daldıran Mabuda hamt ederek yoluma devam etmeye çalışırım. 
Ama dik ayaklarımın üzerinde yürüyerek, ama emekleyerek…

Her insanın kendisi ile özleştirdiği, onu derinden etkileyen bir hikâye vardır.

Naz O.
Kitap Eylemi
Hikayeci
Karga ve Kız
Duygun Evrim Su Korkmazgil
Renkli Tırtıl
Akela
Kağıt Salıncak
Rmmbr
Bulutlublog
Meri Meri
Kerime
Hayat Kaydetmeye Değer
Düda 
Kore Delisi
Amugurumi Cenneti
Gökçe Bağtır
Gözdenin Evinden
Dürri Yekta
Aforizmik Kalıntılar
Değmesin Yağlı Boya

Bloglarının sahibeleri kendilerini etkileyen, hikâyeleri hatta böyle bir hikaye yoksa bile ilkokulda okudukları ilk masal kitabının kendisinde hissettirdiklerini bize yazarlarsa severek okuruz. 

Mesela benim ilk masal kitabım "Çirkin Ördek Yavrusu" idi. Kitabı annemin yarısı canım teyzemle beraber almıştık. Ama Pamuk Prenses yada Uyuyan Güzel gibi peri masallarından birini değil de Çirkin Ördek Yavrusunu almamız ve benim gerçekten hem ayrık otu hem de çirkin bir ergen yavrusu kıvamında geçen ergenliğim ve asla bir prens bulamamam -zira bana alınan masalda prens yoktu- bu masal kitabıyla hayatımın böylesine kesişmesi hayrete şayandır. Hahah! 

Not: Çekilişe katılmak için son günler. Katılım az olduğu için şansınız çok. Katılmak için: http://www.nabrut.com/2016/05/missha-nuxe-ve-tantasia-hediye-cekilisi.html