''Kalabalıklar içinde yalnız olmak'' aforizması var, hani ben gibi melankoliklerin pek bi' sevdiği!

Az biraz arabesk ama güzel söz, hadi benim hatrıma kabul edin.
Bende kalabalıklar içinde yalnız olduğumu iddia ediyorum.
Yapma Nabrut! bu çok klasik demeyin.
Hakikaten bazen kalabalıktan kafam karışıyor beynim yoruluyor.

Eve misafir gelir ve toplam çocuk nüfusunun bir kreşe denk geldiği durumlar olur.
Onlar gider ,siz kafanızın içine adeta bir balon girmiş, şişirilmiş ve gerneşmiş gibi hissedersiniz ya, beynim öyle kalabalıklaşıyor işte.
Bazen ya da yok yok hayır genelde.

Ama bu kalabalık sandığınız gibi değil.

Şöyle;

''Bir kitap okuyorum, o okuduğum hayatın içine giriyorum.
Bir sürü insan...


Bir dizi izliyorum o dizi ile bir hayatın içine giriyorum.
Bir sürü insan.

Bazen birkaç diziyi yada filmi beraber izlediğimi düşünün.
Çok daha fazla insan, bir sürü...

Gece başucu kitabım var.
Her gece bir öykü.
Her öykü bir hayat. Her gece yeni insanlar.
Bir sürü insan.

Bloglarda hayatlarını okuduklarım, instagramda, twitterda konuştuklarım.
Burada siz...
Ne çok insan değil mi?''



Çok kalabalığım demiştim.
Bir sürü insanın hayatına uğrayıp çıkıyorum ya da onlar benim hayatıma...
Gerçekte yoklar ama varlar, varsınız...
Ne karışık. Ama gerçek.

İşte tüm bunlara karşılık, aslında bu kadar insanla, bu kadar kalabalık yaşarken, hayatımdaki reel insan sayısının buna oranı yalnızlık diyebileceğim bir ölçüye denk geliyor..

Çoğunuz benim gibi öyle değil mi?
Kalabalıklar içinde yalnız.

Not: Blog'unu okuduğunuz birinden ya da o birinin başına gelen bir şeyden ailenize, arkadaşlarınıza reel insan gibi bahsedip nereden duydun, o kim?, nereden biliyorsun gibi soruları karşısında afalladığınız, ne cevap versem diye düşündüğünüz olmadı mı hiç?
Not2: Resimdeki nine benim. Öyle farz edin :)
Not3: Hakikat şu ki sanal kalabalıklığımı bir çok gerçek arkadaşımdan daha çok seviyorum.
Sanalda kalabalık olmaktan hiç şikayetim yok. Şikayetim reelde yalnız olmak!

Nabroşka Moskof'tan bildirdi