Öykü okumayı çok dinlendirici bulurum.
Öyküde bir dünyanın içinde girer, çok kısa bir süre içinde sonuca ulaşırsınız ve ben bu hissi severim.
O yüzden eskiden başucumda illa bir öykü kitabı olur,içinden bir öykü okur, öyle uyurdum.
Uzun zamandır başucu kitabım yoktu.
Sonra Yekta Kopan'ın bu kitabını başucu kitabı yaptım.
Kitabı ismi: Aşk mutfağından Yalnızlık Tarifleri



Bu kitabın içindeki öykülerde, kahramanlar genelde yazar olmaya çalışan ve çokça yalnızlığından şikayet eden tiplerdi.
Bu benim kitaba yakınlık hissetmemin ilk sebebi oldu diyebilirim.

Yazar her bir öyküsünde bir başka çeşit yalnızlığı anlatıp, yalnızlık edebiyatı yapıyor.

Öykülerde hep karamsar ve mutsuz bir kişilik ön plana çıkıyor hatta bir öyküde şu satırlar geçiyor;
''Otuz ikilik mum boya takımım yanımda olsa her şeyin resmini baştan yapabilirim belki. Bu hayata nasıl yazılmak istiyorsam öyle çizerim kendimi...''

Öykü okumayı seviyorsanız ''Sait Faik Hikaye armağanı'' ödüllü bu kitabı da seversiniz diye düşünüyorum.
Ama ilk kez bir öykü kitabı okuyacaksanız unutmayın;
öykü kitapları mucizevi, harika hikayeler barındırmaz, daha gerçekçi sıradan hikayelerle doludur.

Ben Yekta Kopan'ı Gece Gündüz programında izlerdim.
Sonra Geleceğe Dönüş filminde aşık olduğum Marty Mcfly' i, Buz Devrinde Sid' i onun seslendirdiğini anladığımda hayranlığım da arttı ve yazarlığını keşfetmek isteyerek bu kitapla bir başlangıç yaptım.
Keşfetmeye de devam edeceğim.
Geçen hafta Üniversitemize söyleşiye geldi,kitabımı imzalattım, hatta kendisi ile bir selfie fotoğrafım var.
Ama bu mevzu biraz uzun, onu sonra anlatır, başınızı ağrıtırım.

Kitaptan son alıntımı ise tüm Hacıfışfışlara armağan ediyorum. :)
''Dünyaya, çoğu kez aptal durumuna düşmeme sebep olan. romantik çerçeveden bakıyorum.''