Tesettürdeki sınırım namaz kılamayacağım şey ile dışarı çıkmamaktır. Eğer dışarıda namaz kılarken mescitteki etek vesaire gibi şeyleri giymek zorunda kaldıysam anlıyorum ve kendime şöyle diyorum: Nabrut Hanım bugün tesettürünüze dikkat etmemişsiniz.

Bu dini bir ölçü değil, yanlış bir anlaşılma olmasın. Benim vicdanımla aramdaki bir durumdan ibaret. Bildikleri ile amel etmeyen, tesettürüne dikkat etmeyen/edemeyen ama yine de günümüzün geldiği noktada uçlara gitmeyen biriyim.  En azından –şimdilik- yani skinny jean üzerine şifon gömlek giyip, şalımın kenarından da sutyen askım çıkmıyor. Şimdilik diyorum zira kim sonundan emin ki? 

Böyle kişileri kınıyor ya da kızıyor muyum? Elbette hayır. Çünkü bir çoğu bunu bile bile yapmıyor, bilmediği için cehaletinden ötürü böyle bir hayat benimsemiş. Benim kızdığım onlara böyle yapmamaları gerektiğini, dinin çizgilerini öğretemeyen anne baba ya da anne babanın da bu eksiğini tamamlamaktan aciz olan diyanet sistemimiz. Zira cahil insanın hatalarını kınamadan önce onu cahil bırakan sistemi değiştirmemiz gerekir. Ben ki bilinç sahibi bir anne babanın elinde şekillenip dinin tüm sınırlarını öğrenmek adına aldığım hususi eğitimlere rağmen bugün bu halde isem, diğer insanları yargılamaya hiçbir hakkım olduğunu düşünmüyorum.


İşte benim vicdanımla aramda olan anlaşma da namazdan geçiyor. Tuniğimin boyu istediğimden biraz kısaysa ve üzerine etek giymeden namaz kılmaya içim rahat etmiyorsa, kendi kendime; sen ki namazda Allah’ın huzurunda olduğun için çekiniyor ve etek giyme ihtiyacı hissediyorsun. Peki, Nabrut Hanım Allah seni sadece secdede mi görür sanırsın. Ne giydin sen, paran mı yetmedi, Allah’a bunun hesabını nasıl vereceksin, Allah’ın her daim seni gördüğünü nasıl unuttun da bu hale geldin, diyorum.

İstediğim uzunlukta tunik bulamadığım için bir süre sistemin oyuncağı olup –sizin ölçünüzü bilemem- bana göre kısa olan tunikler edinmiştim. Tunik boyumu epeyce uzatmaya karar verdikten sonra Allah önüme istediğim uzunlukta ve çok makul fiyatlara tunik/elbiseler çıkardı.

Son sözü nereye getireceğim biliyor musunuz? Eleştirmeden önce, kendimizi eleştirdiğimiz kişi ile kıyaslayıp ben daha iyiyim diye düşünmek yerine, daha iyilerle, tesettürüne daha çok sarılan, hatta pardösü giyen kişilerle kendimizi kıyaslayarak bizim ne kadar eksiklerimiz olduğunun bir dökümünü çıkaralım bugün. 

Dapdar giyinen, tesettürün adını kirletenlerden bahsetmek yerine kendimizin eksiklerini yazıp bir özeleştiri yapalım. Hatta bu özeleştiriyi hayatımıza uygulayıp sadece kendi eksiklerimizi gidermeye çalışalım. Belki daha iyi bir kul oluruz.

Öncelikle gideyim ben bunu yapmaya çalışayım ki tavsiyem de bir fayda versin. Bal yeme diyebilmek için kırk gün bekleyen İmam-ı Azam misal....