Görücü usulü nedir sorusu üzerine başladığım yazı dizimde bu noktaya geleceğimizi hiç düşünmemiştim. Bu sizden gelenlerin 8.’si olacak ve sırada bekleyen çok güzel hikâyeler var. 

Bugünkü hikâyeyi ilk okuduğumda tam manası ile tüylerim diken diken oldu. Uzun bir müddet de etkisinden çıkamadım. Sizin de benzer duygular hissedeceğinizi düşündüğüm hikâyeyi bizimle Seda Öztürk paylaştı. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. 

Evlilik hikâyemin biraz ilginç olduğunu başta belirteyim. Bazılarınıza masal gibi gelebilir. Tabii şu prens prenses masallarından değil. Daha çok şark masallarına benziyor, âşıkların kavuşmak için bir bin zahmet çektiği.

Neresinden başlasam anlatmaya. Genç kızlığım boyunca gördüğüm rüyalardan mı, yoksa daha da gerilere gidip aslında evlilik hiç aklımda yoktu kısmından mı? En iyisi size önce kendimden bahsedeyim. Üniversiteden mezun olup özel bir okulda öğretmenlik yapmaya başladım. Evliliği çok umursamıyor olsam da rüyalarımda sürekli nikâhım kıyılıyordu. Kiminle kıyıldığını da cismen olmasa bile ismen biliyordum. Babamın arkadaşının oğlu…

Babamın arkadaşı ve ailesi ile yakın ilişkilerimiz vardı ama hem haremlik selamlık yaşantımız gereği hem de oğullarının lise dâhil olmak üzere hep şehir dışında okuyup yine şehir dışında çalışma hayatına başlamasından dolayı kendisini hiç görmemiştim. Gelin görün ki bu hiç görmediğim adamla rüyalarımda defalarca nikâhım kıyıldı. Bir genç kız olarak bu rüyalarımdan epey utandığımı kimselere anlatamadığımı söylemeye hacet yok sanırım. 

Gel zaman git zaman, sonunda beni istemeye geldiler. Rüya ile gerçeği karıştırmıştım. Ortada hiçbir şey yokken gördüğüm rüyaların beni getirdiği bu noktada karmaşık duygular içindeydim. Sonunda rüyalarımda ismini gördüğüm kişi karşımdaydı. Sevdin mi, beğendin mi diye sorarsanız fark etmezdi derim. Zira rüyalarımdan biliyordum ki ben bu adamla evlenecektim, o benim kaderimdi. Alnıma yazdığı yazıyı Allah hikmeti ile bana önceden bildirmişti. 

Şimdi siz benim hikâyemin burada bittiğini sanıyorsunuz değil mi?
Hâlbuki işte hikâyem burada başladı. Ben alınyazımda olduğunu bildiğim bu adama çoktan evet demiştim ama annem istemiyordu. Benden ve babamdan habersiz diğer tarafı arayıp bu işin olmayacağını söylemişti, biz neden karşı taraftan haber gelmedi, neden cevabınız ne diye arayıp sormadılar, diye beklerken. 

Annemin neden istemediği kısmına değinmek istemiyorum, zira hayat boyunca annemle verdiğim kavganın son raundunda bana esaslı bir kroşe indirerek beni sahasından sonsuza kadar ayrılığa zorlamıştı. Acı ve kederli mevzular ve bu neşeli blogta olmaması gerektiğini düşünüyorum.



Bu olaylar akabinde 6 ay kadar sonra o adamın nişanlandığını öğrendim. Ne hissettiğimi sorarsanız; belki beni çok fesat ve lanet biri olmakla suçlayacaksınız, belki haklısınız ama hislerim aynen şunlardı: “3 ay veriyorum, 3 ay sonra bu iş bozulacak.” 

Tabii benim bu düşüncelerimden ne ailemin ne de karşı tarafın hiçbir haberi yoktu.

Ben bu sırada ne yapıyordum peki? Nasıl olduğunu bilemediğim bir şekilde kendimi sözde bulmuştum. İradem elimden alınmış gibiydi. Biri tanışmak için geliyor, susuyorum, suskunluğum ikrarıma veriliyor. Ve sonunda söz yüzüğü takılırken kendimi başrolde buluyorum. Ben varım ama sadece izleyici olarak. Sanki bir şey bana bunları yaptırıyor.

Bense hala bekliyorum, nişanı bozulacak, bu haber bana gelecek diye.

Geliyor da.

Ben de sözümden dönüyorum. Beklemeye başlıyorum. Ve evet, tekrar geliyorlar, beni istemek üzere. 

Kaderim olduğunu bildiğimden benim için her şey doğal akışında seyrediyor. İlk geldiklerinde yani nikâhımızdan 2 yıl evvel, demek ki nikâh vakti daha gelmemişti diye kendimi teselli ediyorum. Teselli ediyorum zira bu noktaya gelene kadar geçirdiğimiz söz ve nişan olayları bizi epeyce hırpalıyor. 

Şimdi evliyim, 2 çocuk sahibiyim ve evlenmek isteyip de evlenemeyen kardeşlerime kendi hikâyemi anlatıp nasihat veriyorum; nikâh vakti gelmeden kader tecelli etmez.

Seda Hanım mailin sonunda bana dedi ki; eğer okurların sıkılmazsa, arzu edersen olayı bir de eşimin ağzından aktarmak isterim. Siz ne düşünüyorsunuz, hikâyeyi bir de erkek tarafından dinleyelim mi?

Not: Sizde kendinizin ya da ailenizden birinin evlilik hikâyesini paylaşmak isterseniz nabrutvebiz@gmail.com adresinden bana mail atabilirsiniz.
Not 2: Yazıyı, sahibinin hem ricası hem de izni ile ufak dokunuşlar da katarak redakte ettim.


Görücü usulü evlilik nedir?

Görücü usulü evlilik "Usulü"

Görücü usulü evlilik hakkında bilinmeyenler


Evlilik Hikayeleri 123456,7