Hepimizin kalemi eline alma sebepleri farklı.
Ruh hallerimize göre şekillenen yazılarımız var. 
Mesela ben o en çok güldüğünüz yazılarımı moralimin en bozuk olduğu, en sıkıntılı zamanlarımda yazmış olurum.
Ne kadar sıkkınsam o kadar neşe saçarım. Etrafta şakıyorsam bilin ki bir derdim var.

Bu haftaki misafir yazarımız Alev Asutay ise yazıları ile kızgınlığından sıyrılıyormuş, yazmak onun klimasıymış, serinletip sakinleştiren.
Devamını ondan dinleyelim:

En son ne zaman alırım kalemi elime düşünürüm hep. Bu aslında beni en son kimin üzdüğünü, kırdığını gösterir bir taraftan. 
Ne zaman kalbim kırılsa kalemim onun dili olur.
Sanırım sadece insanlar beni mutsuz ettiğinde alabiliyorum kalemi elime. 

Beni ne kadar üzdüklerini söyleyemediğim insanlara karşı dürüst olan tek şey o.

Yazmak kırgınlığımı gösterebildiğim tek eylem.
İşte  sırf bu yüzden ben yazıyım dünya okusun istiyorum. Diyorum ki, hep ey dünya ey insanlar size işte bu kadar kızgınım. Kalemimin izin verdiği kadar.



Bazen yazacağın tek bir satır her şeyi değiştirir, bazen yepyeni bir başlangıçtır bazen de bitiş..

her şeyden bir parça yapabilmeli insan bu hayatta,

bir parça şarkı söyleyebilmeli mesela,
bir parça resim çizebilmeli,
bir parça dans edebilmeli
bir parçası büyürken bir parçası çocuk kalmalı mesela.
bir parçada olsa acıyı bilmeli ve mutluluğu da
bir parçayla yetine bilmeli mesela
bir parça ekmeğin bir baş soğanın tadına varmalı
dünya ne kadar değişirse değişsin insan insan olarak kalmalı bir parça..

Blog sahibinin notu: Yüreğine sağlık. Ben neden yazıyorum diye beni düşüncelere iten bu güzel yazın için çok teşekkür ederim.
Yolun açık olsun.