İyi bir izleyiciyim mi demeliyim, dikkatli biriyim mi, detayları atlamam mı demeliyim yoksa çok takıntılıyım mı?

İster Türk dizisi olsun, ister Amerikan, Kore, İngiliz hiç fark etmez. Her türlü detaya takılırım. Senaryodaki tutarsızlıklar, mucizevi olaylar –senaryo güzel ve akıcı olduğu takdirde- beni rahatsız etmez ama… Ama aynı sahnenin bir kısmında kızın ojesi başka renk, bir kısmında başka ise çok rahatsız olurum, dizinin gerçekliğinden çıkarım.

Sabah uyandığında makyajlı olan bir esas kız görüntüsü beni deli eder. Tamam çirkin bakımsız bir görüntü görmeyi ben de arzu etmem ama günümüzün geldiği makyaj uygulamaları noktasında bize makyajlı olduğu fark ettirilmeden, en azından eyeliner olmadan da güzel bir yüz gösterilebilir.

En rahatsız olduğum noktalardan birisi de şu aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz çubuğun olup olmadık her yere konulmasıdır.



Bekâr olduğumdan ötürü tam bilemiyorum ama eksiklerimi siz tamamlayın: Bu çubuk steril değil. Olmaması lazım yani. Bu fotoğrafın capsini aldığım One More Happy Ending dizisinde kızımız geldi, bu gayr-ı steril çubuğu kafenin masasının üzerine koyuverdi.

Pat!

Benim gözümün önünden neler geçti size anlatayım:

1- Garson geliyor, sarı bezle –sarı bez önemli- masayı siliyor. O bezle başka masayı da siliyor. Sonra o sildiği bezi alıp üzerinde salatalık domates dilimlenen tahtanın üzerine koyuyor. Kaç yer aynı anda pislendi mi desem sidiklendi mi, desem, sidiklendi demek de çok amiyane bir tabir kullanmak istemiyorum, yemin ederim şu an ne desem çok kararsızım, en iyisi boşlukları siz doldurun.

2- O kafeye gitsem artık bir şey de yiyip içilmez, dedim.

3- Abarttığımın farkındayım, Kore’ye gidip orada kahve içecek değilim ama sonuç olarak diziyi izlerken ister istemez olayları içselleştiriyorsunuz.

4- Ha ben menşei fark etmez her dizide gördüğümüz bu hadisenin yakın zamanda, eğer çubuk pozitif olursa evlilik tekliflerinde yüzüğün pastadan çıkmasına dönmesinden korkuyorum. Öğğğ!

Başka…

Yağmur altında koşup ıslanmayan bir oyuncu görüntüsü dizinin atmosferinden hızla uzaklaştırır beni. 

Mesela oyuncu dişini fırçalarken diğer karakter yanına gelir, dişini çalkalamadan yanındaki ile konuşmaya başlar. İşte ben o anda, ağzındaki köpüğü ne yaptı, yuttu mu acaba diye düşünürken sahnede olan biteni kaçırırım.

Spordan gelen biri arkadaşına duş almadan sarılsa –hâlbuki gerçekte spor yapmadı, sahne icabı birkaç alete 5-10 dakika bindi- ben ay terli terli pis pis sarılıyor, kokuyordur şimdi gibi bir gerginlik ve tiksinti içine girerim.

Hele hele kar yağarken mini etek giyen esas kız adına üşürüm. –gerçi kamera arkası görüntülerde sonradan gördüm ki, kızımıza sahne biter bitmez bornoz ve elektrikli soba getiriyorlar- 

Kamp sahnelerinde falan -eğer kafam gidikse- şimdi bunlar nerede abdest alacaklar diye düşünürüm. Hayatım gittiğim yerlerin mescidi, abdesthanesi var mı üzerine şekillendiği ve belirlendiği için.

Eğer dizideki karakter fakir bir tipse ya da ne bileyim ücretleri belirli sınırlar içinde olan bir işi varsa ve gittikleri cafe, otel, restorant gibi yerler pahalı görünüyorsa hesap adına karakterden çok ben endişelenirim. Nasıl ödeyecek şimdi diye kara kara düşünceler içine girerim.

Esas kız hastalanıp da onu hastaneye yetiştiren esas yada ikinci adam olunca bunun akrabaları nerede, anası babası yok mu acaba, diye devre yakan sorular aklıma gelir.

İşten çıkıp bir yerlere buluşamaya giden karakterlerin işten kaçta çıktıklarını ve gece kaçta yattıklarını çok merak ederim. Zira işten çıktıktan sonra ertesi sabaha kadar olan olaylar bazen 3-4 bölümü bulur. Tamam, 3-4 gün derken mübalağa ediyorum, ama mizah yaparken mübalağa edilir, idare ediverin.

Ah bir de en son izlediğim Dots dizisinde kızımız Bm vasıtasıyla böyle salgın hastalıkların falan kol gezdiği, güya çok fazla börtü böceğin olduğu bir memlekette sürekli mini etek ve şortla gezdi. Bembeyaz bacağı ise dönerken hala bembeyazdı. Ne bir sivri, ne bir böcek ısırmadı. Vay anasını bea, dedim mesela.

İşte dizi/filmlerdeki gerçeklik duygusunu, dumanı tüten çay gibi ayrıntıları seviyorum. 

Siz bu gibi şeylere benim kadar takılıyor musunuz, merak ediyorum.

Not: Lütfen sağ taraftaki anketime oy vermeyi ve en önemlisi çekilişime katılmayı unutmayın. 

Nabruşko Matruşka Moskof'tan bildirdi.