Bir önceki yazımda muhafazakâr genç kızların yeni trendi hakkında bir şeyler yazacağımdan bahsetmiştim. Lakin o konuya girmeden önce bir giriş yazısı yazıp size görücü usulü ne demek ondan bahsetmem gerekiyor.

Zihninizde görücü usulünün ne demek olduğunu biliyoruz herhalde, gibi bir düşünce hâsıl olduysa derim ki; 

“Siz görücü usulünü bir de benden dinleyin.”

Benim anne ile babam da görücü usulü ile evlenmişler. Zaten onların gençliğinin denk geldiği zaman diliminde görücü usulü –muhafazakâr olsun ya da olmasın- daha yaygın bir evlenme şekli olarak görülüyor.  70’li yılların sonuna doğru evlenen anne ve babam gibi birçok ebeveynin de evlenme hikâyesi görücü usulüne dayanıyor. İstisnalar yok mu, var elbet ama kaidemizi bozmadan görücü usulünü anlatamaya devam ediyorum.



Anne ile babamın görücü usulü evlilik hikâyesi muadilleri ile benzerlik gösteriyor. Annem, damat adayı sıfatı ile babamın da içlerinde olduğu “yüksek görücü usulü heyetine” birkaç kez çay veriyor, sadece çay verme fasıllarındaki girip çıkma süreci içinde annemi gören babam;

-İşte bu benim hayatımın kadını, o la lala, deyip hemen evlenmeye karar veriyor.

Yani yok tabi muhtemelen o la la dememiştir. O kısmı ben uydurdum. 

Ama "yüksek görücü heyeti başkanına" şöyle diyor;
- Bir de sesini duysaydım.

Aracı başkan amca ise babama;
- İstersen birde türkü söylesin, diye mukabelede bulunmuş. Espirik amca.

Zavallı babam o romantik günlerden "bir hoş geldin bile demedi ki sesini duyayım," diyerek bahsediyor. Annemin ise koca görücü heyeti ve dahi babasının yanında elin adamına cilvenaz tarafını gösterecek hali yok ya! 

Görücü usulünün son derce katı kuralları olduğu o günlerde, evlilik "deli" cesaretiyken istatistikler o zamanlarda acayip "deli" bir nüfusun var olduğunu gösteriyor.

Babam sesini bile  duymadığı bu güzel hatunla kaderin itelemesi, meleklerin ettiği romantik dualar eşliğinde bol atraksiyonlu, çoğunluğu mutlu, inmeli çıkmalı ama güzel bir evliliğe adım atıyor.

Onlar ermiş muradına….

O devirde "görücü usulü" evliliğin usulleri böyle.

Günümüze gelirsek; ya da oraya gelmeden....


Aslında bu görücü usulü bir parçada anlatılamayacak kadar uzun olduğundan bir kaç gün sürecek bir yazı dizisi halinde yayınlayacağım.

Bu kısımda ben hazır annemlerin evliliklerini anlatmışken sizden de görücü usulü ile ilgili ne anılar çıkacak çok merak ediyorum. Önce anıları dinleyelim, eskiden günümüze doğru gelelim.

Not: Hatta nabrutvebiz@gmail.com adresine kendi görücü usulü hikayelerinizi yazsanız, ben yazamam ki diyenlerin yazılarını da ben editlesem yayınlasak...