Baki eğer ki bu devirde yaşasaydı kesinlikle işsizlik üzerine bir güzelleme yazardı.

Hayır yazamazdı! Zira o bir divan şairiydi hâlbuki güzelleme halk edebiyatının kapsamına girer. Zaten Baki sadece “bir işi” olan kesime yönelik yazmış. Bknz. Saray çevresi

Baki yazamasa bile, -kendi kaybetti- Karacaoğlan kesin yazardı, yazsaydı Yeşil Başlı Gövel Ördek gibi türkü olur söylerdik. İşsizler korosu.



Karacaoğlan yazmamış, Baki’nin aklına bile gelmemişiz.
O zaman bu görev bana düşer. 

Bir işsiz güzellemesi
Not: Okurken fona diloy diloy bazen de lililili diye sesler ekleyin. Hatta satır aralarında nakarat yapın.

İşi olan herkese özenirsin, 
Diloy diloy, diloy…
Akşamları mesaiye kalanlara bile öykünürsün,
Lililililili...
Pazartesi sendromuna girmek istersin, 
Ahey ahey ahey...
Artık benim de bir işim olsun dersin,
Dımdırının dımdırının…
İşe girince alırım dersin,
Böyle diye diye sayfalarca ihtiyaç biriktirirsin,
Depresyona girip geceleri dondurmalar yersin,

Türkünün tam burasında sound yükseliyor ve arkadan kuşların kanat seslerini de ekliyoruz. Zira isyan dolu kısım gelecek.

İş görüşmelerinde boşa zaman kaybedersin, 
Sonunda eve gelir pijamalarını giyersin.

Pijamaları giydiğimize göre dımtıss dımtıss havasına geçebiliriz. Hatta hobaşinanay bile olur bu kısma.

Benim güzelleme arabesk bir parçaya döndü sanırım. Her neyse.

Daha fazla kafanızı güzel etmemek adına bu kadar güzelleme yaptıktan sonra gerçekten akşam mesaiye kalanlara gıpta edecek kadar işsiz olduğumu belirtmek istiyorum. Hayatımda hiç işsiz kalmamıştım. Zira hiç iş aramamıştım. Kısa süreli gönüllü ya da ücretli işlerim oldu ama öyle denk geldi, ayağıma kadar. Mezun olduktan seneler sonra çalışmaya karar verdim, ama gönlüme göre iş bulamadım. 



Aslında Türkiye ve Kıbrıs şartlarında çok fazla açığı olan ve bu alanda yeni yetişen eleman olmadığından yakınılan bir bölümüm var. Çünkü uzmanlık alanım bazılarının tekelinde ve bildiklerini öğretip kendilerinden başka birileri daha ortalığa çıksın istemiyorlar. Her bölümde böyledir kimse eleman yetiştirmek istemez ama bizim bölüm üzerine ihtisas yapan yeni eleman sayısı da çok az. Zor bir bölüm ve gerçekten severek yapmak, emek vermek gerektiği için kimse yanaşmıyor. Ben yanaştım ve büyük bir emek verdim.

Sonuç?

Ev kızlığı, pijamalar, diziler, bloglamalar forever…

Ruh hali karışık, hafif bulutlu ara sıra sağnak yağışlı yazımın son satırlarında sıradaki parçayı tüm işsizlere armağan ediyorum.