Ayaküstü nasihat, vaaz, telkin verilmesini sevmem. Yapmam da.
Demek istiyorum ki, hiç tanımadığınız, ilk defa gördüğünüz birini, -çok ciddi olarak uyarılması gerekmiyorsa- dini konularda ikaz etmek uygun değildir.
Çünkü bu tür nasihatler çoğu zaman ters tepiyor.

Bu benim görüşüm, belki hatalıyım, belki doğruyum, emin değilim. Kendi içimde de çeliştiğim bir mevzu bu.

Ama şimdiye kadar karşılaştığım, tanık olduğum ya da bizzat rol üstlendiğim olayların cemisinde; muhatabın negatif tepkilerini gözlemledim, ve hatta muhatapta etki-tepki yapıp nasihatin ters teptiğine de bir çok kez şahit oldum.

İşte tüm bu sebeplerden dolayı -mevzu acil ve dine çok ters olmadıkça- karşınızdakinin nefsine ağır gelebileceği için, bazı vaaz-nasihat-ve tavsiyelerin, tanıdığınız, nazınızın geçtiği, sizden duyduğunda ağrına gitmeyeceğine emin olduğunuz kişilere yapılması gerektiğini düşünüyorum ki, ters tepki yapmasın.



Geçenlerde de Avm'de mescide gidince, namaz kılmak için pantolonunu çıkarıp, sonra eteğini giyen birini görüp dilimi tutamadım, neden eteğin üzerine giymeyip, pantolonunu çıkardığını sordum.

Genç kızımız pantolonu diz yapmasın istiyormuş.

Yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı bir şey demedim ama Allah'a şükrettim. 
Onun için namaz kılarken eskiyen diz çıkaran eteklerimi, pantolonlarımı, elbiselerimi düşündüm. Onlar namaz kılarken eskidikçe, Allah bana daha çok verdi. Dolaplar elbiselerimi almaz oldu.

Buna şükretmek için 
-ben her yeni kıyafetimi ilk kez cuma günü giymeye, 
-önce namazımı kılayım, sonra elbisemi giyer çıkarım demeden, en güzel, en yeni en temiz elbisemle namaz kılmaya özen gösterdim.

Ben bunlara dikkat ettikçe, şükrünü nasıl eda edeceğim diye düşündüğüm kıyafetlerim yığıldı, yığıldı.

Amacım kendimi anlatmak değil, amacım vesile olmak...