Bu hikâyenin etkisi bende ömür boyu geçmeyecek gibi, öyle hissediyorum.
Bugün bir evlilik hikâyesi paylaşmıyorum, bu bir evlenememe hikâyesi. Hikâyenin bende yarattığı tesiri size izah edemem, buna kabiliyetim yok. 

Yazan kişiyi ben biliyorum ama o kadar özel bir mesele ki, bizimle paylaşmak o kadar büyük bir cesaret gerektiriyordu ki bu yüzden sizinle ismini paylaşamayacağım. 

Söz hikayenin sahibinde!

Ailem çok seçici bendeniz onlardan beterim. Yaş kemale erdi. Gönlünde biri mi var soruları ayyuka çıktı.

Her kızın isteyeni beğeneni olur benim de oldu. Geleni gönderdik, geleni gönderdik, görüştüklerimin hepsinde birer kusur buldum. Nasip olmayacakmış da işte hepsi boş beleş bahaneler be! Gönlünde biri mi var sualine kimselere yanıt vermedim. Şimdi sormayan birine anlatmak istedim. Anlatırsam patlamak üzere olan şu kocaman kalbim biraz sükûnet bulur belki. 

Aile dostumuzun oğlu idi. Kendisini bir kez gördüm. El sıkıştık o kadarcık. Bir kere gördüğü biri ile evlenmek isteyen birini tuhaf bulacaklar vardır. Sade bir kez gördüğüm bu kişi ile evlenmek arzusundaydım. İlk görüşte aşk hikâyesi değil, aşktan yana ümidim, beklentim yok da bu benim durumum mantık çerçevesinde bir arzu idi. Ailesini çok seviyordum, öyle bir aileye gelin olmak istiyordum. Ablaları vardı ve aramız çok iyiydi. O kişi hakkında anlatılanlar benim evlilik şablonuma cuk diye oturuyordu. 

Yetimdi ama sıfırdan bir şirket grup çok iyi yerlere gelmişti, evin en küçüğü idi ama ablalarının sanki babası gibi sahip çıkıyordu. Efendiliği, saygısı, kişiliği ile herkesin dilinde, büyük küçük herkesin saygı duyduğu bir kişilikti.

Askerliği bitmiş, işi var e tabi ailesi de klasik modda onu evlendirmek istiyordu. Kız bakıyorlardı biliyordum, onun daha vakti var evlenmem dediğini de duyuyordum.
Bendeniz içerliyordu bu duruma. Bu kadar yakında sevdikleri biri var, beni isteseler ya gibi düşünceler içimden geçiyordu, Allah biliyor ya. Keşke diyordum hep.

Böyleyken, içimden canı gönülden bunu isterken, çok isterken bir gün öldü.

Evet, öldü. 



Bunları yazarken ağlıyorum. Anlatmak daha kolay mı olurdu, yazarken daha çok sarsılıyormuş insanoğlu.

Öldü, öldü, öldü. Kaç kez daha yazarsam kabullenirim acaba?
Bir akşamüzeri iş dönüşü trafik kazası yaptığı ve olay yerinde öldüğü haberi geldi.

Önce olayın şoku ile bunca kişi içinden birine gönlüm vardı o da öldü, ne bahtsız biriyim diye geçirdim içimden.

Sonraysa aklımı başıma devşirince ya ben çok istediğim için Allah bana bunu verseydi, biz nişanlı olsaydık ve o sırada ölseydi ben ne hale gelirdim diye düşündüm. Ona bağlanır, sever, sonra kaybederdim ve yaşayacağım şeyleri düşününce Rabbim’in ne sevgili kuluymuşum diyerek şükrettim. Ben değil, Allah en iyisini bilirmiş.

Artık ne birini istiyor, ne birine iştiyak duyuyorum. Allah'ın benim için yazdığı kadere razıyım ve onu bekliyorum. Allah ne zaman verirse, hangi vakti uygun görürse ona da razıyım.

Başıma gelen hala bende silemediğim derin etkiler oluşturan bu olayı yazmak istedim. Böylece evlenemeyen ya da gönlünde biri yatıp bir türlü sevdiğine kavuşamayanlara bu yaşadığım olayı okumak iyi gelir.

Allah’tan tüm bekârlara hayırlı ve mübarek eşler diliyorum.