İskender Pala'nın kitaplarını, çıkar çıkmaz alanlar tayfası'ndanım.
Bu defa seferiye olduğumdan Mihmandar Sultan romanını okumak için biraz geç kaldım.

Bundan önce, Efsane kitabı bende,
-Vayyy,
efekti doğurmamıştı.
Bu kitapta öyle oldu!



Yazar kitabın ilk kısmında -bu kısım çok az bir yeri kapsıyor- Peygamber Efendimiz (S.a.v.)'in hicreti, Medine-i Münevvere'ye varışı, Medine'de konaklamak üzere Hazreti Eyyüb El-Ensari'nin evini seçişini anlatıyor.
Ama öyle bir anlatıyor ki;
okurken sizi ağlatıyor ve bir yandan sürekli tüyleriniz ürperiyor.
O kadar hoş ve can alıcı.



Sonrasında Hazreti Muaviye'nin hazırladığı ordunun İstanbul'u fethetmek üzere yola çıkışı, orduya sonradan Eyyüb El-Ensari'nin katılışını konu ediyor.
Ama işte bu kısmın dili çok yavaş akmakla birlikte, kurgu ve gerçek birbirine karışıyor.
İşte tam da bu yüzden, İslam Tarihine çok iyi vakıf olmayan birinin okumaması gerektiğini düşünüyorum. 
Aksi halde bu fetih ordusunun İstanbul'a çıkışı hakkında, neyin kurgu, neyin gerçek olduğunu, ayırt etmeniz mümkün olmayacaktır.
Mevzu Ashabı Kiram'ın hayatı olduğu için taktir edersiniz ki, kurgu -yani yalana- yer olmaz.

Durum böyle olunca İskender Pala'nın tehlikeli sularda yüzüp, alnının akıyla çıkamadığı bir kitap olmuş, diyorum.