İzlemeyi yıllardır ertlediğim bir diziyi nihayet bitirdim.


49 Days dizisi daha yayınlandığı ilk zamanlarda büyük ses getirmişti. Bloğumu açalı bir yıl kadar olmuştu sanırım ve daha çok gençtim haha! Drama gelemiyordum. Şu son zamanlara kadar da bilirsiniz ki dram sevmez ve izlemezdim.
Ama nedendir bilinmez, yaşlandığım için midir artık dram izleyebiliyorum, beni çok derinden etkilemiyor.

Bundan aldığım cesaretle herkesin ağlamaktan içim dışıma çıktı diye bahsettiği o meşhur diziyi izledim. İzledim ama dizi hakkında söyleyeceklerim var elbet!

Konu olarak kısaca şöyle diyebilirim;
trafik kazası geçiren ve bitkisel hayata giren hayalete 49 gün verilir. Bu süre içinde kendisi ile kan bağı olmayan 3 kişinin ona içtenlikle döktüğü göz yaşını toplarsa tekrar hayata dönebilecektir.

Dizi hakkındaki yorumum:


  • Öncelikle eğer sizde benim gibi dizi dram diye izlemiyorsanız size şunu söyleyebilirim ki bu dizide sadece bir kaç bölümde dram var.
  • Son bölümlere kadar epey eğlenceli, hatta romantik komedi tadında bir dizi izliyorsunuz.
  • Yıllarca dram olarak lanse edilen bu diziyi birisi çıkıp da bu dizide sadece son kısımlarda dram var deseydi, işte o zaman çoktan izlemiş olurdum.
  • Aslında eski dizileri izlemeyi çok sevmiyorum.
  • Neden?
  • Çünkü modası geçmiş eski kıyafetler, eski moda çekim teknikleri, eski moda erkek saçları vs. beni çok rahatsız ediyor. Bu dizide de öyle olur diye tereddütlüydüm ama hiç de öyle olmadı. Dizi sanki bu yıl çekilmiş kadar yeniydi. 
  • İlk bölümde karakterleri de hiç sevmedim. Bu oyuncuları çok aradılar mı acaba diye düşündüm. Ama ilk bir kaç bölüm sonrası su gibi aktı ve ben bu dediklerimi yuttum.
  • Song Lee-Kyung yani unni olan karakteri ilk bölümlerde Yoon eun Hye çakması gibi hissettim. İçine hayalet girdiğinde yaptığı hareketler onun Düşlerimin Prensindeki karakterine çok benziyordu. Önce sinir olduğum bu karakter sonrasında çok sevdiğim birine dönüştü.
  • Yine Shin Ji-Hyun'u ilk bölümlerde çok yapmacık bulsam da sonrasında bayıldım.
  • Bölümler ilerledikçe karakterler ve senaryo oturdu ve çok eğlenceli bir hal aldı.
  • Ben ki Joo il Woo sevmem, ona bile ruh bekçisi karakteri ile sempati besledim.
  • Senaryoya değinirsem; bazı mantık hataları olmasına karşı çok rahatsız eden bir şey olmadı.
  • Başrol kimdi derseniz; size bir kadın ve bir erkeği gösteremem. 4 tane başrol vardı ve hepsinin hikayesi kendi içinde dolu dolu idi. 
  • Neredeyse hiç temas olmamasına karşı çok güzel bir aşk hikayesi işlenmişti.
  • Aslında diziyi övecek daha fazla bir şey söylememe gerek yok zira yıllardır bir çok kimsenin tavsiye ettiği güzel bir dizi.
  • Size şu noktada-bence- büyük bir tavsiye verebilirim; dram diye benim gibi diziyi ertelemeyin. Her bölüm sizi ağlatan falan bir senaryosu yok. Sadece sonlarında hüzünlü sahneler olacak ama bunun için diziyi izlememezlik yapmayın. Dram sevemeyen biri olarak size bu diziyi kesinlikle tavsiye ederim.
Yasal Uyarı: Buradan sonrası yüksek dozda spoiler içerir.

3 göz yaşını toplamak ne kadar uzun sürdü. Sık sık ölsem benim için içtenlikle dökülmüş 3 damla göz yaşı bulabilir miyim, acaba kim benim için gerçekten ağlar diye düşündüm durdum. 


Han Kang'ın ağladığı sahnede çok etkilendim. Özellikle hayalet olduğunu anlaması çok naifti.


Anlamasına yönelik iki karakterin ortak mimikleri çok tatlıydı.


Hang Kang ile olan ilişkisi gerçekten acıklıydı. Birbirlerine dokunamamaları;



Tek temas ettikleri sahne;



Hang Kang'ın onun için bir şey yapamıyor olması;



Birbirleri için tuttukları dilek;



ve birinin öleceğini bilerek yanında kalmak kısımlarını sevdim.


Arkadaşının ona ihanet etmiş olmasını böyle güzel bağlamalarını sevdim. Hatta bir göz yaşının da ondan gelmesine çok şaşırdım.


Şu adam Secret Love'da da sevdiği kadına ihanet etmişti, yine tam dayaklık bir karakteri vardı.



Diğer arkadaşı Park Seo-Woo artık hiç ağlamaz diye düşünüyordum son anda o da ağladı, benim için bu da şaşırtıcıydı.

Bu arada hiç bu kadar çekiştirilen bir kız görmemiştim. Ne demek istediğimi görsellerle daha iyi anlayacaksınız.


Yetmemiş kızı biraz da diğer adam çekiştirmiş.



Kız diziden sonra fizik tedavi görmüştür diye düşünüyorum. Ahah!

Sonra 4'lünün kaderlerinin birleşme noktasını sevdim. Tarot meselesi:



Ruh bekçisi demişken; onların hikayesi de güzeldi ama yüzüğü alırken motosikletten düşüp ölmesi epeyce komikti.



Ruh bekçisinin iki sahnesini sevdim.
Biri;




ikinsicisi sevdiği kadın geçerken sokak ışıklarını yakmasıydı.


Bu sahne bana hemen High Society dizisini hatırlattı tabii ki. Orada da sevdiği kızın evinin önündeki sokak lambası bozuk olunca yaptırmıştı. 



Song Lee-Kyung'un bedenini bir hayaletin kullandığını öğrendiğinde verdiği tepki çok güzeldi.



Ji Hyun'un üç damla göz yaşını topladığı halde ölmesini saçma bulmakla beraber eğer ölmeseydi bu kadar efsane bir dizi olmazdı diye de düşündüm.

Song Lee Kyung'un gerçek unnisi çıkması biraz zorlama olsa da çok rahatsız olmadım, kaderle böyle bir bağlantı kurmaları beni ters köşe yaptı.

Sonuç olarak şu kolyeyi nerede görsem hüzünlenecek;



ama kamera arkası görüntülerini hatırladıkça amaaan bu bir diziydi, gerçek değildi diyerek devam edeceğim.



Sizin diziden unutamadıklarınız, en çok ağladığınız sahneler neler?

Facebook Kore Dizileri Sayfamı takip etmek için: https://www.facebook.com/koredizifilmreplikleri1

Blog'umda yazdığım tüm dizi ve filmleri alfabetik olarak sıraladım.
Dizi listesine Buradan film listesine ise Şuradan ulaşabilirsiniz.

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım